Avrupa

Alman Polisi Namaz Sırasında Cami Bastı Botlarla Halılarda Dolaştı

23 Ekim 2020 01:59

Almanya'nın Berlin kentindeki Mevlana Camii’ne sabah namazı sırasında baskın düzenleyen polisler üzerinde namaz kılınan halılara botlarla bastı. Camideki arama biçimi orantısız bulundu ve tepkiyle karşılandı. Dışişleri Bakanlığı, cami baskınını kınadı.

Berlin’de çarşamba sabah namazı saatlerinde techizatlı 150 polisin katılımıyla Mevlana Camii’ne baskın düzenlendi. Alman polisi ibadet edilen halıların üzerinde dolaştı. İçerdekilerin tepkilerine ise aldırış etmedi.

Alman polisinin namaz vaktinde Mevlana Camisi’nin halılarına botlarla basması ve namaz vaktinde arama yapılması tepkilere yol açtı.

“Namaza Devam Ettik”

Aramalar sırasında camide bulunan Ali Özkan, gazetecilere yaptığı açıklamada, sabah namazının farzını kılmak için namaza durduklarında arka taraftan sesler geldiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Biz namaza devam ettik. 'Herhalde kendisini bilmezin biri camiye geldi ve içeride bağırıyor' diye düşündük. Polis sesleri fazlalaşınca bir kontrolün olduğunu fark ettik. Biz namazımıza devam ettik. Namazımızı bitirdikten sonra takriben 50 kadar polisin ayakkabılarıyla cami içinde dolaştığını görünce biz 'Niye ayakkabınızla camimizin içine giriyorsunuz. Cami adabı sizde hiç mi yok. Aynı şekilde kiliseye veya sinagoga girebilir misiniz?' şeklinde tepki gösterdik. Onlar da, 'Elimizde arama talimatımız var, biz buna göre arama yapıyoruz’ dediler.” 

Özkan, cemaatin, polislerin ayakkabılarını çıkarması veya galoş giymesine ısrar etmesi üzerine yarım saat sonra polislerin başka halılar getirip serdiklerini aktardı.

Müslümanların bu şekilde sabah namazı sırasında camide  arama yapılmasından rahatsız olduğunu vurgulayan Özkan, “Camimize böyle bir baskın yapmaları bizi çok rahatsız etti. Bu şekilde arama yapılmasını şiddetle kınıyoruz” dedi.

“Bizi Derinden Üzmüştür”

Mevlana Camisi Derneği Başkanı İdris Kahraman da camide arama yapmadan önce kendi evinin de arandığı bilgisini paylaştı.

Kahraman, söz konusu yardım için yasal yollardan müracaat edildiğini, çok az miktarda bir yardımın kendilerine ulaştığını, bunun da gerekli yerlerde harcandığını belirterek, bu yardıma, yasal hak olduğu düşünülerek müracaat ettiklerini, ödemelerin de resmi kanallardan kendilerine yapıldığını anlattı.

Burada cami derneğinin bir hatasının olmadığını vurgulayan Kahraman, şöyle konuştu:

“Bu paranın hakkımız olmadığını iddia ediyorsa bir merci,  o zaman bizim müracaatımız daha önce geri çevirilmiş olunması lazımdı veya yanlışlıkla ödendiyse, iki satır bir yazıyla bu paranın iade edilmesi talep edilebilirdi. Bunu da biz iade ederdik. Ama camiye geldiğimizde gördük ki, sabah namazında cemaatle namaz kılınıyorken 150 polisle, eve değil, ahıra bile girilmeyecek pozisyonda camiye ayakkabılarla girildi ve cemaat namaz kılarken tedirgin edildi. Cami cemaatinin ciddi tepki göstermesi üzerinde halı cinsinden bir şey getirdiler.”

Alman Basını Baskının Nedenine Dair İddialar Ortaya Attı

Alman medyasında yer alan haberlere göre, Berlin Başsavcılığı Mevlana Camii çevresinde üç kişinin haksız yere koronavirüs nedeniyle verilen yardımlar için başvuruda bulunduğunu ve aldığını bildirdi. Bu arada, bir acil yardımın da cami derneğinin hesabına yatırıldığı ileri sürüldü.

Polis baskınının cami ve birkaç işyeriyle, bazı evlerde gerçekleştirildiği, değerlendirilmek üzere bir takım dosya ve bilgisayarlara el konulduğu bildirildi.

Mevlana Camii'nden Açıklama 

Öte yandan, gecenin ilerleyen saatlerinde, Milli Görüş’e ait olduğu aktarılan Mevlana Camii dernek yönetim kurulundan aramayla ilgili yazılı bir açıklama yapıldı. Sosyal medyada yayımlanan açıklamada şöyle denildi. 

“Korona acil yardımı için haksız başvuru yapmak suretiyle dolandırıcılık ithamını açık ve net bir şekilde reddediyoruz. Eğer başvurumuza dair açık hususlar var ise bunlar basit bir şekilde tarafımıza sorulup öğrenilebilir ve hızlıca açıklığa kavuşturulabilirdi. Ayrıca başvurumuz reddedilebilir veya tarafımıza yapılan ödemenin geri gönderilmesi talep edilebilirdi. Ancak yetkili mercilerden de Berlin Yatırım Bankası’ndan da (IBB) tarafımıza herhangi bir müracaat olmamıştır. 

İddialar kadar vahim olan bir diğer husus ise, sabahın erken saatlerinde, yüzleri maskeli 100’ü aşkın polis memurunun, cemaat sabah namazlarını eda ederken camiye baskın düzenlenmesidir. Anahtarla açabileceğimizi söylememize rağmen kapı ve bağış kutusu kırılmıştır. Altı saat boyunca sözde deliller toplanmıştır. 

Hem ilgili mercilerin suçlamaları hem de polisin tutumu asla kabul edilemez. İtham edilen eylem ile söz konusu tutum arasında büyük bir orantısızlık mevcuttur. Soruşturma makamlarınının 2014 yılında camimize yapılan kundaklama saldırısından sonra da bu kadar hassas hareket etmesini beklerdik, ki saldırı hâlâ aydınlatılmış değildir. Hukuki haklarımzı kullanacağımızın bilinmesini isteriz. 

Mevlana Camii sosyal faaliyetleriyle bütün Berlin’de bilinen, yerleşik bir cemiyettir. Bu niteliğinden dolayı takdir edileceği yerde, kendi haklılığını ispat etmeye mecbur bırakılmaktadır. Cemiyetimiz bunu asla hak etmemiştir.” 

Türkiye Cami Baskınını Kınadı

Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Berlin'deki Mevlana Camisi'nde sabah namazı için toplanıldığı esnada mali konuda yürütülen bir soruşturma kapsamında polis baskını yapıldığı hatırlatıldı. 

Caminin kentteki en eski ve merkezi ibadethanelerden biri olduğuna dikkati çekilen açıklamada, "Mevlana Camisi'ne polis tarafından yapılan baskını şiddetle kınıyoruz. Bu çirkin eylemle ibadet yerlerinin kutsallığına gösterilmesi gereken hassasiyet hiçe sayılmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada "Polislerin baskın bahanesiyle cami içinde botlarıyla dolaşmaları ve ibadethaneyi kirletmeleri hiçbir şekilde mazur görülemez. Bu çirkin eylemin ifade ve inanç özgürlüğü konusunda ders vermeye kalkan bir ülkenin başkentinde gerçekleştirilmesi ise ayrıca düşündürücüdür." ifadesine yer verildi.

Berlin’de çarşamba sabah namazı saatlerinde techizatlı 150 polisin katılımıyla Mevlana Camii’ne baskın düzenlendi. Alman polisi ibadet edilen halıların üzerinde dolaştı. İçerdekilerin tepkilerine ise aldırış etmedi.

Alman polisinin namaz vaktinde Mevlana Camisi’nin halılarına botlarla basması ve namaz vaktinde arama yapılması tepkilere yol açtı.

“Namaza Devam Ettik”

Aramalar sırasında camide bulunan Ali Özkan, gazetecilere yaptığı açıklamada, sabah namazının farzını kılmak için namaza durduklarında arka taraftan sesler geldiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Biz namaza devam ettik. 'Herhalde kendisini bilmezin biri camiye geldi ve içeride bağırıyor' diye düşündük. Polis sesleri fazlalaşınca bir kontrolün olduğunu fark ettik. Biz namazımıza devam ettik. Namazımızı bitirdikten sonra takriben 50 kadar polisin ayakkabılarıyla cami içinde dolaştığını görünce biz 'Niye ayakkabınızla camimizin içine giriyorsunuz. Cami adabı sizde hiç mi yok. Aynı şekilde kiliseye veya sinagoga girebilir misiniz?' şeklinde tepki gösterdik. Onlar da, 'Elimizde arama talimatımız var, biz buna göre arama yapıyoruz’ dediler.” 

Özkan, cemaatin, polislerin ayakkabılarını çıkarması veya galoş giymesine ısrar etmesi üzerine yarım saat sonra polislerin başka halılar getirip serdiklerini aktardı.

Müslümanların bu şekilde sabah namazı sırasında camide  arama yapılmasından rahatsız olduğunu vurgulayan Özkan, “Camimize böyle bir baskın yapmaları bizi çok rahatsız etti. Bu şekilde arama yapılmasını şiddetle kınıyoruz” dedi.

“Bizi Derinden Üzmüştür”

Mevlana Camisi Derneği Başkanı İdris Kahraman da camide arama yapmadan önce kendi evinin de arandığı bilgisini paylaştı.

Kahraman, söz konusu yardım için yasal yollardan müracaat edildiğini, çok az miktarda bir yardımın kendilerine ulaştığını, bunun da gerekli yerlerde harcandığını belirterek, bu yardıma, yasal hak olduğu düşünülerek müracaat ettiklerini, ödemelerin de resmi kanallardan kendilerine yapıldığını anlattı.

Burada cami derneğinin bir hatasının olmadığını vurgulayan Kahraman, şöyle konuştu:

“Bu paranın hakkımız olmadığını iddia ediyorsa bir merci,  o zaman bizim müracaatımız daha önce geri çevirilmiş olunması lazımdı veya yanlışlıkla ödendiyse, iki satır bir yazıyla bu paranın iade edilmesi talep edilebilirdi. Bunu da biz iade ederdik. Ama camiye geldiğimizde gördük ki, sabah namazında cemaatle namaz kılınıyorken 150 polisle, eve değil, ahıra bile girilmeyecek pozisyonda camiye ayakkabılarla girildi ve cemaat namaz kılarken tedirgin edildi. Cami cemaatinin ciddi tepki göstermesi üzerinde halı cinsinden bir şey getirdiler.”

Alman Basını Baskının Nedenine Dair İddialar Ortaya Attı

Alman medyasında yer alan haberlere göre, Berlin Başsavcılığı Mevlana Camii çevresinde üç kişinin haksız yere koronavirüs nedeniyle verilen yardımlar için başvuruda bulunduğunu ve aldığını bildirdi. Bu arada, bir acil yardımın da cami derneğinin hesabına yatırıldığı ileri sürüldü.

Polis baskınının cami ve birkaç işyeriyle, bazı evlerde gerçekleştirildiği, değerlendirilmek üzere bir takım dosya ve bilgisayarlara el konulduğu bildirildi.

Mevlana Camii'nden Açıklama 

Öte yandan, gecenin ilerleyen saatlerinde, Milli Görüş’e ait olduğu aktarılan Mevlana Camii dernek yönetim kurulundan aramayla ilgili yazılı bir açıklama yapıldı. Sosyal medyada yayımlanan açıklamada şöyle denildi. 

“Korona acil yardımı için haksız başvuru yapmak suretiyle dolandırıcılık ithamını açık ve net bir şekilde reddediyoruz. Eğer başvurumuza dair açık hususlar var ise bunlar basit bir şekilde tarafımıza sorulup öğrenilebilir ve hızlıca açıklığa kavuşturulabilirdi. Ayrıca başvurumuz reddedilebilir veya tarafımıza yapılan ödemenin geri gönderilmesi talep edilebilirdi. Ancak yetkili mercilerden de Berlin Yatırım Bankası’ndan da (IBB) tarafımıza herhangi bir müracaat olmamıştır. 

İddialar kadar vahim olan bir diğer husus ise, sabahın erken saatlerinde, yüzleri maskeli 100’ü aşkın polis memurunun, cemaat sabah namazlarını eda ederken camiye baskın düzenlenmesidir. Anahtarla açabileceğimizi söylememize rağmen kapı ve bağış kutusu kırılmıştır. Altı saat boyunca sözde deliller toplanmıştır. 

Hem ilgili mercilerin suçlamaları hem de polisin tutumu asla kabul edilemez. İtham edilen eylem ile söz konusu tutum arasında büyük bir orantısızlık mevcuttur. Soruşturma makamlarınının 2014 yılında camimize yapılan kundaklama saldırısından sonra da bu kadar hassas hareket etmesini beklerdik, ki saldırı hâlâ aydınlatılmış değildir. Hukuki haklarımzı kullanacağımızın bilinmesini isteriz. 

Mevlana Camii sosyal faaliyetleriyle bütün Berlin’de bilinen, yerleşik bir cemiyettir. Bu niteliğinden dolayı takdir edileceği yerde, kendi haklılığını ispat etmeye mecbur bırakılmaktadır. Cemiyetimiz bunu asla hak etmemiştir.” 

Türkiye Cami Baskınını Kınadı

Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Berlin'deki Mevlana Camisi'nde sabah namazı için toplanıldığı esnada mali konuda yürütülen bir soruşturma kapsamında polis baskını yapıldığı hatırlatıldı. 

Caminin kentteki en eski ve merkezi ibadethanelerden biri olduğuna dikkati çekilen açıklamada, "Mevlana Camisi'ne polis tarafından yapılan baskını şiddetle kınıyoruz. Bu çirkin eylemle ibadet yerlerinin kutsallığına gösterilmesi gereken hassasiyet hiçe sayılmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada "Polislerin baskın bahanesiyle cami içinde botlarıyla dolaşmaları ve ibadethaneyi kirletmeleri hiçbir şekilde mazur görülemez. Bu çirkin eylemin ifade ve inanç özgürlüğü konusunda ders vermeye kalkan bir ülkenin başkentinde gerçekleştirilmesi ise ayrıca düşündürücüdür." ifadesine yer verildi.