Avrupa

BM'nin Türkiye-Libya Anlaşması'nı Kayda Geçirmesi Ne Anlama Geliyor?

02 Ekim 2020 20:36

Birleşmiş Milletler, Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019'da imzalanan ve iki ülkenin Akdeniz'deki deniz yetki alanlarını belirleyen anlaşmasını kayıtlara geçirdiğini duyurdu. Türk yetkililer, duyuruyu "anlaşmanın tescili" olarak değerlendirdi. Peki anlaşmanın Birleşmiş Milletler kayıtlarına geçmesinin anlamı ne?

11 Aralık 2019'da Birleşmiş Milletler'e (BM) sunulan Libya-Türkiye anlaşmasının kayıt onay metninde, şu ifadeler yer alıyor:

"Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin 102. Maddesi gereğince aşağıdaki uluslararası anlaşmanın Sekreterlik'e kaydedildiğini onaylar."

Ardından da 27 Kasım tarihli Türkiye-Libya anlaşmasının ismi ve onay tarihi yazıyor: 30 Eylül 2020

Onayı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Twitter hesabından "BM anlaşmayı tescil etti" ifadeleriyle duyurdu:

Peki uluslararası bir anlaşmanın BM tarafından kayıt altına alınması ne anlama geliyor?

Anlaşma kayıt altına alınırken dayandırılan 102. Madde'de, "Herhangi bir BM üyesinin tarafı olduğu her uluslararası anlaşmanın kaydedilmesi gerektiği" belirtiliyor:

"BM Sözleşmesi yürürlüğe girdikten sonra, herhangi bir BM üyesinin taraf olduğu her antlaşma ve her uluslararası sözleşme, mümkün olan en kısa süre içerisinde Sekreterlik'e kaydolmalı ve Sekreterlik tarafından bu yayımlanmalıdır."

BM Sözleşmesi'nde yer alan bu maddenin amacı, "kapalı kapılar ardında gizli diplomasi yürütülmesini engellemek" ve şeffaflığı sağlamak. Böylece iki veya daha fazla tarafın üzerinde uzlaştığı tüm anlaşmalar, herkese açık hale geliyor.

İki veya daha fazla ülke arasında imzalanan antlaşma ve sözleşmeler imza atıldığı şekliyle ve (BM'nin resmi dilleri olan) hem İngilizce hem Fransızca dillerinde, hem elektronik ortamda hem de basılı kopyası BM Genel Sekreterliği'ne (BMGS) bildirilmek zorunda.

Taraflardan sadece birinin bildirmesi halinde de anlaşma, BMGS gündemine alınıyor.

BMGS'nin de, imzacı tarafların tümü tarafından yürürlüğe sokmasının ardından en kısa zamanda bunu tüm dünyanın erişimine açık şekilde yayımlamak ve arşive kaydetmek yükümlülüğü var. Anlaşmada herhangi bir değişiklik yapıldığı takdirde taraflar bunu da BMGS'ye bildirmek zorunda, böylece güncellemeler de kayıt altına alınıyor.

27 Kasım'da imzalanan anlaşma 7 Aralık'ta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ve 20 Aralık'ta BM'nin meşru kabul ettiği Trablus'taki Ulusal Mutabakat Hükümeti Bakanlar Kurulu'nda onaylandı. Böylece imzacı tarafların iç hukuk süreci tamamlandıktan sonra BMGS'nin gündemine girdi.

Anlaşmanın BM Sözleşmesi'nin 102. Maddesi kapsamında kayda geçirilmesi için Türkiye, 11 Aralık 2019'da metni BMGS'ye iletmişti.

"Kayda Geçirilen" Anlaşmaların Bağlayıcılığıyla İlgili Bir Madde Bulunmuyor

Birleşmiş Milletler 1945 yılında kurulmadan önce var olan Milletler Cemiyeti'nde de "diplomaside şeffaflığı sağlamak için" 102. Madde'ye benzer bir madde vardı.

Gelecekte de arşivden ulaşılabilecek olan uluslararası anlaşmaların kayıtları, Milletler Cemiyeti'nin çalışmalarının devamı olarak aynı ortamda saklanmaya devam ediyor.

BM Sözleşmesi'nde yer alan yaklaşık 65 sayfalık 102. Madde'de, BMGS tarafından kayda geçirilen ve yayımlanan uluslararası anlaşmaların, imzacı ülkelerin haricinde herhangi bir ülke, kurum, özel ya da tüzel kişi için bağlayıcılığına ilişkin bir ifade yer almıyor.

Birbiriyle çelişen ve farklı tarafların imzacı olduğu birçok anlaşma, pratikte uygulanmasına ya da ihtilaf oluşturup oluşturmadığına bakılmaksızın, şeffaf bir diplomasi yürütülmesi için kayıt altına alınıyor ve herkesin erişimine açık hale getiriliyor.

Maddede, kararın nasıl uygulanacağı ve neden alındığı anlatılıyor:

"Bu maddenin amacı sadece yasal kayıt değil, aynı zamanda anlaşmaların yayımlanmasıdır. Kaydedilmeyen anlaşmaların yayımlanması mümkün olmayacağı için Birleşmiş Milletler'in yayımlamakla yükümlü olduğu anlaşmaları kaydetmeye dair bir etik vazifesi de bulunmaktadır.

"102. Madde'nin Sözleşme'ye geçirilmesinin amacı, açık diplomasiyi teşvik etmektir. Bu tarz uluslararası anlaşmalara erişimin zaman geçtikçe daha da zorlaşması sebebiyle, 102. Madde, anlaşmaları, gelecek yıllarda da kolayca ulaşılabilmesini garanti altına almak için kaydetmeyi ve yayımlamayı amaçlar."

Buna göre anlaşmaları bildirmemeleri durumunda taraflar, herhangi bir zamanda veya koşulda maddelerin uygulanması için BM kurumlarına ihtiyaç duyarsa, bunu yapamayacak. BMGS tarafından kayda geçirilip yayımlanmamış hiçbir anlaşma, BM kurumlarına götürülemiyor.

Türkiye'nin de uluslararası mahkemelerde Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon yatakları ya da deniz yetki alanlarıyla ilgili bir dava görülmesi halinde bu anlaşmayı sunması için, BMGS'ye kaydettirmesi gerekiyordu.

Aynı Gün Mısır ve Kıbrıs Arasındaki Anlaşma da BMGS Kayıtlarına Girdi

BM'nin Libya-Türkiye Deniz Yetki Alanları Anlaşması'nı kayda geçirdiğini duyurduğu hafta, başka birçok anlaşma daha sisteme kaydedildi.

Bunlardan ikisi, 23 Aralık 2019'da kayıt için BM'ye sunulan, Mısır ve Kıbrıs arasında imzalanan iki anlaşmaydı.

Biri 12 Aralık 2013'te Kahire'de imzalanan ancak BM'ye kayıt için 10 yıl sonra, Türkiye ve Libya'nın anlaşmalarını BM'ye sunmasının ardından, 23 Aralık 2019'da gönderilen "Ortak bölgede hidrokarbon kaynaklarının geliştirilmesi" anlaşması.

Bu anlaşma, iki ülkenin Doğu Akdeniz'de ikili anlaşmalarla belirlediği deniz yetki alanlarının kesişim yerlerinde ortak hidrokarbon yatakları geliştirme faaliyeti yürütmelerinin önünü açıyor.

Diğeri ise 19 Eylül 2018'de Lefkoşa'da imzalanan ve yine 23 Aralık 2019'da BM'ye sunulan "Kıbrıs Cumhuriyeti ve Mısır arasında Denizaltından Doğrudan Doğalgaz Boru Hattı İnşası" anlaşması.

Bu anlaşmaların ikisi de 28 Eylül 2020'de BMGS tarafından kayda geçirilerek yayımlandı.

11 Aralık 2019'da Birleşmiş Milletler'e (BM) sunulan Libya-Türkiye anlaşmasının kayıt onay metninde, şu ifadeler yer alıyor:

"Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin 102. Maddesi gereğince aşağıdaki uluslararası anlaşmanın Sekreterlik'e kaydedildiğini onaylar."

Ardından da 27 Kasım tarihli Türkiye-Libya anlaşmasının ismi ve onay tarihi yazıyor: 30 Eylül 2020

Onayı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Twitter hesabından "BM anlaşmayı tescil etti" ifadeleriyle duyurdu:

Peki uluslararası bir anlaşmanın BM tarafından kayıt altına alınması ne anlama geliyor?

Anlaşma kayıt altına alınırken dayandırılan 102. Madde'de, "Herhangi bir BM üyesinin tarafı olduğu her uluslararası anlaşmanın kaydedilmesi gerektiği" belirtiliyor:

"BM Sözleşmesi yürürlüğe girdikten sonra, herhangi bir BM üyesinin taraf olduğu her antlaşma ve her uluslararası sözleşme, mümkün olan en kısa süre içerisinde Sekreterlik'e kaydolmalı ve Sekreterlik tarafından bu yayımlanmalıdır."

BM Sözleşmesi'nde yer alan bu maddenin amacı, "kapalı kapılar ardında gizli diplomasi yürütülmesini engellemek" ve şeffaflığı sağlamak. Böylece iki veya daha fazla tarafın üzerinde uzlaştığı tüm anlaşmalar, herkese açık hale geliyor.

İki veya daha fazla ülke arasında imzalanan antlaşma ve sözleşmeler imza atıldığı şekliyle ve (BM'nin resmi dilleri olan) hem İngilizce hem Fransızca dillerinde, hem elektronik ortamda hem de basılı kopyası BM Genel Sekreterliği'ne (BMGS) bildirilmek zorunda.

Taraflardan sadece birinin bildirmesi halinde de anlaşma, BMGS gündemine alınıyor.

BMGS'nin de, imzacı tarafların tümü tarafından yürürlüğe sokmasının ardından en kısa zamanda bunu tüm dünyanın erişimine açık şekilde yayımlamak ve arşive kaydetmek yükümlülüğü var. Anlaşmada herhangi bir değişiklik yapıldığı takdirde taraflar bunu da BMGS'ye bildirmek zorunda, böylece güncellemeler de kayıt altına alınıyor.

27 Kasım'da imzalanan anlaşma 7 Aralık'ta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ve 20 Aralık'ta BM'nin meşru kabul ettiği Trablus'taki Ulusal Mutabakat Hükümeti Bakanlar Kurulu'nda onaylandı. Böylece imzacı tarafların iç hukuk süreci tamamlandıktan sonra BMGS'nin gündemine girdi.

Anlaşmanın BM Sözleşmesi'nin 102. Maddesi kapsamında kayda geçirilmesi için Türkiye, 11 Aralık 2019'da metni BMGS'ye iletmişti.

"Kayda Geçirilen" Anlaşmaların Bağlayıcılığıyla İlgili Bir Madde Bulunmuyor

Birleşmiş Milletler 1945 yılında kurulmadan önce var olan Milletler Cemiyeti'nde de "diplomaside şeffaflığı sağlamak için" 102. Madde'ye benzer bir madde vardı.

Gelecekte de arşivden ulaşılabilecek olan uluslararası anlaşmaların kayıtları, Milletler Cemiyeti'nin çalışmalarının devamı olarak aynı ortamda saklanmaya devam ediyor.

BM Sözleşmesi'nde yer alan yaklaşık 65 sayfalık 102. Madde'de, BMGS tarafından kayda geçirilen ve yayımlanan uluslararası anlaşmaların, imzacı ülkelerin haricinde herhangi bir ülke, kurum, özel ya da tüzel kişi için bağlayıcılığına ilişkin bir ifade yer almıyor.

Birbiriyle çelişen ve farklı tarafların imzacı olduğu birçok anlaşma, pratikte uygulanmasına ya da ihtilaf oluşturup oluşturmadığına bakılmaksızın, şeffaf bir diplomasi yürütülmesi için kayıt altına alınıyor ve herkesin erişimine açık hale getiriliyor.

Maddede, kararın nasıl uygulanacağı ve neden alındığı anlatılıyor:

"Bu maddenin amacı sadece yasal kayıt değil, aynı zamanda anlaşmaların yayımlanmasıdır. Kaydedilmeyen anlaşmaların yayımlanması mümkün olmayacağı için Birleşmiş Milletler'in yayımlamakla yükümlü olduğu anlaşmaları kaydetmeye dair bir etik vazifesi de bulunmaktadır.

"102. Madde'nin Sözleşme'ye geçirilmesinin amacı, açık diplomasiyi teşvik etmektir. Bu tarz uluslararası anlaşmalara erişimin zaman geçtikçe daha da zorlaşması sebebiyle, 102. Madde, anlaşmaları, gelecek yıllarda da kolayca ulaşılabilmesini garanti altına almak için kaydetmeyi ve yayımlamayı amaçlar."

Buna göre anlaşmaları bildirmemeleri durumunda taraflar, herhangi bir zamanda veya koşulda maddelerin uygulanması için BM kurumlarına ihtiyaç duyarsa, bunu yapamayacak. BMGS tarafından kayda geçirilip yayımlanmamış hiçbir anlaşma, BM kurumlarına götürülemiyor.

Türkiye'nin de uluslararası mahkemelerde Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon yatakları ya da deniz yetki alanlarıyla ilgili bir dava görülmesi halinde bu anlaşmayı sunması için, BMGS'ye kaydettirmesi gerekiyordu.

Aynı Gün Mısır ve Kıbrıs Arasındaki Anlaşma da BMGS Kayıtlarına Girdi

BM'nin Libya-Türkiye Deniz Yetki Alanları Anlaşması'nı kayda geçirdiğini duyurduğu hafta, başka birçok anlaşma daha sisteme kaydedildi.

Bunlardan ikisi, 23 Aralık 2019'da kayıt için BM'ye sunulan, Mısır ve Kıbrıs arasında imzalanan iki anlaşmaydı.

Biri 12 Aralık 2013'te Kahire'de imzalanan ancak BM'ye kayıt için 10 yıl sonra, Türkiye ve Libya'nın anlaşmalarını BM'ye sunmasının ardından, 23 Aralık 2019'da gönderilen "Ortak bölgede hidrokarbon kaynaklarının geliştirilmesi" anlaşması.

Bu anlaşma, iki ülkenin Doğu Akdeniz'de ikili anlaşmalarla belirlediği deniz yetki alanlarının kesişim yerlerinde ortak hidrokarbon yatakları geliştirme faaliyeti yürütmelerinin önünü açıyor.

Diğeri ise 19 Eylül 2018'de Lefkoşa'da imzalanan ve yine 23 Aralık 2019'da BM'ye sunulan "Kıbrıs Cumhuriyeti ve Mısır arasında Denizaltından Doğrudan Doğalgaz Boru Hattı İnşası" anlaşması.

Bu anlaşmaların ikisi de 28 Eylül 2020'de BMGS tarafından kayda geçirilerek yayımlandı.