Türkiye

Çavuşoğlu: Türkiye'nin Geleceğini AB'de Görüyoruz, AB Reformlara Destek Olmalı

12 Ocak 2021 18:16

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Türkiye'nin geleceğini Avrupa’da gördüklerini ve bunu birlikte inşa etmek istediklerini açıkladı.

AB ülkelerinin Ankara büyükelçileriyle Çankaya Köşkü'nde bir araya gelen Çavuşoğlu, "Türkiye ile AB karşı karşıya getirilmeye çabalandı. Örneğin, kendi üyeleri arasındaki deniz alanları sorununda taraf tutmayan, hatta bu konuda yetkisi bulunmadığını açıklayan AB, mesele Türkiye olunca, tam tersi davrandı. Bu süreçte, 'dayanışma' gibi olumlu bir kavram kötüye kullanıldı. Diyalog çağrı ve çabalarımıza rağmen tek tarafın talepleri dayatıldı." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da kasım ayında yaptığı açıklamada, "Kendimizi başka yerde değil Avrupa'da görüyoruz. Geleceğimizi AB ile kurmayı tasavvur ediyoruz." demişti.

Öte yandan Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, pazartesi günü Fransız basınına yaptığı açıklamada Türkiye ile ilişkilerin geçen yıldan bu yana kademeli olarak kötüleştiğini ve Ankara'nın aylardır bir müttefik gibi hareket etmediğini söyledi. Parly., Ankara'dan 'söz' yerine somut eylemler beklediklerini dile getirdi.

'Dendias'la da bir araya gelme konusunda mutabıkız'

Çavuşoğlu, Türkiye'nin Yunanistan’la istikşafi görüşmeler için tarih önerilerinde bulunduğunu ve görüşmelerin bu ay İstanbul'da yapılacağını da belirtti. Çavuşoğlu, "Daha sonra Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias'la da bir araya gelme konusunda da mutabıkız. Tarihini daha sonra belirleyeceğiz." dedi.

Fransa ile de yol haritası üzerinde çalıştıklarını anlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Genel müdür, direktörler düzeyinde bölgesel, ikili, konsolosluk ve güvenlik konularında istişarelere başlıyoruz ama bu yol haritası sadece iki ülke arasındaki istişareleri kapsamıyor. İlişkilerimizin önce normalleşmesi, daha sonra daha da geliştirilmesi konusunda bu yol haritası üzerinde arkadaşlarımız halen çalışıyor."

'Türkiye, AB üyelik sürecine bağlıdır'

Çavuşoğlu, "Türkiye, Avrupa'dadır ve Avrupa kaderimizin bir parçasıdır. Bunun tersi de Avrupa bakımından geçerlidir." dedi.

Türkiye'nin bugün Suriye, Libya, Kafkaslar, Balkanlar, Orta Doğu ve Karadeniz güvenliği gibi birçok alanda önemli bir aktör olduğunu, göç, enerji, ticaret, tedarik zincirleri, ulaştırma, iletişim, bağlanırlık, güvenlik, terörle mücadele, NATO ve savunma konularında da hayati bir oyuncu olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, "Bütün bu konular Avrupa güvenlik ve refahı için de hayati önem taşımaktadır. Birlikte hareket edersek her alanda önemli değişimler sağlayabiliriz. Türkiye olarak biz bu ortaklığa hazırız." ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Türkiye ve AB arasındaki bu hayati iş birliğinin, yıllardır çözülemeyen bazı ikili meseleler nedeniyle, hayata geçirilememesinin, bütün Avrupa için bir kayıp olduğunu söyledi.

Bakan Çavuşoğlu, "Bizim önerimiz, ikili meselelerin diyalog yoluyla ayrı formatlarda çözüm yoluna koyulması, bu sırada AB ile ilişkilerimizdeki somut alanlarda ilerleme kaydedilmesidir. Türkiye, AB üyelik sürecine bağlıdır. AB’den olumlu karşılık bulursak biz de gerekli iradeyi gösteririz." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: AB ile ilişkilerimizi yeniden rayına oturtmak için hazırız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "(AB ile) ülke olarak uzun vadeli bakış açısıyla olumlu gündem oluşturmak ve ilişkilerimizi yeniden rayına oturtmak için hazırız" dedi. 2020 yılının Türkiye-AB ilişkileri bakımından kolay geçmediğini belirten Erdoğan, "Geride bıraktığımız dönemde çoğu da suni olarak üretilen pek çok tatsız sorunla uğraşmak zorunda kaldık." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Ankara büyükelçileriyle Çankaya Köşkü'nde bir araya geldi.

"Ülkemizin 60 yılı bulan üyelik süreci nasıl bizim için stratejik bir tercihse AB'nin ülkemizi tam üyeliğe kabul etmesi de birliğin geleceği açısından ontolojik bir tercih olacaktır." diyen Erdoğan şöyle konuştu:

  • "(Gümrük Birliği'nde güncelleme) Göç konusunda değişen gerçekleri göz önüne alacak, ilişkilerimize güven ve ivme kazandıracak şekilde yapılmalı. Brexit ile beraber artan belirsizlik ancak Türkiye'nin Avrupa ailesinde hak ettiği yeri almasıyla giderilebilecektir. 2021 senesini AB-Türkiye ilişkileri açısından başarıya tahvil etmek elimizdedir. Gerek Brüksel'e gerek başkentlerinize yapacağınız yönlendirmelerle Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılmasına destek vermenizi bekliyoruz."
  • "2020 senesi Türkiye-AB ilişkileri bakımından maalesef kolay geçmedi. Geride bıraktığımız dönemde çoğu da suni olarak üretilen pek çok tatsız sorunla uğraşmak zorunda kaldık. Bazı üye ülkeler, Türkiye ile ikili problemlerini AB koridorlarında çözme çabasına girdi. Birlik dayanışması bahanesinin ardına sığınılarak Türkiye-AB gündemi suistimal edildi. Bu yaklaşım bir yandan köklü münasebetlerimizi esir alırken, diğer yandan birliğin bölgesel ve küresel güç olma iddiasını da zayıflatıyor. 'Stratejik körlük' olarak nitelendirdiğimiz bu tavrın en somut göstergesi, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs meselesidir. Her iki konuda da Türkiye ciddi haksızlıklara maruz kalmıştır. Oysa Türkiye, Akdeniz'in en uzun kıyı şeridine sahip ülkesidir."

'Türkiye, Akdeniz'de barıştan yana'

Türkiye'nin şimdiye kadar hayata geçirdiği enerji projeleri ile Avrupa'nın enerji arz güvenliğine önemli katkılarda bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, "Biz, Doğu Akdeniz'de hakkımız olmayan bir şeyi talep etmiyoruz. Bölgede var olan hidrokarbon kaynakları konusunda ülkemizin ve milletimizin meşru menfaatlerini korumaya çalışıyoruz. Hiçbir geçerliliği olmayan maksimalist haritalar üzerinden ülkemizin sahillerine hapsedilme girişimlerine itiraz ediyoruz." dedi.

Erdoğan, geçen aylarda yaşanan kimi hadiselerde Türkiye'nin, haklarını koruma kararlılığını gösterdiğini hatırlatarak, şunları ifade etti:

"Türkiye'nin ve KKTC'nin içinde yer almadığı hiçbir denklemden Akdeniz barışı çıkmayacağı herhalde artık anlaşılmıştır. Altını çizerek ifade etmek isterim ki Türkiye, Akdeniz'de gerilimden değil, barıştan, iş birliğinden, hakkaniyetten ve adaletten yanadır. Akdeniz, bizleri ayıran değil, hepimizi birbirimize yakınlaştıran, birleştiren, iş birliğimizi güçlendiren bir denizdir, öyle olmalıdır. Akdeniz, Cezayir'den Mısır'a, Libya'dan Tunus'a, Filistin'den İsrail'e, Türkiye'den Yunanistan'a, İtalya'dan İspanya'ya kadar tüm ülkeleri ve halklarıyla büyük ailemizin çatısı, ortak yuvasıdır. Doğu Akdeniz'i bir rekabet alanı olmaktan çıkartıp uzun vadeli çıkarlarımıza hizmet edecek bir iş birliği havzası haline getirmeliyiz. Gündeme getirdiğimiz Doğu Akdeniz Konferansı'nın da bu amaca hizmet edeceğini düşünüyoruz."

Erdoğan, Kıbrıs Türkleri dahil tüm tarafları bir araya getirecek bir enerji iş birliği forumu kurulmasının faydalı olacağı kanaatinde olduklarını dile getirdi.

'Alternatifleri tartışmamız gerekiyor'

Erdoğan, Yunanistan'ın Navtex ilanı gibi amacı belli bir uluslararası imkanı, sahaların sadece yüzde 10'unu kullanarak yeni bir gerginlik sebebi haline dönüştürecek kadar ileri gittiğinin altını çizerek, şöyle konuştu:

"Son yıllarda, hava sahası ihlallerini ve gayri askeri statüdeki adalarda özellikle hukuka aykırı faaliyetlerini artıran Yunanistan'ı gerginliği tırmandırıcı faaliyetlerinden vazgeçmeye davet ediyoruz. Komşumuz Yunanistan ile 25 Ocak'ta başlayacak istikşafi görüşmelerin inşallah yeni bir dönemin habercisi olacağına inanıyorum. AB'nin hem bu konularda hem de Kıbrıs meselesinde samimi bir özeleştiri yapması gerekiyor. AB, Kıbrıs'ta 2004 yılında çözüme 'hayır' diyen Rum tarafını tam üyelikle ödüllendirirken, referanduma 'evet' diyen Kıbrıs Türküne verdiği taahhütleri unutmuştur. Bunları da yerine getirmesini bekliyoruz. Son dönemde, AB'nin Kıbrıs Türk tarafıyla üst düzey hiçbir teması olmamıştır. Hal böyleyken AB, Kıbrıs meselesinin çözümünde nasıl kolaylaştırıcı bir rol oynayabilir?"

AB ülkelerinin Ankara büyükelçileriyle Çankaya Köşkü'nde bir araya gelen Çavuşoğlu, "Türkiye ile AB karşı karşıya getirilmeye çabalandı. Örneğin, kendi üyeleri arasındaki deniz alanları sorununda taraf tutmayan, hatta bu konuda yetkisi bulunmadığını açıklayan AB, mesele Türkiye olunca, tam tersi davrandı. Bu süreçte, 'dayanışma' gibi olumlu bir kavram kötüye kullanıldı. Diyalog çağrı ve çabalarımıza rağmen tek tarafın talepleri dayatıldı." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da kasım ayında yaptığı açıklamada, "Kendimizi başka yerde değil Avrupa'da görüyoruz. Geleceğimizi AB ile kurmayı tasavvur ediyoruz." demişti.

Öte yandan Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, pazartesi günü Fransız basınına yaptığı açıklamada Türkiye ile ilişkilerin geçen yıldan bu yana kademeli olarak kötüleştiğini ve Ankara'nın aylardır bir müttefik gibi hareket etmediğini söyledi. Parly., Ankara'dan 'söz' yerine somut eylemler beklediklerini dile getirdi.

'Dendias'la da bir araya gelme konusunda mutabıkız'

Çavuşoğlu, Türkiye'nin Yunanistan’la istikşafi görüşmeler için tarih önerilerinde bulunduğunu ve görüşmelerin bu ay İstanbul'da yapılacağını da belirtti. Çavuşoğlu, "Daha sonra Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias'la da bir araya gelme konusunda da mutabıkız. Tarihini daha sonra belirleyeceğiz." dedi.

Fransa ile de yol haritası üzerinde çalıştıklarını anlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Genel müdür, direktörler düzeyinde bölgesel, ikili, konsolosluk ve güvenlik konularında istişarelere başlıyoruz ama bu yol haritası sadece iki ülke arasındaki istişareleri kapsamıyor. İlişkilerimizin önce normalleşmesi, daha sonra daha da geliştirilmesi konusunda bu yol haritası üzerinde arkadaşlarımız halen çalışıyor."

'Türkiye, AB üyelik sürecine bağlıdır'

Çavuşoğlu, "Türkiye, Avrupa'dadır ve Avrupa kaderimizin bir parçasıdır. Bunun tersi de Avrupa bakımından geçerlidir." dedi.

Türkiye'nin bugün Suriye, Libya, Kafkaslar, Balkanlar, Orta Doğu ve Karadeniz güvenliği gibi birçok alanda önemli bir aktör olduğunu, göç, enerji, ticaret, tedarik zincirleri, ulaştırma, iletişim, bağlanırlık, güvenlik, terörle mücadele, NATO ve savunma konularında da hayati bir oyuncu olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, "Bütün bu konular Avrupa güvenlik ve refahı için de hayati önem taşımaktadır. Birlikte hareket edersek her alanda önemli değişimler sağlayabiliriz. Türkiye olarak biz bu ortaklığa hazırız." ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Türkiye ve AB arasındaki bu hayati iş birliğinin, yıllardır çözülemeyen bazı ikili meseleler nedeniyle, hayata geçirilememesinin, bütün Avrupa için bir kayıp olduğunu söyledi.

Bakan Çavuşoğlu, "Bizim önerimiz, ikili meselelerin diyalog yoluyla ayrı formatlarda çözüm yoluna koyulması, bu sırada AB ile ilişkilerimizdeki somut alanlarda ilerleme kaydedilmesidir. Türkiye, AB üyelik sürecine bağlıdır. AB’den olumlu karşılık bulursak biz de gerekli iradeyi gösteririz." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: AB ile ilişkilerimizi yeniden rayına oturtmak için hazırız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "(AB ile) ülke olarak uzun vadeli bakış açısıyla olumlu gündem oluşturmak ve ilişkilerimizi yeniden rayına oturtmak için hazırız" dedi. 2020 yılının Türkiye-AB ilişkileri bakımından kolay geçmediğini belirten Erdoğan, "Geride bıraktığımız dönemde çoğu da suni olarak üretilen pek çok tatsız sorunla uğraşmak zorunda kaldık." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Ankara büyükelçileriyle Çankaya Köşkü'nde bir araya geldi.

"Ülkemizin 60 yılı bulan üyelik süreci nasıl bizim için stratejik bir tercihse AB'nin ülkemizi tam üyeliğe kabul etmesi de birliğin geleceği açısından ontolojik bir tercih olacaktır." diyen Erdoğan şöyle konuştu:

  • "(Gümrük Birliği'nde güncelleme) Göç konusunda değişen gerçekleri göz önüne alacak, ilişkilerimize güven ve ivme kazandıracak şekilde yapılmalı. Brexit ile beraber artan belirsizlik ancak Türkiye'nin Avrupa ailesinde hak ettiği yeri almasıyla giderilebilecektir. 2021 senesini AB-Türkiye ilişkileri açısından başarıya tahvil etmek elimizdedir. Gerek Brüksel'e gerek başkentlerinize yapacağınız yönlendirmelerle Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılmasına destek vermenizi bekliyoruz."
  • "2020 senesi Türkiye-AB ilişkileri bakımından maalesef kolay geçmedi. Geride bıraktığımız dönemde çoğu da suni olarak üretilen pek çok tatsız sorunla uğraşmak zorunda kaldık. Bazı üye ülkeler, Türkiye ile ikili problemlerini AB koridorlarında çözme çabasına girdi. Birlik dayanışması bahanesinin ardına sığınılarak Türkiye-AB gündemi suistimal edildi. Bu yaklaşım bir yandan köklü münasebetlerimizi esir alırken, diğer yandan birliğin bölgesel ve küresel güç olma iddiasını da zayıflatıyor. 'Stratejik körlük' olarak nitelendirdiğimiz bu tavrın en somut göstergesi, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs meselesidir. Her iki konuda da Türkiye ciddi haksızlıklara maruz kalmıştır. Oysa Türkiye, Akdeniz'in en uzun kıyı şeridine sahip ülkesidir."

'Türkiye, Akdeniz'de barıştan yana'

Türkiye'nin şimdiye kadar hayata geçirdiği enerji projeleri ile Avrupa'nın enerji arz güvenliğine önemli katkılarda bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, "Biz, Doğu Akdeniz'de hakkımız olmayan bir şeyi talep etmiyoruz. Bölgede var olan hidrokarbon kaynakları konusunda ülkemizin ve milletimizin meşru menfaatlerini korumaya çalışıyoruz. Hiçbir geçerliliği olmayan maksimalist haritalar üzerinden ülkemizin sahillerine hapsedilme girişimlerine itiraz ediyoruz." dedi.

Erdoğan, geçen aylarda yaşanan kimi hadiselerde Türkiye'nin, haklarını koruma kararlılığını gösterdiğini hatırlatarak, şunları ifade etti:

"Türkiye'nin ve KKTC'nin içinde yer almadığı hiçbir denklemden Akdeniz barışı çıkmayacağı herhalde artık anlaşılmıştır. Altını çizerek ifade etmek isterim ki Türkiye, Akdeniz'de gerilimden değil, barıştan, iş birliğinden, hakkaniyetten ve adaletten yanadır. Akdeniz, bizleri ayıran değil, hepimizi birbirimize yakınlaştıran, birleştiren, iş birliğimizi güçlendiren bir denizdir, öyle olmalıdır. Akdeniz, Cezayir'den Mısır'a, Libya'dan Tunus'a, Filistin'den İsrail'e, Türkiye'den Yunanistan'a, İtalya'dan İspanya'ya kadar tüm ülkeleri ve halklarıyla büyük ailemizin çatısı, ortak yuvasıdır. Doğu Akdeniz'i bir rekabet alanı olmaktan çıkartıp uzun vadeli çıkarlarımıza hizmet edecek bir iş birliği havzası haline getirmeliyiz. Gündeme getirdiğimiz Doğu Akdeniz Konferansı'nın da bu amaca hizmet edeceğini düşünüyoruz."

Erdoğan, Kıbrıs Türkleri dahil tüm tarafları bir araya getirecek bir enerji iş birliği forumu kurulmasının faydalı olacağı kanaatinde olduklarını dile getirdi.

'Alternatifleri tartışmamız gerekiyor'

Erdoğan, Yunanistan'ın Navtex ilanı gibi amacı belli bir uluslararası imkanı, sahaların sadece yüzde 10'unu kullanarak yeni bir gerginlik sebebi haline dönüştürecek kadar ileri gittiğinin altını çizerek, şöyle konuştu:

"Son yıllarda, hava sahası ihlallerini ve gayri askeri statüdeki adalarda özellikle hukuka aykırı faaliyetlerini artıran Yunanistan'ı gerginliği tırmandırıcı faaliyetlerinden vazgeçmeye davet ediyoruz. Komşumuz Yunanistan ile 25 Ocak'ta başlayacak istikşafi görüşmelerin inşallah yeni bir dönemin habercisi olacağına inanıyorum. AB'nin hem bu konularda hem de Kıbrıs meselesinde samimi bir özeleştiri yapması gerekiyor. AB, Kıbrıs'ta 2004 yılında çözüme 'hayır' diyen Rum tarafını tam üyelikle ödüllendirirken, referanduma 'evet' diyen Kıbrıs Türküne verdiği taahhütleri unutmuştur. Bunları da yerine getirmesini bekliyoruz. Son dönemde, AB'nin Kıbrıs Türk tarafıyla üst düzey hiçbir teması olmamıştır. Hal böyleyken AB, Kıbrıs meselesinin çözümünde nasıl kolaylaştırıcı bir rol oynayabilir?"