Kafkasya

Erbakan Hoca’nın Azerbaycan Ziyareti

01 Ekim 2020 08:16

Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Refah Partisi Genel Başkanı olarak kalabalık bir işadamı, milletvekilleri, gazeteciler ve yabancıların bulunduğu bir heyetle bağımsızlık sonrası Türk Cumhuriyetlerini ziyareti kapsamında Azerbaycan'a da çıkarma yaptı.

Yıl; 1992…
Türk Cumhuriyetlerinin yeni yeni bağımsızlıklarını kazandığı yıllar… Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Refah Partisi Genel Başkanı olarak kalabalık bir işadamı, milletvekilleri, gazeteciler ve yabancıların bulunduğu bir heyetle Türk Cumhuriyetlerini ziyaret etti. Heyette kimler yoktu ki; o dönem Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olan, bugünün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan tutun da, milletvekilleri Zeki Ergezen, Lütfi Esengün, Ömer Ekinci, Şinasi Yavuz’a kadar...

O heyette ben de vardım…
Erbakan Hocanın Milli Görüş’ü anlatmak için yola çıktığı Orta Asya ziyareti esasen ilginç bir yolculuktu. Çok yazılması, üzerinde durulması gereken çok yönlü, çarpıcı ve etkileyici bir öyküydü… Çünkü gezi Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarının hemen ardından düzenlenen bir geziydi… Ve hoca, farklı meslek ve kategorilerde kendi alanlarında yetişmiş kalabalık bir heyetle Türk Cumhuriyetlerini ziyaret eden “ilk lider” konumundaydı.

Erbakan Hocanın ilk durağı, bugünlerde Ermenistan’ın saldırısına uğrayan ve toprakları işgal edilmiş olan dost ve kardeş ülke Azerbaycan’dı.
Erbakan, 15.12.1992 günü önce Bakû’deki Şehitlik’i ziyaret etti. Daha sonra merhum, eski Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey ile görüşmek üzere Cumhurbaşkanlığı makamına hareket edildi. Erbakan’ı kapıda karşılayan Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Dış İlişkiler Müdürü Vefa Kuluzâde idi. Kuluzâde, Azerbaycan Başbakanı’ndan da hemen orada randevu aldı; Azerbaycan Cumhurbaşkanı Elçibey, ülkesini ziyaret eden Refah Partisi lideri Erbakan Hocaya çok anlamlı bir ince jest yapmıştı; ertesi gün kendi evinde, rezidansında Erbakan ve heyetini bekliyordu…

Elçiyev Erbakan ve Heyetine Nasıl Jest Yaptı?

Tarih, 16 Aralık 1992… Günlerden, Çarşamba…
O gün, öğleye doğru Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’in Cumhurbaşkanlığı konutuna kalabalık bir heyet geldi; Erbakan Hoca ve 150 kişilik heyetini Elçibey, Cumhurbaşkanlığı Konutu’nda ağırladı.
Peki, neler yaşandı Erbakan hoca ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey arasında. Hangi diyaloglar gerçekleşti?
Erbakan Hoca, konuşmasına Milli Görüş’ü anlatarak başladı ve Refah Partisi yayınları arasında çıkan ‘Milli Görüş’ isimli kitapçığı Azerbaycan Cumhurbaşkanı’na takdim etti. İşte tam bu sırada Elçibey’le Erbakan Hoca arasında ilginç bir konuşma geçti.
Erbakan kitapçığı, Elçibey’e uzatırken, “Aslında bizim işlerimizi hep Batı ülkeleri, emperyalist ülkeler karıştırıyor” cümlesini sarf etti.
Zira Erbakan demek, dünya emperyalizmine kafa tutup Meclis kürsüsünde, “Bana ne Amerika’dan” diyebilmekti. Erbakan demek, hak olmayan bir davada zirve olmaktansa hak davasında zerre olmayı tercih etmek demekti…
Elçibey, masada hemen karşısında yer alan Erbakan Hocanın uzattığı Milli Görüş kitabını aldıktan sonra şu mesajı verdi: “Necmettin Bey, biz kendi kendimize yapıyoruz. Bir İran- Irak savaşında Müslümanlar birbirlerini kırdılar. İmanı temiz olanı şeytan aldatamaz. Biz önce imanımızı temizlemeliyiz…”
Erbakan Hoca da, bunun üzerine, “İslam ülkelerindeki ihtilaflar halklar sebebiyle değil, yönetimler sebebiyledir. Biz yardım etmek istiyoruz ama yöneticiler engel çıkarıyorlar…” ifadelerini kullandı.

Erbakan, Azerbaycan Başbakanı İle Ne Konuştu?

Bir sonraki durak, Azerbaycan Başbakanı Hüseyinof’un makamıydı.
Erbakan Hoca ile Hüseyinof görüşmesinde yaşanan diyalogu da bu vesile ile vermek istiyorum;
-Erbakan: “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) tanıyın artık!”
-Azerbaycan Başbakanı Hüseyinof: “Biz Kıbrıs’ı tanıyoruz ama bunu açıkça ilan etmiyoruz, açıklamıyoruz.”

-Erbakan: “Zulüm artıyor. Siyonizm Müslümanları yok etmek istiyor. Bunun ortası yoktur, ortada duran Siyonizm’e hizmet ediyor demektir. Kapitalist nizam, sömürü nizam demektir. Sovyetler Birliği’nin solcu-sosyalist sistemi çöktü, Doğu Avrupa ülkelerinde otorite boşluğu oluştu ki bu Sovyetler zaten bir projeydi. Siyonist emperyalizm; Fırat-Dicle’den başlayarak Mısır, Arabistan Yarımadası, İran, Türkiye’nin güneydoğusunu da içine alan bölgede bir Büyük İsrail Projesi’ni sahneye koyacak. Öncelikle Irak işgal edilecek ve Saddam devrilecek. Burada oluşan otorite boşluğu Kürt devletiyle doldurulacak, akabinde Büyük İsrail Projesi gerçekleşecektir…”

-Hüseyinof: “Benim siyasetle bir ilgim yoktur. Siyasi konulara fazlaca girmek istemiyorum…”
-Erbakan: “Şimdi Süleyman Demirel de geldi Azerbaycan’a. Demirel ile de konuştunuz…”
-Hüseyinof: “Süleyman Demirel Azerbaycan’a parti lideri olarak değil de Başbakan olarak geldi…”
-Erbakan: “Demirel, Başbakan olarak gelir, parti lideri gibi konuşur. Biz kendi BM’mizi (Birleşmiş Milletler) kurmalıyız. Gali (dönemin BM Genel Sekreteri) Rumlar için çalışıyor, Ermeniler için çalışıyor. O Azerilerle çalışmaz. İslam Dinarını getirmemiz lazım. Kültürümüzü geliştirip kendi Unesco’muzu kurmalıyız. İslam ülkelerinin Azerbaycan’a yatırım yapmaları gerekir. Sizden teşvik bekliyoruz. Asya Kalkınma Fonu ile Aysa Sosyal Kalkınma Fonu’nu oluşturmak istiyoruz. Sizin IMF’ye (Uluslararası Para Fonu) teslim olmamanızı istiyoruz…”

-Hüseyinof: “Biz bütün ülkelerle iyi münasebetler geliştirmek istiyoruz. Sizin bu ziyaretinizden dolayı çok memnun ve razı olduk. Biz devlet ve siyaset işlerini yavaş yavaş öğreniyoruz. Bu arada başka ülkeler tarafından da aldatılmak istemiyoruz.”

-Erbakan: “Biz bugüne kadar çok aldatıldık.”
-Hüseyinof: “Erdal Bey (İnönü) geçen geldiği zaman ona da söyledim. Biz Türkiye ile anlaşmıştık. Karşılıklı mal alıp verecektik. Ancak biz 56 milyon dolarlık mal verdiğimiz halde bugüne kadar 11 milyon dolarlık karşılığını aldık. Erdal İnönü’ye, ‘Bizi aldattınız?’ dedim.”

Adnan Öksüz - Milli Gazete

Yıl; 1992…
Türk Cumhuriyetlerinin yeni yeni bağımsızlıklarını kazandığı yıllar… Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Refah Partisi Genel Başkanı olarak kalabalık bir işadamı, milletvekilleri, gazeteciler ve yabancıların bulunduğu bir heyetle Türk Cumhuriyetlerini ziyaret etti. Heyette kimler yoktu ki; o dönem Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olan, bugünün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan tutun da, milletvekilleri Zeki Ergezen, Lütfi Esengün, Ömer Ekinci, Şinasi Yavuz’a kadar...

O heyette ben de vardım…
Erbakan Hocanın Milli Görüş’ü anlatmak için yola çıktığı Orta Asya ziyareti esasen ilginç bir yolculuktu. Çok yazılması, üzerinde durulması gereken çok yönlü, çarpıcı ve etkileyici bir öyküydü… Çünkü gezi Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarının hemen ardından düzenlenen bir geziydi… Ve hoca, farklı meslek ve kategorilerde kendi alanlarında yetişmiş kalabalık bir heyetle Türk Cumhuriyetlerini ziyaret eden “ilk lider” konumundaydı.

Erbakan Hocanın ilk durağı, bugünlerde Ermenistan’ın saldırısına uğrayan ve toprakları işgal edilmiş olan dost ve kardeş ülke Azerbaycan’dı.
Erbakan, 15.12.1992 günü önce Bakû’deki Şehitlik’i ziyaret etti. Daha sonra merhum, eski Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey ile görüşmek üzere Cumhurbaşkanlığı makamına hareket edildi. Erbakan’ı kapıda karşılayan Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Dış İlişkiler Müdürü Vefa Kuluzâde idi. Kuluzâde, Azerbaycan Başbakanı’ndan da hemen orada randevu aldı; Azerbaycan Cumhurbaşkanı Elçibey, ülkesini ziyaret eden Refah Partisi lideri Erbakan Hocaya çok anlamlı bir ince jest yapmıştı; ertesi gün kendi evinde, rezidansında Erbakan ve heyetini bekliyordu…

Elçiyev Erbakan ve Heyetine Nasıl Jest Yaptı?

Tarih, 16 Aralık 1992… Günlerden, Çarşamba…
O gün, öğleye doğru Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’in Cumhurbaşkanlığı konutuna kalabalık bir heyet geldi; Erbakan Hoca ve 150 kişilik heyetini Elçibey, Cumhurbaşkanlığı Konutu’nda ağırladı.
Peki, neler yaşandı Erbakan hoca ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey arasında. Hangi diyaloglar gerçekleşti?
Erbakan Hoca, konuşmasına Milli Görüş’ü anlatarak başladı ve Refah Partisi yayınları arasında çıkan ‘Milli Görüş’ isimli kitapçığı Azerbaycan Cumhurbaşkanı’na takdim etti. İşte tam bu sırada Elçibey’le Erbakan Hoca arasında ilginç bir konuşma geçti.
Erbakan kitapçığı, Elçibey’e uzatırken, “Aslında bizim işlerimizi hep Batı ülkeleri, emperyalist ülkeler karıştırıyor” cümlesini sarf etti.
Zira Erbakan demek, dünya emperyalizmine kafa tutup Meclis kürsüsünde, “Bana ne Amerika’dan” diyebilmekti. Erbakan demek, hak olmayan bir davada zirve olmaktansa hak davasında zerre olmayı tercih etmek demekti…
Elçibey, masada hemen karşısında yer alan Erbakan Hocanın uzattığı Milli Görüş kitabını aldıktan sonra şu mesajı verdi: “Necmettin Bey, biz kendi kendimize yapıyoruz. Bir İran- Irak savaşında Müslümanlar birbirlerini kırdılar. İmanı temiz olanı şeytan aldatamaz. Biz önce imanımızı temizlemeliyiz…”
Erbakan Hoca da, bunun üzerine, “İslam ülkelerindeki ihtilaflar halklar sebebiyle değil, yönetimler sebebiyledir. Biz yardım etmek istiyoruz ama yöneticiler engel çıkarıyorlar…” ifadelerini kullandı.

Erbakan, Azerbaycan Başbakanı İle Ne Konuştu?

Bir sonraki durak, Azerbaycan Başbakanı Hüseyinof’un makamıydı.
Erbakan Hoca ile Hüseyinof görüşmesinde yaşanan diyalogu da bu vesile ile vermek istiyorum;
-Erbakan: “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) tanıyın artık!”
-Azerbaycan Başbakanı Hüseyinof: “Biz Kıbrıs’ı tanıyoruz ama bunu açıkça ilan etmiyoruz, açıklamıyoruz.”

-Erbakan: “Zulüm artıyor. Siyonizm Müslümanları yok etmek istiyor. Bunun ortası yoktur, ortada duran Siyonizm’e hizmet ediyor demektir. Kapitalist nizam, sömürü nizam demektir. Sovyetler Birliği’nin solcu-sosyalist sistemi çöktü, Doğu Avrupa ülkelerinde otorite boşluğu oluştu ki bu Sovyetler zaten bir projeydi. Siyonist emperyalizm; Fırat-Dicle’den başlayarak Mısır, Arabistan Yarımadası, İran, Türkiye’nin güneydoğusunu da içine alan bölgede bir Büyük İsrail Projesi’ni sahneye koyacak. Öncelikle Irak işgal edilecek ve Saddam devrilecek. Burada oluşan otorite boşluğu Kürt devletiyle doldurulacak, akabinde Büyük İsrail Projesi gerçekleşecektir…”

-Hüseyinof: “Benim siyasetle bir ilgim yoktur. Siyasi konulara fazlaca girmek istemiyorum…”
-Erbakan: “Şimdi Süleyman Demirel de geldi Azerbaycan’a. Demirel ile de konuştunuz…”
-Hüseyinof: “Süleyman Demirel Azerbaycan’a parti lideri olarak değil de Başbakan olarak geldi…”
-Erbakan: “Demirel, Başbakan olarak gelir, parti lideri gibi konuşur. Biz kendi BM’mizi (Birleşmiş Milletler) kurmalıyız. Gali (dönemin BM Genel Sekreteri) Rumlar için çalışıyor, Ermeniler için çalışıyor. O Azerilerle çalışmaz. İslam Dinarını getirmemiz lazım. Kültürümüzü geliştirip kendi Unesco’muzu kurmalıyız. İslam ülkelerinin Azerbaycan’a yatırım yapmaları gerekir. Sizden teşvik bekliyoruz. Asya Kalkınma Fonu ile Aysa Sosyal Kalkınma Fonu’nu oluşturmak istiyoruz. Sizin IMF’ye (Uluslararası Para Fonu) teslim olmamanızı istiyoruz…”

-Hüseyinof: “Biz bütün ülkelerle iyi münasebetler geliştirmek istiyoruz. Sizin bu ziyaretinizden dolayı çok memnun ve razı olduk. Biz devlet ve siyaset işlerini yavaş yavaş öğreniyoruz. Bu arada başka ülkeler tarafından da aldatılmak istemiyoruz.”

-Erbakan: “Biz bugüne kadar çok aldatıldık.”
-Hüseyinof: “Erdal Bey (İnönü) geçen geldiği zaman ona da söyledim. Biz Türkiye ile anlaşmıştık. Karşılıklı mal alıp verecektik. Ancak biz 56 milyon dolarlık mal verdiğimiz halde bugüne kadar 11 milyon dolarlık karşılığını aldık. Erdal İnönü’ye, ‘Bizi aldattınız?’ dedim.”

Adnan Öksüz - Milli Gazete