Afrika

Kanlı Ruanda Soykırımının Üzerinden 27 Yıl Geçti

07 Nisan 2021 15:03

Afrika kıtasının ortasında yer alan Ruanda’da 1994 yılında insanlık tarihinin en büyük soykırımlarından biri yaşandı. Ruanda'da yaklaşık 100 gün süren soykırımda 800 binden fazla insan hayatını kaybetti. Batı’nın ve Fransa’nın katliamlardaki rolü ise hala tartışılıyor.

Muslim Port Haber Merkezi

Ruanda Soykırımı’nın üzerinden tam 27 yıl geçti. Ruanda’da 1994 yılında Hutular, dönemin Devlet Başkanı Juvenal Habyarimana’nın uçağının düşmesinden sorumlu tuttukları Tutsilere karşı soykırım başlattılar. 100 gün süren katliamda, 800 binden fazla insan hayatını kaybetti.

Tutsi ve Hutular arasında çıkan etnik çatışmaların üzerinden çeyrek asır geçti.Ruanda Soykırımı, İkinci Dünya Savaşı’nda gerçekleştirilen soykırımlardan sonra 20. yüzyılın sonunda meydana gelen en kanlı ve en vahşi katliam olarak anılıyor.

Özellikle Fransa’nın bu soykırımda oynadığı rol tüm dünyada kabul edilirken. Fransa soykırımcılara destek olduğunu, silah verdiğini ve onları eğittiğini inkar ediyor.

Belçika’nın Ruanda’dan ayrılması üzerine işgal sırası Fransa'ya gelmişti. 1990 ve 1994 yılları arasında Ruanda’nın başında bulunan Hutu Habyarimana, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Sosyal Demokrat François Mitterrand’ın da çok yakın dostuydu.

Hutular ve Tutsiler arasındaki iç savaşta Fransa, ülkedeki çıkarlarını korumak için bir Hutu olan Habyarimana’yı destekledi. Soykırım devam ederken, Fransa Hutu Ordusu’na silah sevkıyatını sürdürdü.

1990’da başlayan iç savaşı Fransa’ya rapor eden konsolosluk ve istihbarat elemanları ‘iktidarın Tutsileri katlettiğini ve katliamların soykırım riski taşıdığını’ bildiriyorlardı. Mitterand iktidarı bütün olanlara kulağını tıkamış kendi çıkarları için katliama destek vermişti.

Soykırım Nasıl Gerçekleşti?

1990: Tutsilerin kontrolündeki Ruanda Yurtsever Cephesi'nden (RPF) isyancılar komşu ülke Uganda'nın topraklarının bir kısmını işgal ederek Ruanda topraklarına kattı. Bu başarı, bir Hutu olan Devlet Başkanı Juvenal Habyarimana'nın muhalefet partilerini yasallaştırmak için reformları hızlandırmasına neden oldu.

1993: Ruanda ve RPF arasında iç savaşı sonlandırmaya yönelik bir anlaşma imzalandı. Anlaşma aynı zamanda güç paylaşımını ve sığınmacıların dönüşünü öngörüyordu. Ancak Başkan anlaşmayı uygulamakta ayak diretti. İki taraf da birbirini uzlaşmayı engellemekle suçladı.

6 Nisan 1994: Başkan Habyarimana, bulunduğu uçağa yapılan bir roket saldırısıyla öldürüldü.

7 Nisan 1994: Başkana bağlı güçler ülkedeki gerilimi sakinleştirmeye çalışan ve ılımlı bir Hutu olan Başbakan Agathe Uwilingiwimana'yı öldürdü.

Habyarimana'nın ölümü sonrası Hutular tarafından Tutsilere ve ılımlı Hutulara karşı 100 gün süren şiddet eylemleri başladı. Bu sürede 800 bin insan öldürüldü. RPF yeni saldırılar yapmaya başladı.

RPF, 40 bin kişilik Hutu ordusunu ve 2 milyondan fazla sivil Hutu'yu Burundi, Tanzanya ve Zaire gibi ülkelere sürgün ettikten sonra Ruanda'nın kontrolünü ele geçirdi.

Temmuz 1994: Bir Hutu olan Pasteur Bizimungu'nun başkan ve RPF komutanı Paul Kagame'nin başkan yardımcısı olduğu yeni bir hükümet kuruldu. Kagame daha sonra 2000 yılında başkan olarak bu kez seçildi.

Aralık 1996: Ruanda'da ilk soykırım davası 'Ruanda için Uluslararası Ceza Mahkemesi' tarafından açıldı. (Bu mahkeme savaş suçu işleyenlerin yargılanması için Birleşmiş Milletler'in öncülüğünde kuruldu, çünkü Ruanda'daki yargı kurumları işlemez haldeydi.)

Fransa’nın Soykırımdaki Rolü

6 Nisan 1994 günü yaşanan olayın ardından Hutular, Tutsilere karşı savaş başlattı. Hutuların gerçekleştirdiği katliam günden güne büyürken kan ve gözyaşı akıtmayı çok iyi bilen emperyalist Fransa da devreye girdi ve Hutulara destek sağladı. Öte yandan ortaya çıkan bir diğer bilgiye göre de soykırım öncesi sözde barış için bölgede olan Fransız askerleri aldıkları istihbaratları değerlendirmedi ve bölgeden ayrıldı. Yakın geçmişte Ruanda Soykırımı’na ilişkin yayınlanan raporlar da Fransa’nın soykırımdaki rolünü ortaya koydu.