Türkiye

Türkiye Dar Bir Alana Hapsedilmek İsteniyor

30 Mart 2021 14:27

Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı cephenin önde gelen aktörlerinden olan GKRY atmış olduğu illegal adımlarla ülkemizin dar bir alana hapsolmasını amaçlıyor.

Muslim Port Haber Merkezi | Bekir Sıtkı Şirin

Dünya üzerindeki enerji mevcudiyetinin azımsanamayacak bir kısmını barındıran Doğu Akdeniz bölgesi büyük bir mücadeleye sahne oluyor. Bölge ülkelerinin yanı sıra bölge dışındaki aktörlerin de dâhil olduğu enerji paylaşım savaşının birçok önemli boyutu bulunuyor. Türkiye açısından bakıldığında tam anlamıyla bir bağımsızlık savaşı niteliği taşıyan Doğu Akdeniz meselesinde Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) başta olmak üzere çeşitli aktörler uluslararası hukuka aykırı adımlarla azami çıkarlar elde etmeye çalışıyor. Doğu Akdeniz’de oluşturulan ittifaklar ve atılan adımlarla birlikte ülkemizin bölgeden izole edilmesi amaçlanırken Türkiye’nin atacağı her adımın hayati nitelik taşıdığı görülüyor.

GKRY, Doğu Akdeniz’i hukuksuz bir şekilde 13 parsele bölerken uluslararası enerji şirketlerini de bölgeye davet ediyor. Egemenlik alanlarımızı hedef alan GKRY, Yunanistan, işgalci İsrail rejimi, Fransa ve ABD’den de destek alıyor.

Sahip olduğu enerji mevcudiyeti ile dünya gündeminin üst sıralarında yer alan Doğu Akdeniz meselesinde hukuksuz adımlar atan aktörlerin başında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) geliyor. Yapmış olduğu hamlelerle Türkiye ve KKTC’nin haklarını görmezden gelen GKRY, bölgedeki diğer aktörlerle vardıkları anlaşmalarla bölgedeki gayelerini oldubittiye getirmek ve enerji mevcudiyetinden azami ölçüde faydalanmak istiyor. Özellikle Yunanistan ve işgalci İsrail rejimi ile birlikte hareket ettiği görülen GKRY’nin Doğu Akdeniz’deki bölge dışı aktörler olan Fransa ve ABD’den de destek aldığı biliniyor. GKRY üyesi bulunduğu Avrupa Birliği’ni (AB) de Türkiye’ye karşı kışkırtırken Rumların temel stratejisinin Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin bölgedeki varlığını izole etmek olduğu değerlendirmesinde bulunuluyor.

DOĞU AKDENİZ’İN KÜÇÜK HAYDUTU GÜNEY KIBRIS

Ülkemizin milli davalarından olan Kıbrıs meselesindeki tavırları vesilesiyle küstahlığını ve şımarıklığını yakından bildiğimiz GKRY, Doğu Akdeniz’de de Türkiye’nin karşı safında yer alıyor. GKRY, atmış olduğu adımlarla Türkiye ve Kıbrıs Türklerin haklarını görmezden geliyor ve sahanın bu iki önemli aktörünü bölgeden izole etmek istiyor. Uluslararası hukuka aykırı bir şekilde atmış olduğu adımları Türkiye ve KKTC’nin tepkisini çeken GKRY, Doğu Akdeniz’deki aktörlerin sıcak bir savaşa girmeleri için elinden geleni yapıyor.

TÜRKİYE VE KKTC’NİN EGEMENLİK ALANLARI İHLAL EDİLİYOR

GKRY, 2000’li yılların başından bu yana bölgedeki diğer aktörler ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Anlaşmaları imzalıyor. 2003’te Mısır, 2007’de Lübnan ve 2010’da işgalci İsrail rejimi ile MEB Anlaşmalarına varan GKRY’nin söz konusu adımları Türkiye tarafından “hukuksuz” olarak nitelendiriliyor. 2007 yılında 13 parsel açıklayan ve bu alanlarda enerji arama faaliyetleri yapacağını duyuran GKRY, bu bağlamda uluslararası enerji şirketlerine arama ruhsatı veriyor. Türkiye ile GKRY arasındaki anlaşmazlıkların temel olarak başlangıcını da bu nokta teşkil ediyor. Zira GKRY’nin parsellere böldüğü ve enerji arama ruhsatı verdiği alanların büyük bir kısmı Türkiye ve KKTC’nin egemenlik alanları ile çakışıyor.

HANGİ ALANLARDA İHTİLAF YAŞANIYOR?

GKRY, Doğu Akdeniz’de hukuka aykırı bir şekilde 13 adet parsel çizerken bölgede sırasıyla kuzeyde 1. 2. ve 3. ortada 4. 5. 6. 7. 8. 9. ve 13. ve güneyde 10. 11. ve 12. parseller yer alıyor. Türkiye ve KTTC’nin egemenlik alanının ihlal edildiği alanda sadece 10. ve 11. parsellerde çakışma yaşanmıyor. Söz konusu iki parselin haricindeki tüm alanlarda ihtilaf yaşanıyor ve konuya dair gerilim devam ediyor. Türkiye, GKRY’nin hamlelerine cevaben adanın çakışma olmayan kısımlarında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ile faaliyette bulunuyor. Sismik araştırma ve sondaj gemileriyle de sondaj ve arama çalışmaları gerçekleştiren Türkiye’nin yapmış olduğu faaliyetlerde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait deniz muharip güçleri de refakat görevinde bulunuyor.

KIBRIS’IN SAHİBİYMİŞ GİBİ DAVRANIYORLAR

Doğu Akdeniz’deki büyük bir alanı sözde parsellere bölen ve uluslararası şirketlere enerji arama ruhsatı dağıtan GKRY’nin Kıbrıs adasının sahibi gibi davrandığı görülüyor. Bu bağlamda 2003 yılında MEB Alanı ilan eden Rumların “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak hareket ettiklerini ifade ettikleri hatırlanıyor. Türkiye, söz konusu skandal durum karşısında GKRY’nin tek başına adanın tamamını temsil etme hakkına sahip olmadığı görüşünü belirtiyor. Öte yandan Kıbrıslı Türklerin haklarını yok sayan GKRY’nin, AB’ye üye oluşunu da sahada kullanmaya çalıştığı da görülüyor. Rumlar, AB’nin desteğini arkasına alarak Türkiye ve KKTC karşıtı hamlelerinde başarılı olmak ve emellerine ulaşmak istiyor.

TÜRKİYE, GKRY’NİN İLAN ETTİĞİ MEB ALANLARINI TANIMIYOR

GKRY’nin bölgedeki aktörlerle vardığı anlaşmalarda Türkiye’nin kıta sahanlığının göz ardı edilmesi ve böylece Türkiye’nin bölgeden izole edilmesi nedeniyle GKRY’nin ilan ettiği MEB Alanlarını tanımayan Türkiye, Rumlarla yaptıkları anlaşma neticesinde sahadaki egemenlik alanında arama ve üretim çalışması yapılmasına da izin vermeyeceğini ifade ediyor. GKRY, ABD’li Noble Energy, İsrailli Delek, İtalyan ENI gibi uluslararası şirketlere gayri hukuki bir şekilde attığı ruhsat veriyor ve böylece attığı adımlarla bölgedeki gerilimin yükselmesine sebep oluyor.

BÖLGE DIŞI AKTÖRLERDEN DE DESTEK ALIYORLAR

Doğu Akdeniz’deki gayri hukuki ruhsatlandırma ve sondaj faaliyetleri ile Türkiye karşıtı işbirliklerini sürdüren GKRY’nin en büyük destekçilerinin Yunanistan ile işgalci İsrail rejimi olduğu biliniyor. Ayrıca bölgenin dışında kalmalarına rağmen Doğu Akdeniz meselesine burunları sokan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Fransa da GKRY’ne destek oluyor. Bu bağlamda 2019 yılında ABD’nin GKRY’ne uyguladığı silah ambargosunu kaldırması önemli bir gelişme olarak görülüyor. Öte yandan Joe Biden’in başkanlığı sürecinde ABD’nin Rumlara vereceği desteğin artacağı tahmin ediliyor. Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dar bir alana mahkûm etmek amacıyla GKRY, Yunanistan ve İsrail rejiminin başını çektiği faaliyetlerin bölge dışı destekçilerinden birinin de Fransa olduğu biliniyor. Fransa, Yunanistan’a verdiği askeri desteğin yanı sıra Rumlarla da yakın ilişki içerisinde yer alıyor. Bu doğrultuda 2017 yılında Fransa ile GKRY arasında varılan iş birliği anlaşması imzalandığı biliniyor.

Muslim Port Haber Merkezi | Bekir Sıtkı Şirin

Dünya üzerindeki enerji mevcudiyetinin azımsanamayacak bir kısmını barındıran Doğu Akdeniz bölgesi büyük bir mücadeleye sahne oluyor. Bölge ülkelerinin yanı sıra bölge dışındaki aktörlerin de dâhil olduğu enerji paylaşım savaşının birçok önemli boyutu bulunuyor. Türkiye açısından bakıldığında tam anlamıyla bir bağımsızlık savaşı niteliği taşıyan Doğu Akdeniz meselesinde Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) başta olmak üzere çeşitli aktörler uluslararası hukuka aykırı adımlarla azami çıkarlar elde etmeye çalışıyor. Doğu Akdeniz’de oluşturulan ittifaklar ve atılan adımlarla birlikte ülkemizin bölgeden izole edilmesi amaçlanırken Türkiye’nin atacağı her adımın hayati nitelik taşıdığı görülüyor.

GKRY, Doğu Akdeniz’i hukuksuz bir şekilde 13 parsele bölerken uluslararası enerji şirketlerini de bölgeye davet ediyor. Egemenlik alanlarımızı hedef alan GKRY, Yunanistan, işgalci İsrail rejimi, Fransa ve ABD’den de destek alıyor.

Sahip olduğu enerji mevcudiyeti ile dünya gündeminin üst sıralarında yer alan Doğu Akdeniz meselesinde hukuksuz adımlar atan aktörlerin başında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) geliyor. Yapmış olduğu hamlelerle Türkiye ve KKTC’nin haklarını görmezden gelen GKRY, bölgedeki diğer aktörlerle vardıkları anlaşmalarla bölgedeki gayelerini oldubittiye getirmek ve enerji mevcudiyetinden azami ölçüde faydalanmak istiyor. Özellikle Yunanistan ve işgalci İsrail rejimi ile birlikte hareket ettiği görülen GKRY’nin Doğu Akdeniz’deki bölge dışı aktörler olan Fransa ve ABD’den de destek aldığı biliniyor. GKRY üyesi bulunduğu Avrupa Birliği’ni (AB) de Türkiye’ye karşı kışkırtırken Rumların temel stratejisinin Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin bölgedeki varlığını izole etmek olduğu değerlendirmesinde bulunuluyor.

DOĞU AKDENİZ’İN KÜÇÜK HAYDUTU GÜNEY KIBRIS

Ülkemizin milli davalarından olan Kıbrıs meselesindeki tavırları vesilesiyle küstahlığını ve şımarıklığını yakından bildiğimiz GKRY, Doğu Akdeniz’de de Türkiye’nin karşı safında yer alıyor. GKRY, atmış olduğu adımlarla Türkiye ve Kıbrıs Türklerin haklarını görmezden geliyor ve sahanın bu iki önemli aktörünü bölgeden izole etmek istiyor. Uluslararası hukuka aykırı bir şekilde atmış olduğu adımları Türkiye ve KKTC’nin tepkisini çeken GKRY, Doğu Akdeniz’deki aktörlerin sıcak bir savaşa girmeleri için elinden geleni yapıyor.

TÜRKİYE VE KKTC’NİN EGEMENLİK ALANLARI İHLAL EDİLİYOR

GKRY, 2000’li yılların başından bu yana bölgedeki diğer aktörler ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Anlaşmaları imzalıyor. 2003’te Mısır, 2007’de Lübnan ve 2010’da işgalci İsrail rejimi ile MEB Anlaşmalarına varan GKRY’nin söz konusu adımları Türkiye tarafından “hukuksuz” olarak nitelendiriliyor. 2007 yılında 13 parsel açıklayan ve bu alanlarda enerji arama faaliyetleri yapacağını duyuran GKRY, bu bağlamda uluslararası enerji şirketlerine arama ruhsatı veriyor. Türkiye ile GKRY arasındaki anlaşmazlıkların temel olarak başlangıcını da bu nokta teşkil ediyor. Zira GKRY’nin parsellere böldüğü ve enerji arama ruhsatı verdiği alanların büyük bir kısmı Türkiye ve KKTC’nin egemenlik alanları ile çakışıyor.

HANGİ ALANLARDA İHTİLAF YAŞANIYOR?

GKRY, Doğu Akdeniz’de hukuka aykırı bir şekilde 13 adet parsel çizerken bölgede sırasıyla kuzeyde 1. 2. ve 3. ortada 4. 5. 6. 7. 8. 9. ve 13. ve güneyde 10. 11. ve 12. parseller yer alıyor. Türkiye ve KTTC’nin egemenlik alanının ihlal edildiği alanda sadece 10. ve 11. parsellerde çakışma yaşanmıyor. Söz konusu iki parselin haricindeki tüm alanlarda ihtilaf yaşanıyor ve konuya dair gerilim devam ediyor. Türkiye, GKRY’nin hamlelerine cevaben adanın çakışma olmayan kısımlarında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ile faaliyette bulunuyor. Sismik araştırma ve sondaj gemileriyle de sondaj ve arama çalışmaları gerçekleştiren Türkiye’nin yapmış olduğu faaliyetlerde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait deniz muharip güçleri de refakat görevinde bulunuyor.

KIBRIS’IN SAHİBİYMİŞ GİBİ DAVRANIYORLAR

Doğu Akdeniz’deki büyük bir alanı sözde parsellere bölen ve uluslararası şirketlere enerji arama ruhsatı dağıtan GKRY’nin Kıbrıs adasının sahibi gibi davrandığı görülüyor. Bu bağlamda 2003 yılında MEB Alanı ilan eden Rumların “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak hareket ettiklerini ifade ettikleri hatırlanıyor. Türkiye, söz konusu skandal durum karşısında GKRY’nin tek başına adanın tamamını temsil etme hakkına sahip olmadığı görüşünü belirtiyor. Öte yandan Kıbrıslı Türklerin haklarını yok sayan GKRY’nin, AB’ye üye oluşunu da sahada kullanmaya çalıştığı da görülüyor. Rumlar, AB’nin desteğini arkasına alarak Türkiye ve KKTC karşıtı hamlelerinde başarılı olmak ve emellerine ulaşmak istiyor.

TÜRKİYE, GKRY’NİN İLAN ETTİĞİ MEB ALANLARINI TANIMIYOR

GKRY’nin bölgedeki aktörlerle vardığı anlaşmalarda Türkiye’nin kıta sahanlığının göz ardı edilmesi ve böylece Türkiye’nin bölgeden izole edilmesi nedeniyle GKRY’nin ilan ettiği MEB Alanlarını tanımayan Türkiye, Rumlarla yaptıkları anlaşma neticesinde sahadaki egemenlik alanında arama ve üretim çalışması yapılmasına da izin vermeyeceğini ifade ediyor. GKRY, ABD’li Noble Energy, İsrailli Delek, İtalyan ENI gibi uluslararası şirketlere gayri hukuki bir şekilde attığı ruhsat veriyor ve böylece attığı adımlarla bölgedeki gerilimin yükselmesine sebep oluyor.

BÖLGE DIŞI AKTÖRLERDEN DE DESTEK ALIYORLAR

Doğu Akdeniz’deki gayri hukuki ruhsatlandırma ve sondaj faaliyetleri ile Türkiye karşıtı işbirliklerini sürdüren GKRY’nin en büyük destekçilerinin Yunanistan ile işgalci İsrail rejimi olduğu biliniyor. Ayrıca bölgenin dışında kalmalarına rağmen Doğu Akdeniz meselesine burunları sokan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Fransa da GKRY’ne destek oluyor. Bu bağlamda 2019 yılında ABD’nin GKRY’ne uyguladığı silah ambargosunu kaldırması önemli bir gelişme olarak görülüyor. Öte yandan Joe Biden’in başkanlığı sürecinde ABD’nin Rumlara vereceği desteğin artacağı tahmin ediliyor. Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dar bir alana mahkûm etmek amacıyla GKRY, Yunanistan ve İsrail rejiminin başını çektiği faaliyetlerin bölge dışı destekçilerinden birinin de Fransa olduğu biliniyor. Fransa, Yunanistan’a verdiği askeri desteğin yanı sıra Rumlarla da yakın ilişki içerisinde yer alıyor. Bu doğrultuda 2017 yılında Fransa ile GKRY arasında varılan iş birliği anlaşması imzalandığı biliniyor.