Türkiye

Zulmün Durmasına Vesile Olabilirsin!

13 Temmuz 2021 11:13

Mısır’da her an idam edilebilecek olan on iki mazlumun infazına engel olabilme amacıyla Mısır’ın İstanbul Başkonsolosluğu’na gönderilmek üzere bir mektup kampanyası başlatıldı.

Muslim Port Haber Merkezi | Bekir Şirin

Kampanya çerçevesinde çok sayıda kişinin mektup yoluyla Mısır’da verilen idam kararlarına karşı çıkması bekleniyor.

Mısır’ın İstanbul Başkonsolosluğuna gönderilebilecek mektubun Türkçe versiyonu şu şekilde:

Mısır’da geçtiğimiz süreçte Yargıtay, Rabiat’ul Adeviyye Meydanı’ndaki darbe karşıtı protestolarla ilgili davada nihai kararı vermişti. Buna göre aralarında Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP) Genel Sekreteri Muhammed el-Biltaci ile Müslüman Kardeşler (İhvan) liderlerinden Safvet Hicazi’nin de olduğu 12 kişi hakkında daha önce verilen idam cezası onanmıştı.

Mektup Üç Farklı Dilde Hazırlandı

Mısır’da Sisi’nin yönetim erkini ele geçirmesinin ardından onlarca kişi idam edildi. Ülkede her an on iki kişinin daha idam edilebileceği biliniyor. Söz konusu zulmün önüne geçebilme adına Türkiye’de önemli bir çalışmaya başlandı. Buna göre idamların engellenmesine vesile olmak amacıyla mektup kampanyası başlatıldı. Mektup, Mısır’ın İstanbul Başkonsolosluğuna gönderilmek üzere Türkçe, Arapça ve İngilizce olarak üç farklı dilde hazırlandı.

“Sayın Yetkili;

Kahire Ceza Mahkemesinde görülen 2015 tarihli 2985 sayılı 739 sanıklı toplu davada 14 Haziran 2021’de, Yüksek Mahkemece idam cezası onanan Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP) Genel Sekreteri Dr. Muhammed el-Biltaci, Mısır Eski Gençlik Bakanı Dr. Usame Yasin, Safvet Hicazi ve Abdurrahman el-Ber’in de sanık olarak bulunduğu 12 kişi hakkında idam cezasının; Mısır’ın da taraf olduğu İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİNİN 3. MADDESİNDE DÜZENLENEN YAŞAM HAKKI; AYNI BİLDİRGENİN 11. MADDESİ VE MEDENİ VE SİYASİ HAKLAR SÖZLEŞMESİNİN 14. MADDESİNDE DÜZENLENEN ADİL YARGILANMA HAKKINA açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle ölüm cezalarının ertelenmesine ve bu sanıklar hakkında adil yargılanma hakkına ve bunun alt ilkelerine uygun tekrar bir yargılanma yapılmasını talep ediyorum.

Nitekim verilen hükmün somut delillere dayanmaması adil yargılanma hakkının alt ilkelerinden biri olan çelişmeli yargılama ilkesine aykırıdır. Zira çelişmeli yargılamanın sağlanması için hükmün dayanağı olan fiillerin ve bu fiillerin dayanağı olan delillerin somut bir şekilde ortaya konması ve taraflarca tartışılması gerekirdi.

 

Duruşmalarda sanıkların ses geçirmez bir hücrede tutularak savunma yapmalarının engellenmesi ve ayrıca savunma hakkının önemli bir süjesi olan sanıkların müdafilerine de müdafilerini savunma imkânı verilmemesi adil yargılanma hakkının bir diğer alt ilkesi olan hukuki dinlenilme hakkına ve savunma hakkına aykırıdır. Hukuki dinlenilme hakkı; duruşma ile ilgili tarafların bilgilendirilmesini, tarafların haklarındaki iddialara karşı açıklama yapabilmesini ve bu açıklamaların da yargı merciince dikkate alınması anlamına gelir. Yapılan duruşmalarda ise sanıklar ses geçirmez bir hücreye kapatılarak açıklama yapmalarına dahi müsaade edilmeyerek bu hakları açıkça çiğnenmiştir.

Mısır anayasasının 59. maddesinde, “Güvenli hayat her insanın hakkıdır ve devlet vatandaşlarına ve topraklarında ikamet eden herkese güvenlik ve huzur sağlamakla yükümlüdür” ve 94. maddesinde ise “Kanunun saygınlığı devlette hükmün temelidir ve devlet kanunlarına tabidir” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

206. maddesince kolluk görevlileri; “Düzene bağlı, halka hizmet eden ve halkın çıkarlarını koruyan bir sivil kurumdur. Vatandaşların güvenlik ve huzurunu garanti altına alır, genel düzeni ve kamu adabını korumaya çalışır, anayasa ve kanunların verdiği ödevleri yerine getirmekle yükümlüdür, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı duyar. Devlet, polis kurumunun üyelerinin ödevlerini yerine getirmesini garanti altına alır ve kanunlar bunu garanti altına alan teminatları düzenler.”

Mısır Anayasasında güvenli bir hayatın tüm insanların hakkı olduğu ve devletin vatandaşlarına ve ülkesinde ikamet eden herkese güvenlik ve huzuru sağlamakla yükümlü olduğu, polis kurumunun ise bu hususta yetkili olduğu ve bu güvenliği sağlama yükümlülüğünün belirli rollerle polise ait olduğu, vatandaşların canlarının korunması ve sadece kağıt üzerinde değil her türlü gerçek riske karşı muhafaza altına alınmalarının polisin görevlerinden biri olduğu, dolayısıyla vatandaşların korunması, işlenen suçlara karşı araştırma inceleme çalışmalarının yürütülmesi, kayda geçilmesi ve suçların tebliğ ile ilgili harekete geçirmesinin polisin görevi olduğu anlaşılmaktadır.

 

Ayrıca Mısır Anayasası Özel Mahkemelerin kurulmasına izin vermemekte olup, Mısır’da ise yargılamalar özel mahkemelerce gerçekleştirilmekte ve yerleşik hukuki ve adli kuralları ihlal niteliğindedir.İlgili sözleşmelere ve Mısır Anayasasına uyulmayarak yapılmış her yargılama “Adalet Parodisi” olarak Mısır’ın tüm adalet sisteminin bütünlüğüne kara bir gölge düşürüyor ve yargı süreciyle alay ediyor.

Muslim Port Haber Merkezi | Bekir Şirin

Kampanya çerçevesinde çok sayıda kişinin mektup yoluyla Mısır’da verilen idam kararlarına karşı çıkması bekleniyor.

Mısır’ın İstanbul Başkonsolosluğuna gönderilebilecek mektubun Türkçe versiyonu şu şekilde:

Mısır’da geçtiğimiz süreçte Yargıtay, Rabiat’ul Adeviyye Meydanı’ndaki darbe karşıtı protestolarla ilgili davada nihai kararı vermişti. Buna göre aralarında Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP) Genel Sekreteri Muhammed el-Biltaci ile Müslüman Kardeşler (İhvan) liderlerinden Safvet Hicazi’nin de olduğu 12 kişi hakkında daha önce verilen idam cezası onanmıştı.

Mektup Üç Farklı Dilde Hazırlandı

Mısır’da Sisi’nin yönetim erkini ele geçirmesinin ardından onlarca kişi idam edildi. Ülkede her an on iki kişinin daha idam edilebileceği biliniyor. Söz konusu zulmün önüne geçebilme adına Türkiye’de önemli bir çalışmaya başlandı. Buna göre idamların engellenmesine vesile olmak amacıyla mektup kampanyası başlatıldı. Mektup, Mısır’ın İstanbul Başkonsolosluğuna gönderilmek üzere Türkçe, Arapça ve İngilizce olarak üç farklı dilde hazırlandı.

“Sayın Yetkili;

Kahire Ceza Mahkemesinde görülen 2015 tarihli 2985 sayılı 739 sanıklı toplu davada 14 Haziran 2021’de, Yüksek Mahkemece idam cezası onanan Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP) Genel Sekreteri Dr. Muhammed el-Biltaci, Mısır Eski Gençlik Bakanı Dr. Usame Yasin, Safvet Hicazi ve Abdurrahman el-Ber’in de sanık olarak bulunduğu 12 kişi hakkında idam cezasının; Mısır’ın da taraf olduğu İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİNİN 3. MADDESİNDE DÜZENLENEN YAŞAM HAKKI; AYNI BİLDİRGENİN 11. MADDESİ VE MEDENİ VE SİYASİ HAKLAR SÖZLEŞMESİNİN 14. MADDESİNDE DÜZENLENEN ADİL YARGILANMA HAKKINA açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle ölüm cezalarının ertelenmesine ve bu sanıklar hakkında adil yargılanma hakkına ve bunun alt ilkelerine uygun tekrar bir yargılanma yapılmasını talep ediyorum.

Nitekim verilen hükmün somut delillere dayanmaması adil yargılanma hakkının alt ilkelerinden biri olan çelişmeli yargılama ilkesine aykırıdır. Zira çelişmeli yargılamanın sağlanması için hükmün dayanağı olan fiillerin ve bu fiillerin dayanağı olan delillerin somut bir şekilde ortaya konması ve taraflarca tartışılması gerekirdi.

 

Duruşmalarda sanıkların ses geçirmez bir hücrede tutularak savunma yapmalarının engellenmesi ve ayrıca savunma hakkının önemli bir süjesi olan sanıkların müdafilerine de müdafilerini savunma imkânı verilmemesi adil yargılanma hakkının bir diğer alt ilkesi olan hukuki dinlenilme hakkına ve savunma hakkına aykırıdır. Hukuki dinlenilme hakkı; duruşma ile ilgili tarafların bilgilendirilmesini, tarafların haklarındaki iddialara karşı açıklama yapabilmesini ve bu açıklamaların da yargı merciince dikkate alınması anlamına gelir. Yapılan duruşmalarda ise sanıklar ses geçirmez bir hücreye kapatılarak açıklama yapmalarına dahi müsaade edilmeyerek bu hakları açıkça çiğnenmiştir.

Mısır anayasasının 59. maddesinde, “Güvenli hayat her insanın hakkıdır ve devlet vatandaşlarına ve topraklarında ikamet eden herkese güvenlik ve huzur sağlamakla yükümlüdür” ve 94. maddesinde ise “Kanunun saygınlığı devlette hükmün temelidir ve devlet kanunlarına tabidir” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

206. maddesince kolluk görevlileri; “Düzene bağlı, halka hizmet eden ve halkın çıkarlarını koruyan bir sivil kurumdur. Vatandaşların güvenlik ve huzurunu garanti altına alır, genel düzeni ve kamu adabını korumaya çalışır, anayasa ve kanunların verdiği ödevleri yerine getirmekle yükümlüdür, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı duyar. Devlet, polis kurumunun üyelerinin ödevlerini yerine getirmesini garanti altına alır ve kanunlar bunu garanti altına alan teminatları düzenler.”

Mısır Anayasasında güvenli bir hayatın tüm insanların hakkı olduğu ve devletin vatandaşlarına ve ülkesinde ikamet eden herkese güvenlik ve huzuru sağlamakla yükümlü olduğu, polis kurumunun ise bu hususta yetkili olduğu ve bu güvenliği sağlama yükümlülüğünün belirli rollerle polise ait olduğu, vatandaşların canlarının korunması ve sadece kağıt üzerinde değil her türlü gerçek riske karşı muhafaza altına alınmalarının polisin görevlerinden biri olduğu, dolayısıyla vatandaşların korunması, işlenen suçlara karşı araştırma inceleme çalışmalarının yürütülmesi, kayda geçilmesi ve suçların tebliğ ile ilgili harekete geçirmesinin polisin görevi olduğu anlaşılmaktadır.

 

Ayrıca Mısır Anayasası Özel Mahkemelerin kurulmasına izin vermemekte olup, Mısır’da ise yargılamalar özel mahkemelerce gerçekleştirilmekte ve yerleşik hukuki ve adli kuralları ihlal niteliğindedir.İlgili sözleşmelere ve Mısır Anayasasına uyulmayarak yapılmış her yargılama “Adalet Parodisi” olarak Mısır’ın tüm adalet sisteminin bütünlüğüne kara bir gölge düşürüyor ve yargı süreciyle alay ediyor.