Ensar Küçükaltan


İnanalım mı?

03 Temmuz 2020 15:13

İnsanoğlu kendi inanmasa da başkalarını inandırmaya çalıştığı hedeflerin peşinden giden, buna yönelik söylemleri meşrulaştırmaya çalışan yapıda bir canlı. Doğru olmadığını bildiği halde, karşıdakinin bu doğru olmayan doğruları kabullenmesi için çaba sarf etmek var yapısında. Bizler de çoğu zaman bu doğuları kabul etmiş gibi gözüküyoruz ki belki de bu da etik değil. TRT World dünyanın çeşitli coğrafyalarına özel içerikler üreterek uluslararası camiadaki rakipleri ile arayı çabuk kapatıp yetişti. Bunlardan biri de 23 Haziran’da Twitter hesaplarından yayınladıkları, Fransa’nın Afrika politikasına yönelik eleştiriler ile dolu çalışmaydı. Oldukça keyifli ve mizahi bir dille oluşturulan ve Afrika’daki insanların geçmişte çektiği acıya değinen bu video, kısa zamanda Fransa’da karşılık buldu ve Fransa, diplomasi hesabından video ile ilgili çeşitli iddiaları yanıtladı.

Yanıtlanan iddialara başlanırken Afrika’nın bir Fransa gibi bir problemi olmadığı ve Fransa’nın geçmişi ile yüzleşmekten korkmadığı belirtiliyordu. Afrika ülkelerinin kendi kararlarını vermekte olduğu vurgulandı. Verilen ilk cevap videodaki Fransız askeri üslerinin ve eski sömürü ülkelerinin yerinin yanlış gösterilmesi ile ilgiliydi. Gana’nın eski bir Fransız sömürgesi olmadığı vurgulanıyordu. Evet Gana eski bir İngiliz kolonisi ancak hemen yanındaki, Fildişi Sahili, Burkina Faso, Gine ve kıyı şeridi boyunca Senegal, Orta Afrika’da Moritanya, Mali, Nijer gibi ülkeler Fransız sömürgesiydi. Bunun yanında Cibuti, Senegal, Fildişi Sahili ve Gabon’da Fransız askeri üsleri bulunuyor. Yani Gana’nın Fransız sömürü haritasına eklenmesi bir hata olarak değerlendirilebilir ancak Fransa’nın bunca ülkedeki sömürüsü hangi hata tanımı ile açıklanmalı? Diğer bir iddia Fransa’nın Afrika’da bulundurduğu askerileri ile ilgiliydi. Fransa, kıtadaki askerlerinin bölge ülkelerinin kendi istekleri üzerine terörle savaşmak üzere bölgede olduğunu açıkladı. Kıtadan çekildikten sonra bile kendi elitini oluşturmaya çalışan ve bürokrasiden iktidarlara kadar etkili olan bir ülkenin, onlar çağırdı diye gidiyoruz savunması çok da inandırıcı değil.

Diğer bir husus da Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un bazı söylemlerine yer vererek, onu Fransa’nın geçmişte yaptıklarını onaylamayan bir tavrı olduğunun gösterilmesiydi. Macron, içinde bulunduğu şartlar itibariyle elbette geçmişteki acılara sahip çıkabilecek durumda değil. Ayrıca 2017 yılında yaptığı Burkina Faso’da yaptığı konuşmada karşısında bir devlet başkanı olduğunu unutarak yaptığı küçümseyici tavır henüz hafızalardan silinmedi. Mali, Senegal gibi ülkelerde bu tavır protesto edilmişti.

Fransa’nın Afrika’ya ihtiyacı olduğu aşikar şekilde ortada ancak şartlar eskisi gibi değil. Afrika’nın gerçek sahipleri Afrika halkları geçmişten daha örgütlü şekilde Fransız yayılmacılığının karşısında duruyor. Bırakalım Fransa Afrika’daki para birimleri üzerinde etkileri olmadığını, askerlerinin yalnızca bölge devletlerinin isteği üzerine kıtada olduğunu iddia etmeye devam etsin. Onlarda hata yok, hata başkalarında. Başkaları hatalı. Hatalı başkaları. Oldu mu? İnanalım mı?