İsmail Mansur Özdemir


Akıncılar; Çağlar Aşan Bir Söylemin Fedaileri I

19 Ağustos 2020 17:48

Bu yazı bir hafta içinde toprağa verdiğimiz iki Akıncı ağabeyimize (Nevzat Arabacı ve Mehmet Ali Tekin) ithafla yazılmıştır. Akıncılar, Türkiye’de İslami Hareketin Sosyolojisi ve İslamcılık Üzerine mülahazalar içerir.

Ağustos ayının içindeyiz ve her gün bir yerden ölüm haberleri geliyor. Yaz’da hazan yaşıyoruz. Mevsimlerden ölüm, her gün her taraftan ölüm haberleri alıyoruz. Dikkat çekici şekilde Konya; alimlerinden, dava adamlarına güzel insanlarla vedalaşma fırsatı bile bulamadan teker teker yalnız ve tek düze merasimlerle insanlarını toprağa veriyor.

Nevzat Arabacı ağabeyin vefatı bizim açımızdan sarsıcı ölümlerden biri iken bugün Mehmet Ali Tekin ağabeyimizi toprağa verdik. İkisinin ortak ve güzel bir sıfatları var. Akıncılar. Bu yazı serisi onları ve onlar gibi Türkiye’de şahsiyetli bir gençliğin yetişmesi için gayret eden tüm Akıncıların aziz hatırasına ithaf edilmiştir.

Rabbim ikisine ve şehit olan tüm Akıncı ağabeylerimize rahmet etsin.

Ölümün üzerine hiç üşenmeden ve korkmadan giden bu adamlar kardeşlerinin yanında ıskaladıkları ölümü sessizce ölüm mevsiminde yakalıyorlar. Akıncılar, çağımızın metafizik kahramanları gibiler. Yazılan kadar, yazılmayan hikâyeleri ile bir çağın şahidi fedailer. Çok sesli ölümlerle öldükleri yılların tersine şimdi sessiz bir fısıltı gibi ölen mistik kahramanlar gibiler. Her birinin hayatını kaleme almak isteseniz, bitimsiz ve özel hikâyeleri ile günlerce yazmanız gerekir. Ama henüz Akıncıların hikâyesi tam olarak yazılmadı. Belki bir gün bir ekiple bu hikâyeyi yazabiliriz. Bugün niyetim bir çırpıda bu hikâyeyi yazmak değil pek tabi, bugün kaybettiğimiz iki Akıncının hatırasına, izzet çağrısını hatırlatmak ve onların genç nesillerle ölümleri üzerinden bile olsa bir ilişkisini kurmak derdindeyim. Bu sessiz ölümlerle çok sesli ölümler arasındaki hassas illiyeti kurmak amacıyla bu yazı kaleme alınacaktır. Bugün İslami gençlik teşkilatlarında vazife alıp ta Akıncıların ne anlama geldiğini bilmeyen bir genç varsa bu bizlerin büyük bir ayıbı olacaktır. Aslına bakılırsa daha çok kişisel hikâyeler üzerinden süren anlatılar yanında Akıncılar hareketinin tam olarak hangi dinamiklerden doğduğunu anlatan çok ta fazla metin kaleme alınmadı.

Akıncıları Var Eden Dinamikler

Akıncılar gerçeği sadece kendi zamanının şartları ile açıklanamaz. Zira tarihin izzetli sahifelerinden süzülmüş bir tarihsel bağlamla ancak açıklanabilir. Sadece tanımsal etimolojik bağlamda değil, tarih ve sosyolojinin bir tezahürü olarak ta kökleri Osmanlı toplumsalında ve siyasalında aranmalıdır.

Adı yıkılış dönemi olarak yansıtılan Osmanlı’nın son döneminde müesses yapı her noktada budanmaya çalışılmıştır. İrfani ve siyasi sosyal sermayenin çoklu muarızlar eliyle yok edilmeye çalışıldığı bir süreçte, sosyal sermayenin bir dip akıntı olarak toplumsal bilinçaltına indiği söylenebilir. Şerif Mardin Türk toplumsalında ortaya çıkan nerdeyse makul tüm sosyal oluşumları bu dip akıntılarla açıklayarak tarih ve sosyoloji arasında işlevsel bir alan yaratmıştır. İslami düşüncenin entelektüel aklının sınır ötesine hicrete gönderilmesi, kurtuluş savaşlarındaki insani maliyetler ve kayıplar; yeni seküler Cumhuriyet seçkinciliği İslami dip akıntının uzun bir süre derinlerde akmasına neden olmuştur. Cumhuriyet kurumlarının uzunca bir süre nefes aldırmadığı İslami ve Osmani müesses imkânlar rejimin teşekkülü esnasında merkezden dışa doğru adeta sürüklenmiştir.

Dünya savaşlarının yarattığı iklim ve ardından soğuk savaş iklimi ile birlikte iki kutup arasındaki dikotemi ile toplumsallık ve siyasal yeniden kurulmuştur. Anadolu bu dikotemi’nin etkisi ile sosyalizm ve kapitalizmin öngördüğü eklektik modellerle oynamaya sevk edilmiştir. Sağcılık ve solculuk bu inşa edilmiş naylon tiyatronun iki kahramanıdır. Bu iki naylon kahraman arasında ara formlar olmakla birlikte tümüyle eklektik modeller ortaya konmuştur. Bu modeller arasında küçük renk ve ton farkları olmakla birlikte orijin olarak hepsi soğuk savaş düalizminin ikramlarıdır. Her coğrafyada farklı tezahür eden milliyetçilikler, muhafazakâr sağcılık ya da muhafazakâr solculuklar.

Kök ve Fikir’ de Kardeşlik; Hakikatin İki Veçhesi

Komünizmle Mücadele Dernekleri, sağcı organizasyonlarla ve ara formda muhafazakâr organizasyonların arasından iki kahramanın aynı sosyolojik ve siyasal teamüllerle sıyrıldığını ifade etmek gerekir. Siyasal zeminde var olan hareket Necmettin Erbakan ile Milli Görüş iken toplumsal zeminde renksiz ve suhuletçi yapılara alternatif olarak var olan ise Akıncılar’dır. İki hareketin kader çizgisi arasında oldukça güçlü bir illiyet vardır. Milletin billur var oluş kökünden ilham alan iki tertemiz hareket. İslam’ın siyasal ve toplumsal bir model olarak var olacağına inanan Müslümanlarca kurulan, İslam Hareketin ilkesel kaidelerinden beslenen ve İslamcı kodlarla mensup olduğu tarihsel müktesebata uyumlu iki hareket. Erbakan Hoca ve Akıncılar arasındaki ilişki ve hukuk; teenni ve itidalli bir ilke bağıdır. Kök uyumu yanında anlayış ve gayret olarak birbirine ön alan ve ön açan iki muazzez müessesedir. Bu iki hareket Şerif Mardin’in toplumsal dip akıntı olarak tanımladığı Alparslan’dan Fatihe, Ulubatlıdan Sultan Abdülhamit’e bir büyük tarihsel tezahürün tecessümüdür. İzzetli, gayretli, iffetli bir hareket olarak ülke gençliği yanında Ümmet gençliğinin de var oluşunun, organize ve teşkilatlı, şehirli ve mektepli, milli ve ümmetçi var oluşunun bir imkânı ve bidayeti olarak çok değerlidir.

Akıncılar, siyaset ve toplum sahnesinde Milli Görüş gibi bir hesap bozumudur. Türkiye Müslümanlarına biçilen sınırlı temsil ve muhafazakâr ve ürkek rolü yırtarak tam bir meydan okumadır. İslam dünyasının farklı coğrafyaları ile kurduğu derin illiyetle bugünkü Ümmet müktesebatını var etmiştir. Türkiye’deki Müslüman gençliğin ilk ve en önemli siyasal mekteplerinden biridir.

Erbakan Hoca bu mektebe her zaman ilgili kalmıştır. Bugün Milli Görüş hareketinin İslamcılık arka planını tartışmaya açacak yaklaşımlara inat makul ve münşei miktar ve mikyasta bir temiz ilişki her zaman var olmuştur. Hareketin silah ve şiddet karşıtı yaklaşımının, itidalli tutumunun arkasında ve Türkiye’de Radikalleşmenin oluşmamasının temelinde de Akıncılar hareketinin makul varlığı ve Erbakan Hoca ile makul bağı vardır.

Tüm dünya’ da görülen manipülasyonlar Türkiye’de yaşanmamış, Türkiye Müslümanları var oluşlarının siyasi ve meşru kaynak ve imkânlarla var etme yolunu seçmişlerdir. Marjinalleşme eğilimi içinde olan yapılar ise sistemin dışına çıkarak eriyip gitmişlerdir.

Son günlerde ülkemizde Milli Görüş’ün İslamcılık ile bağını yok etmeye yönelik yaklaşım ve yapılar bu büyük tarihsel gerçeği bilmeyen ya da dönemlik kısır hesaplara teslim olmuş kafası karışık yapılardır. Batı sistemi her dönemde eklektik yapılar, ara formlar ve işbirliği/aldatma konusunda gayret içinde olmuştur ve olacaktır.

Erbakan Hoca, büyük bir temrin ve terbiye teşkilatı olarak Akıncılara karşı her zaman muhabbet ve ilgi içinde olmuştur. İkircikli ve tutarsız davranışlar geliştirmek gibi bir özelliği asla bulunmayan Erbakan Hoca’nın Akıncıların muhtelif kongrelerine bizzat giderek, konuşmalar yapması, gençliği millet ve insanlık menfaatine olan çalışmalara yönlendirmesi, Akıncı şehitlerin ardından yaptığı açıklama ve ziyaretler rahmetli Akıncılar konusundaki hassasiyetinin somut örneğidir.

Akıncılar’ın 10 Temmuz 1977’de Ankara’da yaptıkları kongreye Erbakan Hoca bizzat katılmıştır. Kalabalık bir ortamda gerçekleşen kongrede Erbakan Hoca, İslam gençliğinin nasıl hareket etmesi gerektiği ve mücadelede nasıl bir yöntem uygulanması gerektiği ile ilgili önemli bir konuşma yapmıştır. Erbakan, gençliğe bomba, dinamit ve sopayla bizim fikrimizin yayılması mümkün değildir.  Batıl’ın karşısına Hak’la çıkılır ve Hak tektir. Siz Akıncı gençler, denizde bir katre olmaktan çıkıp denizi fethedecek güce ulaşmalısınız, 250 şube ile teşkilat yetmez, her köye gitmelisiniz.” demiştir. ( Yorgancılar,2016:29)

Akıncı gençlerin şehadetlerine de oldukça duyarlı davranan Erbakan Hoca, taziye ziyaretleri konusunda oldukça duyarlı hareket etmiş, şehit ailelerini mutlaka yakinen izlemiştir. Yaptığı tüm konuşmalarda Akıncı şehitler mutlaka gündem olmuş ve Akıncılara yönelik suikast ve saldırılar MSP Hukuk birimleri marifetiyle izlenmiş ve hukuki takibat yapılmıştır.

Akıncılar yukarıda da ifade ettiğimiz gibi milletimizin soy ve fikir köküyle ilintili net bir harekettir. Bünyesinde yetiştirdiği kadrolar da hayatlarına yön verecek çok anlamlı kabiliyetleri bu teşkilatlarda kazanmışlardır. Türkiye’nin siyasi ve toplumsal serüveninde en anlamlı inisiyatifleri alan kadrolar bu teşkilatlardan çıkmıştır. Türkiye Müslümanlarının alın aklığı olan bir dönemdir. İslam’ın ve milletimizin değerlerine yönelik her türlü taarruzla mücadele ve mukavemet konusunda atak olan Akıncılar insan yetiştirme konusunda da oldukça gayretli olmuşlardır. Bugün de gençlik çalışmalarına aynı gayretle devam eden MGV ve AGD çalışma prensiplerini Akıncılardan almaktadır. Sonraki yazılarımızda da konuyla alakalı mülahazalarımızı paylaşmaya devam edeceğiz inşallah.

Bir Akıncının Ardından…

Mehmet Ali Tekin Abi’de toprağa teslim edildi ve ben bu yazıyı kaleme almaya başladım. Bu vesile ile biraz da Mehmet Ali Abi’den bahsetmek isterim. Mehmet Ali Tekin çağının akıncı profilinin tüm özelliklerini göstermektedir. Ülkenin siyasal iklimindeki sindirilmeye karşı çıkan ilk kuşaktandır. MTTB’de aldığı genel muhafazakâr eğilimlerin yanında daha derinlikli bir İslami çalışmanın içinde bulunmak amacıyla Akıncılara dâhil olmuştur. Fikir ve aksiyonun merkezi olan İstanbul’da olmak gelişim açısından Akıncı gençlere başka imkânlarda sağlamıştır. Fikir ve aksiyon yanında teşkilatçılık çalışmalarında Metin Yüksel ile birlikte hareket eden Mehmet Ali Abi’nin akademik hayatının devamı için pek çok şehirde bulunduğu söylenebilir. Bunun kendisinde bir zenginlik var ettiğini söylemek mümkündür. Akıncılar ve MSP gençlik teşkilatlarında muhtelif görevler üstlenmiş olup, aksiyon ve gazetecilik konusunda ürünler ortaya koyduğu söylenebilir. İslam dünyasının sıcak bölgeleri ile olan ilgisi sebebiyle çok defa farklı bölgelere gitmiştir. Çatışma ve insani krizlerin yaşadığı bölgelerde propaganda ve insani yardım çalışmaları yanında, haber ve yazıları ile de önemli çalışmalar yapmıştır. Müslümanların yaşamına kast eden her türlü taarruzda etkin bir gayret ortaya koymuştur. Bu çalışmalarının da etkisi ile hayatının çok büyük bir kısmı cezaevlerinde geçmiştir. Özellikle devlet içine sızmış olan yapıların bir tehdit olarak algıladığı Mehmet Ali Tekin çok uzun süren yargılamalar ve yalan suçlar isnat ettirilerek zindan hayatına mahkûm edilmiştir. Ağır zindan yaşamının kalbinde var ettiği yorgunlukla 18 Ağustos 2020 tarihinde can dostu ve dava arkadaşı Recep Aydın’ın kollarında emanetini teslim etmiştir. Rabbim Rahmeti ile muamele etsin ve cennetinde tüm diğer Akıncı kardeşleri ile buluştursun inşallah.

 

KAYNAKÇA

  1. Yorgancılar, Serkan; 2016, “ İslami Gençliğin Yazılmamış Öyküsü Akıncılar, Serkan Yorgancılar, Otorite Yayınları, Ankara