İsmail Mansur Özdemir


Bilginin ve Siyasetin Yeniden Üretilmesine ve Örgütlenmesine Bir Katkı Olarak “Türk Siyasi Hayatında Milli Görüş Hareketi ve Necmettin Erbakan” Sempozyumu

18 Kasım 2020 00:29

Necmettin Erbakan Üniversitesi ismini de aldığı rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamız için ikinci sempozyumu bu hafta sonu gerçekleştirdi. 2016 yılında “Doğumunun Doksanıncı Yılında Necmettin Erbakan ve Milli Görüş Düşüncesi Sempozyumu’nu” düzenlemişlerdi. İkincisi ise bu hafta sonu gerçekleşen sempozyumun konusu “Türk Siyasi Hayatında Milli Görüş Hareketi ve Necmettin Erbakan” şeklinde idi. Sempozyuma özellikle siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler, kamu yönetimi, sosyoloji, ilahiyat, sosyal hizmetler, siyasi tarih, siyasi iletişim gibi alanlarda çalışan pek çok akademisyen, ilim ve fikir adamı katıldı.

Sempozyum; Milli Görüş’ün Anlam Alanına, Tarihsel Serüvenine ve Var Ettiği Etkiyi Anlamaya Yönelik Bir Katkı….

Prof. Dr. Mahmut Hakkı Akın koordinasyonunda gerçekleşen sempozyum akademik, siyasi ve sosyal çıktıları açısından oldukça önemli anlamlar içeriyor. Zira Milli Görüş düşüncesi İslami ve milli referansı ile Dünya’da ve Türkiye’de oldukça geniş bir alanda karşılık bulmuş olan bir düşünce sistemi.

Tüm dünyanın soğuk savaş belirsizliğinde sürüklendiği ve kapitalizmin, sosyalizmin seküler küresel propaganda rüzgârında sürüklendiği bir dönemde insanlığın gündemine giren Milli Görüş düşünce sistemi, İslam dünyasında önce özgüven artışının ardından modern dünyada Hak ve Adalet temelli İslami siyasal perspektifin taşıyıcı gücü olmayı başarmıştır. Savaşlar çağının yarattığı travma ve belirsizliklerin etkisi ile başlayan küresel sömürü düzenine bir isyan söylemi olarak çok büyük bir etki yarattığı bilinmektedir. Yirminci yüzyılın başında Osmanlının yıkılması ile başlayan küresel etki, kapitalizmin seküler söylemine karşı İslamcı ve güçlü bir söylemin ortaya çıkmasına ve İslam dünyasında yayılımına sahne olmuşsa da nasıl bir model ile küresel mücadelenin verilebileceği konusu belirsizlik taşımakta idi.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da etki sahası bulan İhvanı Müslimin ve Asya’da karşılık bulan Cemaati İslami hareketleri ancak İslam toplumlarının varlıklarını idame ettirmeye yönelik bir gayret ortaya koyarken mahalli/bölgesel dini yapılar da benzer bir çaba içerisinde hareket ettiler. Yirminci yüzyılda Batı’nın bütün sahalarda yarattığı etki karşısında İslam toplumlarının bu küresel cendreden nasıl çıkacakları ve bu cendereye karşı İslami söylemi siyaset, toplum, ekonomi ve yaşamsal tüm alanlarda nasıl etkin ve sonuç odaklı bir söylem; siyasa ve eyleme dönüştürebilecekleri konusundaki gayretleri İslamcılık davasının ortaya çıkmasına imkân verdi. Küresel cenderenin merkezinde olan Osmanlı toprakları ve siyasal alanında daha da güçlü ortaya çıkan İslamcılık söylemi Sultan Abdulhamid’in himayesinde ve Mehmet Akif, Said Halim Paşa, Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi gibi Sebilürreşad ve Sıratı Müstakim dergileri etrafında toplanan arifler himayesinde pekişti. Cumhuriyet sonrası iklimin etkisi ile imkân bulamayan bu fikir ve düşünceler, tek parti döneminde ise bastırılmaya çalışılsa da Rahmetli Erbakan Hoca’nın salih gayreti ile insanlığın ve milletimizin gündemine tekrar takdim edilmiş oldu. Rahmetli Erbakan Hoca ülkenin ikliminden hareketle odak ve orijini itibariyle İslamcılık söyleminden mülhem olan hareketini, siyasal ve toplumsal hassasiyetler temelinde Milli Görüş olarak kodladı ve isimlendirdi. Bu anlayışı ile siyasal, küresel hassasiyet ve düşmanlığı üzerine çekmemiş, hamasi yada soyut bir söylemden ziyade ete kemiğe bürünememiş, kurumsallaşma ve müesseleşme imkanı bulamamış İslamcılık söylemini Milli Görüş pratiği etrafında imal ve inşa etmiş oldu. Bazı hassasiyetler cari olduğu için hareketini İslamcılık tanım alanında zikretme ihtiyacı hissetmedi. Son dönemde Erbakan İslamcılığı reddetti, kabul etmedi şeklindeki yaklaşımlarda her ne kadar hocamızın bu tutum ve hassasiyetler çerçevesindeki  titiz üslubu esas alınsa da tarihsel illiyet, Milli Görüşün; okuma ve referans biçimi, kapitalizm ve sosyalizmi var ettiği seküler toplum ve siyaset modeline temel bir itiraz alanı olan İslamcılık söyleminin tamda kucağında doğan bir hareket olduğu gerçeğini değiştirmez. İslam’ın temel esaslarının kaynak ve ölçüsü olan Kuran ve Sünneti esas alan, maneviyatçı ve ahlaklılığı ilkeleştiren, İslam Birliğini merkeze alan küresel perspektifi, İslam kaynaklı ekonomi, siyaset, birey ve toplum perspektifi yüz yılı aşkın bir söylem olan İslamcılık söylem alanına aittir. İslamcılık düşünce sisteminin özellikli ve başarılı bir modeli olarak ele alınabilir. Erbakan Hoca, İslamcılığın fikir havuzu içinde Milli Görüş’ü ustalıkla pişirmiş ve İslamcılık söylemini eylem ve sistem bazında uygulama sahnesine koymuştur.

İslam dünyasında ve yakın tarihte bu kadar geniş bir etki yaratmış olan Milli Görüş düşünce sisteminin arka arkaya yapılan sempozyumlarda farklı boyutları ele alınması oldukça doğal ve gereklidir. Şu ana kadar yapılan çalışmalar bu devasa deneyimin ancak az bir miktarını konu edinmektedir.

Sempozyum; Akademik Bir Kaynakçanın Oluşmasına Yönelik Gayrettir…

Milli Görüş bir aksiyon hareketidir. Parti programları başta olmak üzere kurumlarca hazırlanmış içerikler ve siyaset büyüklerinin hatıraları olmuş olsa da ilmi metin değeri olan kaynakça açısından sınırlı bir alandır. Bu sebeple Milli Görüş’ün akademik referans gerektiren kaynakçasının oluşmasında da bu gayretler çok değerlidir.  İlk kuşağın vefatı ile ortaya çıkan endişe bu konuda arka arkaya çok önemli arşiv çalışmalarının başlamasına sebep olmuşsa da, ilmi bir toplantıya sunulmuş akademik metinler gelecek için en değerli veriler olacaktır.        Yapılan sunumlarda ampirik çalışmalarda belirgin bir artış göze çarpmaktadır. Milli Görüş pratiğinin ampirik çalışmalara konu olması oldukça değerlidir. Milli Görüş hareketinin en önemli müesseselerinden biri olan MGV’nin ilmi bir metnin konusu haline getirilmesi ve farklı açılardan ele alınması ile bu konuda ayrıca bir çalışmanın, nitelikli bir MGV sempozyumunun yapılması ihtiyacını ortaya koymuştur. Bu konudaki görev MGV, AGD mensuplarına düşmektedir.

Milli Görüş düşüncesin ontolojik odağı, epistemolojik söylemi ve var ettiği hikayesi ile birçok akademik alanın konusu olmaya oldukça müsaittir. Geniş bir alanda var olan fonksiyon ve iz düşüm ile neredeyse her kurumu bir sempozyum olacak niteliktedir ve birden fazla akademik disiplin tarafından incelenmektedir. Bundan önceki sempozyumda olduğu gibi bu sempozyumda da birçok farklı disipline mensup akademisyen söz almıştır. Birde Erbakan Hoca’nın varlığı sürece dahil olunca konu çok daha hassas bir boyut kazanmaktadır. Bu sempozyumda da lider ve hareket arasında ilişki pek çok boyutu ile ustaca ele alınmıştır.

Sempozyum; Yerindelik ve Zamanındalık Açısından Çok Değerlidir 

Sempozyumun her şeyden önce yapılış zamanı çok değerlidir. Ülkemiz son dönemde artan nitelikte din ve dindarlık söylemi ile kavgalı bir sistematik propagandanın muhatabıdır. Birey, aile ve toplum düzleminde artan bu karşı propaganda referansını İslam ve medeniyetimizden alan hareketleri töhmet altında bırakmaktadır. Referansı hak ve adalet olan Milli Görüş düşüncesini ve İslamcılığı ’da bu töhmet altında ezmek isteyen yapılara verilebilecek en güzel cevap fikir, bilgi ve üretilen değerlerin toplumsal alana tekrar sunulmasıdır. Türkiye’nin en milli ve yerli bir hareketi olan Milli Görüş; Hak ve Adalet temelli düşünce sisteminin referanslarını İslam dininden ve başarılı medeniyet tecrübesinden bulur. Bu tecrübe ne kadar halkımızın gözleri önünde gerçekleşmiş olsa da, referansları sağlam olsa da en doğru dil ve yöntemlerle gündemde tutmak gerekecektir. Bu sempozyum ilmi metodoloji etrafında, referans bir hareket olan Milli Görüş hareketini ve onun aziz liderini akademik dünya başta olmak üzere geniş bir alanda toplumun ve siyasal hayatın dikkatine sunmuştur. Bunu yaparken akademik bir güdü ve vefa temelinde yaptığı ortadadır. Bu çalışmanın geniş kitlelere ulaştırılması, oluşturduğu etkinin yaygınlaştırılması ise bu hareketin kurumlarına aittir. Bu ve benzeri nitelikteki çalışmalar önce Milli Görüş müesseselerinde bulunan insanlar için fayda sağlayacaktır. Farklı ilmi perspektiflerinden süzülmüş ve analiz edilmiş olan geniş tarihi müktesebat ve Erbakan Hoca’nın mücadelesi her yeni analizde yeni bir gelecek imkânı oluşturmaktadır. Bu sebeple buradaki metinlerin topluma ve farklı dillerle diğer toplumlara ulaştırılması konusundaki gayret sadece üniversiteye bırakılamaz. Bilgi ile bağını kopartmış, varlığını politik ilişki ve söyleme yaslamış hareketler kendilerini yenileyemezler. Öz ve sözü Ahlak ve maneviyat olan bir hareketin insan kaynağını bilgi ve erdemli fiille yeniden üretmediğinde geleceği karanlık olur. Bilgi ve erdemli fiil ve gayret insanlar için en doğru meşgaledir. Hareketleri içine girdiği dar boğazdan çıkaracak şey, hakikat odaklı bilgi, erdemli fiil ve geçmiş ile geleceğin bağının doğru kurulmasıdır.

Sempozyumun açılış konferansı Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu tarafından yapılmıştır. İhsan Fazlıoğlu İslam Bilim Tarihi ve İslam Felsefesi konusunda oldukça değerli bir ilim adamıdır. Rahmetli Erbakan’ın İslam ve İlim başlıklı konferans metni üzerinden yapılan sunumun Milli Görüş gençliği tarafından mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Takriben 300 kişi tarafından dinlenen konferans Erbakan Hoca’nın fikri gelişim süreci kadar düşünce sisteminin ve siyasi mesaisinin dinsel ve medeniyet arka planını ortaya koymaktadır. Sadece bu metinler bile daha sonra siyasi hareketin karakterini ve parti programlarını ortaya koyacak odağın mahiyetini bize sunmaktadır. Bu metinler ve devasa bir gayrete rağmen İslamcılıkla kavgalı, mesafeli ve illiyetsiz bir Milli Görüş betimlemesini kesinlikle anlam zemininden kopuk bir çaba olarak görüyorum. Fazlıoğlu hocanın muazzam sunumunun milli görüş gençliğine mutlaka ulaştırılması ve izlenmesi amacıyla teşvik edilmesi gerektiğine inanıyorum.

Sonuç Bildirgesi Niteliğinde Bir Müzakere

Yerinde, zamanında ve nitelikli bir içerik ve katılımcılık içinde gerçekleşen bu toplantının son deminde yapılan değerlendirmeyi de toplantının bütünü ile mütenasip bir sonuç bildirgesi olarak algılıyorum. Prof. Dr. Mahmut Hakkı Akın, Doç. Dr. Abdulkadir Macit ve Doç. Dr. Faruk Karaaslan beyler tarafından yapılan sonuç değerlendirmesi sempozyumun tam bir hulasa ve sonuç bildirgesi niteliğinde olmuştur. Pandemi sebebiyle yaygınlaşan ve kültürleşen online canlı sunumlar yanında, teknolojik arşiv yoluyla kolayca temin edilebilecek olan sempozyum değerlendirme oturumuna kardeşlerimiz mutlaka erişmelidirler. Zira ait oldukları mana ve anlamın ilim ve metodolojik yöntemlerinde yardımı ile okunduğunda mana düzleminin ne kadar da arttığını görmelerine imkân bulacaklardır.

Geleceği ve bugünü yeniden kurmak zorunda olduğumuz düşünüldüğünde meselenin hocamızın ve büyüklerimizin şahsi hikâyeleri olmadığı; bizi, toplumumuzu ve dünya’yı imar ve inşa edecek sır ve yöntemi göreceklerdir.

Milli Görüşü ilmi ve akademik bir metne dönüştürerek, bilginin yeniden üretilmesi ve örgütlenmesine katkısı dolayısıyla dostum, kardeşim, meslektaşım, yoldaşım ve hocam Prof. Dr. Mahmut Hakkı Akın’a binlerce teşekkür…

Allah sizlerden razı olsun. Dehlizler içinde ışıklar yaktığınız ve ümmete yol gösterdiğiniz için.