Mustafa Kaya


Körfez’de Neler Oluyor?

06 Aralık 2020 13:16

Körfez ülkeleri arasında 2017 yılı Haziran ayından beri devam eden sorunların çözümü için bugünlerde önemli gelişmeler oluyor. Bilindiği gibi 3 yıl önce Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn Katar’ı “terörün hamisi” olmakla suçlamışlar, bundan dolayı 13 maddede taleplerini ortaya koymuşlardı. Bu talepler içinde öne çıkan başlıklar arasında Katar’daki Türkiye’ye ait askeri üssün kapatılması, İran ile ilişkilerin sınırlandırılması, TV kanalı El-Cezire’nin kapatılması ve Yemen’de Husilere destek verilmemesi vardı. Diğer taraftan Mısır’da Abdülfettah Sisi’nin askeri darbe ile işbaşına gelmesinin ardından, Müslüman Kardeşler üyelerinin ülke dışına çıkabilenleri için Katar önemli bir sığınma merkezi olmuştu. Aynı zamanda Arap Baharı süreci ile Suriye’den ayrılan HAMAS üyeleri de Katar’da yaşamaya başlamışlardı. Terör suçlamalarının merkezinde bunlar vardı. Tabi Katar bu talepleri kabul etmeyince ambargo kararı alındı. Hatırlanacağı gibi o dönemde Türkiye’den Katar’a başta gıda olmak üzere gemiler dolusu destek yüklemeleri yapılmıştı. Bu süreçte yaşananlardan dolayı da Türkiye, İran ve Katar arasında adı konulmamış bir ittifak oluşmuştu.

Geçen üç yılda bunlar yaşanırken, bugün Kuveyt ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) bölgedeki krizin aşılması için inisiyatif almaya başladılar. Bu doğrultuda başta Katar ve Suudi Arabistan arasında devam eden problemlerin son bulması adına ciddi girişimler var. ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi aynı zamanda damadı olan Jared Kushner bu görüşmelerin kilit noktasında bulunuyor. İşin içinde Kushner olunca da bütün bu arabuluculuk adımlarını İsrail’den bağımsız düşünmek pek mümkün değil. BAE ve Bahreyn’in İsrail ile normalleşme anlaşmalarının mimarı olan Kushner bu arabuluculuk girişimleriyle aslında bölgede İsrail lehine oluşan havayı daha da ileri noktalara taşımaya çalışıyor. Tam da bu işin burasında şöyle bir ikilem yaşanıyor. Körfez ülkeleri aralarındaki sorunları çözüyorlarsa bundan memnuniyet duymak lazım değil mi, evet. İyi de bu sorunları çözen ABD bundan ne umuyor, beklentisi nedir sorusuna da mutlaka cevap aranmalı mı, bu da evet.

Peki, nasıl çıkacağız şimdi bu işin içinden? Geliniz birlikte bir yol bulmaya çalışalım.

Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz ay ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu ve Suudi Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın Suudi Arabistan’da gizlice bir araya geldikleri iddia edilmişti. Körfez ülkelerini barıştırma girişimlerinin bu gizli görüşme ile bir bağlantısı olabilir mi, yüksek ihtimal. Hâl böyleyken şimdi akıllara başka sorular akın ediyor. Türkiye acaba bu görüşmelere nasıl bakıyor? Geçtiğimiz Cuma günü Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Kuveyt’in çabalarını takdir”, “ihtilafın bir an önce koşulsuz diyalog yoluyla çözüme kavuşturulması” ve “Katar’a destek” mesajları verildi. Bunlar anlaşılabilir ifadeler ancak Türkiye-Katar ilişkileri bu saatten sonra nereye evirilecek sorusu hâlâ cevabını bulabilmiş değil. Geçtiğimiz Pazar günkü yazımızda ifade ettiğimiz gibi Katar’a şimdi acaba “seç tarafını” mı deniliyor? “Ekonomik olarak Türkiye’yi yeteri kadar kendine bağladın. Geri dönülemez bir yola soktun. Aldıklarını getir masaya koy bakalım” diyerek Katar’a son sözlerini mi söyleyecekler, bilmiyoruz. Yoksa Türkiye, Katar üzerinden Körfez ülkeleri ile ilişkilerini tamir mi etmek istiyor, bunu da bilmiyoruz. Ancak bildiğimiz bir şey var. O da bir barışın senaryosu, o sorunu ortaya çıkaranlar tarafından yazılıyorsa işin içinde bir bit yeniği olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir. Yoksa büyük hayal kırıklıkları yaşanabilir.