İsmail Mansur Özdemir


Kafkasya’da Kendini Tekrar Eden Tarih ve Şeyh Şamil’in Geç Gelen Duası

09 Aralık 2020 10:32

Sebilürreşad dergisi kurulduğu ilk günden itibaren bir dergiden her zaman daha fazlasını ifade edegelmiştir. İslam dünyasının başkentleri arasında kurduğu hassas iletişim hattı olmanın ötesinde, adeta İslam coğrafyalarının bir enformasyon aygıtı, arşivi ve kurumsal hafızası olarak da işlev görmüştür. Kuruluş amacına da uygun bu işlev Milli Mücadele döneminde çok daha konsantre bir misyona dönüşmüştür. Derginin Milli Mücadele için vazife üstlenerek, mücadelenin yaygınlaşması konusunda ki gayreti asla unutulmayacak cinstendir. İstanbul’dan başlayarak Türkistan’a kadar geniş bir coğrafya’ da ki gelişmeleri izleyen Sebilürreşad, adeta yaşananlar açısından da tarihi diplomatik bir arşiv özelliği taşımaktadır.

O halde bu hassas misyonun bir gereği olarak Karabağ’da ortaya çıkan savaşın tarihten bu güne bazı hassas boyutlarını kaleme almak anlamlı olacaktır.

Kafkasya’nın Özel Tarihi ve Tarih’in Sosyolojisi

Kafkasya ve özellikle Kafkasya’nın kalbi olarak görülecek olan Azerbaycan tartışmasız Müslüman halkların ana yurt olarak tanımlayacakları, büyük devlet oluşumlarının ilk ve başarılı modellerini ortaya koydukları özel bir coğrafya olmuştur. Rus, Pers, Arap, Bizans, Türk etno siyasal geçiş noktasında olan bölge Kafkas Albanlarından başlayarak, Sasaniler, Arap ve (Ahamenişler) Persler, Oğuz boyları, Büyük İskender, Roma, Manna halkına kadar uzun bir tarihsel süzekten geçmiştir. Bölgenin ana karakteri ise Oğuz boylarının bölgeye intikali ile ortaya çıkmış ve bir daha bölgeyi terk etmemişlerdir. İslam ve Oğuz boyları bölgenin ana karakterini şekillendiren çok önemli devletlerini bu bölgede kurmuşlardır. Gazneliler, ardından Selçuklulular ve Harzemşahlar dönemleri Türk İslam kültür ve siyasal aklının bölgede ki en güçlü tezahürleridir. Tarihte güçlü Türk devletlerinin merkezi hükmünde olan bölge, siyaset, ilim ve kültür açısından değerli bir havza olmuştur ve bu yüksek deneyimlerin tortuları bölgede kalmıştır. Bu yüksek deneyimler Azerbaycan ve daha genel anlamda Kafkasya’yı Türkistan’dan başlayarak Anadolu ve Balkan hattına kadar giden Türk İslam hattının köprüsü sayılabilecek kritik bir coğrafyaya dönüştürmüştür.

Selçuklular, 12. yüzyılın sonuna kadar tüm bölgeyi içine alan geniş bir iktidar alanı oluşturmuşlardır. Selçuklu döneminde, Selçuklu sultanlarının etkili vezirlerinden olan Nizâmülmülk' ün siyaset ve bürokrasi ile ilgili ortaya koyduğu eserler ve nizam bugün bile yol gösterici nitelik taşımaktadır. Tüm dünya’ yı Kafkasya’dan izleyen Oğuz devletleri bugüne ilham olan dünya hâkimiyeti şuurunu Kafkasya dağlarında inşa etmişlerdir. Selçuklulardan mülhem olan Anadolu Selçuklular, Memlukler, Babürler ve Osmanlılar Kafkas dağlarında kurulan hayallerin ve görülen rüyaların bir hülasasıdır. O halde Kafkasya bütünü itibariyle derin bir tarihsel yürüyüşün çok kıymetli duraklarından biridir.

Farklı kültürel ve siyasal hatların hudut mıntıkasında olması dolayısıyla sürekli el değiştirmiş ve çatışmanın göbeğinde kalarak fazlaca örselenmiştir. Slav-Rus hattının, Kiev Knezliğinin ( Vikingler/Normanlar), Gregorian Ermeniler, Ortodoks Gürcü/Pontus hattın, Katolik Roma, Bizans ve Mecusi Pers varlığının ve Ahmeniş ( Seküler Kızılbaşlığın) ve İslam’ın çatışma alanı olmuştur, bölgenin tarihi çatışmanın tarihidir. Sürekli el değiştirmişse de Oğuz boylarının kurdukları güçlü devletler sayesinde ilmin ve kültürün müstesna bir bölgesi de olmuştur. Bölge’de bulunan tüm kültür ve dinsel, mezhepsel yapılar birbirlerini yakinen tanımaktadır. Dominant kültürel kimlikler sadece Selçuklu iktidarında birlikte yaşamaya muvaffak olmuşlarsa da bunun dışındaki zamanlar ekseriyetle savaşlarla geçmiştir. Kültürel iç içelik sebebiyle toplumsal ve kültürel benzerliklerin olduğunu da söylemek mümkündür.