Mustafa Kaya


Afganistan, ABD, Güneş ve Çarık...

08 Eylül 2021 10:50

Afganistan’daki son gelişmeler Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) gündemi belirlemeye devam ediyor. Başkan Joe Biden Amerikan vatandaşları ve ABD adına çalışanların Afganistan’dan çıkarılması sürecini doğru yönetemediği gerekçesiyle kamuoyu desteğini önemli ölçüde kaybetmiş durumda. Her ne kadar Şubat 2020’de eski Başkan Donald Trump döneminde Taliban ile Katar’ın başkenti Doha’da Barış Anlaşması imzalanmış olsa da sürecin olumsuzluklarının bütün yükü Biden’ın üzerine kaldı. Bilindiği gibi bu anlaşmada belirlenen takvimin revize edilmesi sonucu Amerikan askerleri Afganistan’dan ayrılmıştı. Biden ise yaşanan sıkıntılara rağmen başka bir çekilme modelinin de mümkün olmadığını söyleyerek kendisini savunmaya çalışmıştı. Amerika’da yaşanan mevcut tartışmalar, yaşanan açıklamalar gösteriyor ki, bugün seçim olsa Trump muhtemelen yeniden başkan seçilirdi.

Diğer taraftan Afganistan örneğinde olduğu gibi ABD aslında kendine biçtiği küresel güç/jandarma rolünün büyük zarar gördüğünün farkında. 20 yıldır devam ettirdiği işgal girişimini tamamlayamadan, yani kendi istediği bir yönetim modelini inşa edemeden çekilmek zorunda kaldı.

Halk arasındaki deyimle güneş çarığı, çarık da ayağı sıktı. Ne Çin’i çevreleme hedefi, ne Rusya’yı kontrol etme düşüncesi Afganistan’da kalmak için yeterli olamadı. Harcadığı para, kaybettiği askerleri ile bu küresel hedefleri arasında tercih yaptı ve çekilmek dışında bir seçeneği kalmadığını gördü. Tarih tekerrür etti ve Afganistan coğrafyası dün İskender’e, İngilizlere, Ruslara yaptığını bugün Amerikalılara yaptı.

Şurası net olarak bilinmelidir ki, bu saatten sonra Afganistan coğrafyası Savunma Bakanlığı Pentagon’un değil, istihbarat örgütü CIA’nın ana çalışma alanlarından birisi olacaktır. Biden yönetimi kendince Afganistan’daki itibar kaybını CIA üzerinden geri kazanmaya çalışacaktır. Bu ne kadar mümkün olacak bunu zaman içinde göreceğiz ama bütün bunlar ABD’nin Afganistan’dan arkasına bakamadan çıkmak zorunda kaldığı gerçeğini değiştirmeyecektir. Bu arada Amerika güç gösterisi adına farklı çıkışlar yapma potansiyeli de taşımaya devam etmektedir. Afganistan’da bunlar oluyorken ABD farklı bir coğrafyada mesela Suriye’de kendisini hissettirecek bir şeyler yapabilir. Bu anlamda asıl gözlerin çevrilmesi gereken yer Suriye olmalıdır. Şimdi en başta Türkiye, Amerika’nın Suriye’deki ayak izlerine daha fazla odaklanmalıdır.

Bununla birlikte şimdi Afganistan için en büyük tehdit, vekâlet savaşlarının kullanışlı aygıtları olan terör örgütleridir. Bu örgütlerin hareket alanını daraltmak da Taliban’ın atacağı adımlara bağlıdır. Geniş tabanlı hükümet kurmak, farklı grupların temsilcilerine yeni hükümette yer vermek, toplumsal talepleri doğru okumak ve bunların gereğini yapmak bu örgütlerin etki alanını oldukça zayıflatacaktır. Afgan halkı on yıllardır işgalin, şiddetin, terörün, baskının, ekonomik zorlukların darmadağın ettiği bir halktır. Her şeye, bütün olumsuzluklara rağmen işgalin son bulması Afganistan tarafından doğru değerlendirilmelidir. Yaralar sarılmalıdır. Kan davaları son bulmalıdır. Bunca yıldır yaşananlar Taliban dâhil hiç kimseyi tek başına öne çıkarmamıştır. Amerika’nın Taliban’dan belki çeşitli beklentileri vardır ama asıl kredi Taliban’a Afgan halkı tarafından açılmıştır. Taliban gelinen durumu doğru okumalı ve Afgan halkının tamamıyla iletişim kurmayı başarmalıdır. Aksi takdirde 2001’de yaşananlar farklı boyutlarıyla tekrar Afganistan’da yaşanabilir. Bu da artık kısır döngünün tam anlamıyla tescili demek olur. Küresel güçlerin at oynattığı bir ülke olmaktan bir an önce çıkılması gerekir. ABD’nin işgal ettiği dönemde derdi Afgan halkı değildi, çıkışıyla beraber bu daha net ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda Çin’in de Rusya’nın da derdi Afgan halkı olmayacaktır. Yeni yönetim her birisiyle kendi içinde tutarlı, Afgan halkını önceleyen bir ilişki geliştirmek zorundadır. Ayrıca Pakistan ve Türkiye’nin tecrübeleri de Afganistan için önemli katkılar sağlayabilir.

 

Sonuç olarak zararın neresinden dönülse kârdır denir. İşte şimdi bu söz Afganistan için yol haritası olmalı ve etnik mensubiyetlerin belirleyici olduğu değil, Afgan milli kimliğini öne çıkaran, destekleyen uygulamalar, politikalar bir an önce hayata geçirilmelidir.