Mustafa Kaya


NATO’ya Putin Desteği

08 Mart 2022 14:28

Rusya’nın Ukrayna işgali ile ilgili tartışmalar son hızla devam ediyor. 3. tur müzakereler de dün itibariyle yapıldı. Bu yazıyı tamamladığımızda henüz sonuçları ile ilgili bilgiler gelmemişti. Ancak iş artık insani koridorların açılması, savaşın sivilleri daha fazla etkilememesi gibi başlıkların tartışılmasına dönüştü. Bununla birlikte Rusya’nın Ukrayna’yı tamamen kontrol altına alıp sonrasında kendisine bağlı bir yönetimi iş başına getirerek süreci tamamlayacağı daha net olarak konuşulmaya başlandı. Aynı zamanda Ukrayna’nın Polonya’da “sürgünde bir hükümet” kuracağına dair iddialar da ciddi kaynaklar tarafından ortaya atıldı. İşgalde sona doğru yaklaşılıyor. Bu arada Rusya uluslararası bankacılık sistemi olan Swift’den de çıkarıldı. Bu durum Rusya ekonomisi için yakın gelecekte büyük bir tehdit olacak. Dünyanın önemli bir enerji ihracatçı ülkesi olan Rusya’nın şimdi hem bu satışları bundan önce olduğu gibi sağlıklı bir zeminde yürütmesinin, hem de yeni kontratları yapabilmesinin önünde büyük engeller oluşacak. Farklı ödeme enstrümanlarını geliştirme yönünde bazı yolların tartışılmaya başlandığını görüyoruz ama bunları kısa vadede hayata geçirmek ne kadar mümkün onunla ilgili net bir şey söylemek çok zor. Yani Rusya şimdi içeride ve dışarıda daha da sertleşen bir döneme giriyor. Düşman ülkeler listesi yayınlayarak aslında kendi kendisinin önüne kalın çizgiler çekiyor. Diğer ülkelerin Rusya’nın gerekçelerini istisnasız anlamaları gerektiğini düşünüyor. Görünen gerçek o ki, Rusya şu andan itibaren etkisi uzun yıllar sürmesi muhtemel zorlu bir sürecin içine girmiş durumda.

Bunun yanında İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in Moskova’da Putin’le yaptığı 3 saatlik görüşmede nelerin konuşulduğu henüz tam olarak belli olmadı ancak İsrail’in ABD’ye nazaran biraz daha Rusya’yı anlamaya dönük bir strateji içinde olduğu görülüyor. İsrail’in burada iyi polis rolü oynuyor olması büyük bir ihtimal. Muhtemelen Rusya’da ekonomiyi ellerinde bulunduran oligarkların büyük çoğunluğunun Yahudi olması bunun en önemli gerekçesi. Aynı zamanda Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy’nin de bir Yahudi olması İsrail’in gelişmelere kayıtsız kalmasını engelliyor.

 

Bütün bunlarla birlikte küresel sistemin farklı bir döneme girdiğine dair işaretler ortaya çıkmaya başladı. Salgından sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak şeklinde bir ön kabul vardı. Buna Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişiminden sonra küresel işbirlikleri de eskisi gibi olmayacak tezini ilave edebiliriz. Çünkü Fransa Cumhurbaşkanı Macron bile, “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” demişti. Eski ABD Başkanı Trump’ın kurulu düzeni hedef alan sözleri olmuştu.

 

Ukrayna’nın işgali ile beraber Putin NATO’ya önemli bir destek vermiş oldu. NATO’nun varlık sebebi ile ilgili kendi üyeleri dâhil derin sorgulamalar yapıyor, hatta Türkiye bile Şangay İşbirliği Örgütü’ne dönük bazı net mesajlar iletiyordu. Putin doğru bir kriz yönetimini başaramadığı için NATO şimdi belki de 1991 yılı Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonraki önemli bir kimlik inşası imkânına daha kavuştu. Bunu Putin yaptı. Aslında Rusya hem Ukrayna’nın NATO üyeliğini engelleyebilir, hem de küresel siyasette yükselen itibarını muhafaza edebilirdi. Putin kendi kendine itibar suikastı yaptı. Çinli düşünür Sun Tzu’nun “savaşmadan kazanmak” şeklinde bir yaklaşımı var. Gerçek liderlerin ülkesini savaşa sokmadan kazanan liderler olduğunu söyler. Bilinmelidir ki kontrol artık Putin’de değil. O artık Ukrayna’da işgali yönetirken, ekonomisini de muhafaza etmeye çalışan, bir de ülkesinde sürekli arkasına bakmak zorunda olan bir liderdir. NATO’ya verdiği bu desteğin ülkesi için maliyetlerini gördükçe bunu daha iyi anlayacak ama yanlış süreç yönetiminde ısrarcı olmaya devam ederse iş işten geçmiş olacak.