Taha Kılınç


Peçeden Maskeye

29 Mart 2020 11:57

Yaklaşık dört yıl önce, İsviçre’nin güney ucundaki Ticino kantonunda kamusal alanda peçe takma yasağı resmen yürürlüğe girdiğinde, kendisi de İsviçreli olan bir Müslüman aktivist, Nora Illi, yasağı protesto etmek istemişti. Yanında Cezayirli Müslüman iş adamı Râşid Nekkâz ile birlikte Ticino’nun Locarno şehrine giden Illi, peçesiyle sokaklarda dolaştı. İsviçre polisi, duruma hızlı bir şekilde müdahale ederek Illi ve Nekkâz’ı durdurdu ve “eylem” nedeniyle 10 bin İsviçre Frangı (o dönemde, yaklaşık 30 bin TL) ceza kesti. Nekkâz, cezayı bizzat ödeyeceğini açıklarken, Illi de yasağı gündeme getirme hedefine ulaşmış oldu. Mesele, daha sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne ve televizyonlarda canlı yayınlara da taşındı. Türk basınında da meseleye dair haberler çıkmıştı. Hatırlayanlar mutlaka olacaktır.

İşte o peçe olayının baş kahramanı Nora Illi, geçtiğimiz pazartesi (23 Mart) akşamı saat tam 19.59’da, İsviçre’nin başkenti Bern’deki bir hastanede dünyaya gözlerini kapadı. 2012’de ilk kez göğüs kanserine yakalanan Illi, sonrasındaki süreçte zaman zaman iyileşme belirtileri gösterse de hastalığı sürekli nüksetmiş, son aylarda da sağlık durumundaki ağırlaşma nedeniyle hastanede tedavi altına alınmıştı. Nora, 26 Mart Perşembe günü, -koronavirüs salgını çerçevesinde uygulanan tedbirler yüzünden- çok az kişinin katılabildiği sade bir cenaze töreniyle Bern’de defnedildi.

Nora Illi, İsviçre’nin Zürih kenti yakınlarındaki Uster’de, tanınmış bir doktorun kızı olarak, 3 Nisan 1984’te dünyaya geldi. Katolik kilisesinde vaftiz edilse de, ailesinin solcu olmasının etkisiyle, sistem karşıtı ve özgürlükçü bir çizgide yetişti. Anne-babasının boşanması nedeniyle genç kızlığında bütün vaktini arkadaş çevresiyle geçirmeye başlayan Nora, punk kültürün ateşli bir üyesi ve Budizm’e ilgi duyan mistik bir vejetaryene dönüştü. 2002’de, 18 yaşındayken Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’a gerçekleştirdiği turistik seyahat ise, hayatının dönüm noktası olacaktı:

İlk kez Arap (ve İslâm) dünyasına adım atan Nora, insanlar arasındaki samimiyetten, gösterilen konukseverlikten ve bilhassa da ezan sesinden çok etkilenmiş, kendi ifadesiyle “içsel bir aydınlanma” yaşamıştı. Kararını verdi, Müslüman olacaktı. Onun İslâm’a girişini kolaylaştıran bir diğer etken de, Patric Jerome (d. 1982) adlı bir erkek arkadaşının henüz iki hafta önce Müslüman olmasıydı. Nora, bilgisayar mühendisliği eğitimi alan Patric’le Filistin’e destek için düzenlenen bir gösteride tanışmış, sonrasında da samimiyeti ilerletmişti. Nora ve “Abdulaziz Kâsım” adını alan Patric, kısa süre sonra evlendiler. Bu evlilikten, arka arkaya altı çocukları dünyaya gelecekti.

Müslüman olduktan sonra eğitimine devam eden Nora Illi, Zürih Üniversitesi’nde teoloji bölümünü bitirerek doktora derecesi elde etti. Bu süreçte tesettüre de çoktan girmiş, peçe takmaya başlamıştı. Dış görünüşündeki değişim yakın çevresini şaşırtsa da, hem eğitimli hem de girişken bir karakterde oluşu, aradaki farkı hızla kapatıyordu. 2009’da, Abdulaziz Kâsım ve yine onun gibi muhtedî olan arkadaşı Nicolas Abdullah Blancho (d. 1983), İsviçre’de oylamaya sunulan minare yasağına cevap olarak İsviçre Merkez İslâm Konseyi’ni kurduklarında, Nora da konseyin kadınlar komisyonu başkanlığını üstlendi.

Locarno’daki peçeli gezintinin akabinde, ünlü Alman sunucu Anne Will’in canlı yayınlanan talk-show programına katılması, Nora Illi’nin Avrupa çapında tanınmasına neden oldu. Avrupa medyası “Böyle radikalleri ekranlara taşımalı mıyız?” tartışmalarıyla çalkalanırken, Nora ve eşine “terörizm” suçlamaları da bu polemiklere eşlik etti. Daha sonraki birçok canlı yayında da görüşlerini açıklama fırsatı bulan Nora, İslâm’ın ve Müslümanların sürekli İsviçre’nin gündeminde kalmasına yol açan Avrupalı figürlerin başında geliyordu. Onun İsviçre, Almanya ve Avusturya’da yaptığı konuşmalar ve internet programları vesilesiyle yüzlerce kadının Müslüman olması da, meselenin -kamuoyu açısından- dikkat çeken bir başka boyutuydu.

Nora Illi, yüzünü kapatan bir peçe taktığı için polis tarafından kovuşturmaya uğramasından dört yıl sonra, Avrupa’da virüs nedeniyle insanların yüzlerini kapatan maskeler takmadan sokağa çıkmaya korktukları bir zamanda dünyaya veda etti. Yoğun bakımda olduğu için bu ironik durumu Nora hiç bilmese de, dışarıdan izleyenler için, şahit olunan manzaradaki tezatlık düşündürücü ve gülümseticiydi. Gözle görülmeyen bir virüs, peçe takmayı tercih eden Müslüman hanımları, Avrupa sokaklarında “herkesle eşit” hale getirivermişti.

(*) Taha Kılınç'ın bu yazısı Yeni Şafak Gazetesi'nden alıntılanmıştır.