İsmail Mansur Özdemir


Güney Afrika’da Müslümanlar ve Müslümanlara Biçilen Rol

02 Nisan 2020 17:27

Güney Afrika’da sayısal olarak azınlıkta fakat iktisadi olarak baskı gücü yüksek bir Müslüman nüfus bulunmaktadır. Uzun zamandır bölgede bulunan ve renkli (Colord) olarak tanımlanan topluluklarda Apertheid zulümle yüzleştiklerinden bu mücadelenin bir parçası olmuş ve bu yolla bölgedeki varlıklarını kurumsallaştırmışlardır. Mücadele içindeki etkisi ve katkısı ile Şehit Abdullah Harun Güney Afrika halkları için çok önemli bir figürdür. Apartheid zulmüne karşı mücadelesinde cezaevine düşen İmam Harın,  çektiği fiziksel ve psikolojik işkencelere dayanamayarak 138 günlük hücre hapsinden sonra 27 Eylül 1969’da şehitler makamına yükselmiştir. Güney Afrika’nın mücadele tarihine Müslümanlar da şehitleri ile kan vermişlerdir. Bunun yanında cezaevlerinde onlarca yıl yatan Ahmet Kahtrada, Dr. Yusuf Dadoo gibi Müslüman liderler bulunmaktadır. Mücadelenin etkin bir parçası olan bu isimlerin getirdikleri güçlü mücadele geleneğinin küresel etki yapacak yansımalar oluşturması beklenirken çok güçlü bölgesel ve küresel etki var edememişlerdir. 

Bugün Güney Afrika Müslümanları, kendilerine özgü yapıları ile dünyanın farklı bölgelerindeki İslami Hareketlerle hiçbir ilişki içinde olmamaları ve kapalı yapıları şaşırtıcıdırlar. Bunun kontrollü küresel geçiş politikası ile bir illiyetinin olup olmadığı tartışılmalıdır. Adeta dünyanın kalan kısmından uzak ve kendi doğdukları Asya ile ilişki içinde bile olmayan görünümleri ile İngiliz siyasalının lütufkârlığında bir konforu sürdürmekle meşguldürlerBölge’deki Müslümanların dünyanın diğer bölgelerindeki İslami hareketlerle her hangi bir ilişki içinde olmama gayretleri, İhvan ve Cemaati İslami’ye bağlı güçlü herhangi bir yapılanmanın olmaması yaptığımız analiz çerçevesinde şaşırtıcı değildir. Güney Afrika’da gittiğimiz Hintli Müslümanlara ait camilerde Hint zulmüne vahşice muhatap olan Keşmir konusu ya da Hindistan Müslümanlarının yaşadıkları feci zulümlerle alakalı bir paylaşım ve gündem görmemek ve bu gündemlerle ilgili bir çalışmanın da olmadığını öğrenmek aslında üzücü bir durumdur. Güney Afrika’da yaşayan Müslümanları büyük bir bühtanın muhatabı kılmak gibi bir düşüncemiz olmamakla birlikte Apertheid sonrası geçiş süreci konusundaki şüphe ve gözlemlerimiz doğrulayan bir görünüm mevcuttur.

Yakın bölgelerde oldukça zengin durumda olan Hintli ve Malay Müslümanların özellikle hiçbir siyasi fotoğrafın içinde olmaması ve siyasi partileri kendi varlıklarının idamesi çerçevesinde fonladıklarını duyunca şüphelerimiz biraz daha derinleşmiştir. Tüm bunlara rağmen Afrika’nın Güneyindeki ülkelerde Müslümanları güçlü görmek bizi oldukça memnun ederken bu zenginliğin hiçbir Afrikalı Müslümanda bulunmaması da rahatsız etmiştir. Zira Müslümanın sadece kendi dünyasının kahramanı olması, dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Müslümanların sorunlarına duyarsız kalması kabullenebileceğimiz bir durum olmayacaktır. . Bu durum Filistin Davasına ve Kudüs meselesine üst düzey duyarlılık duyan Güney Afrikalı Lider Ahmet Kathrada’nın duruşuna uygun bir durum değildir.

Apertheid Müzesinde Naylondan Gerçeklik ve Algılar

Johannesburg’un şehir merkezinde Apertheid zulmünü insanların hafızasına kazımak için yapılmış bir müze var. AGD Afrika temsilcisi kıymetli Yakup Ağdağ kardeşimiz rehberliğinde bu müzeye gitme fırsatı bulduk. Cansuyu Derneği Dış İlişkiler Koordinatörü Bayram Numan Köksal kardeşimiz yanında AGD Afrika Yönetim Kurulu Üyesi sevgili Celal ve Murat kardeşlerimizle birlikteydik.

 

Müze tematik bir müze olarak zulmün belli kesitlerini sunması açısından değerli olmakla birlikte ince örülmüş bir propaganda dili ortaya koyuyor. Zulmü olduğu gibi ortaya koymamayı nasıl yapmış ve başarmış, görsel ve videolarda siyahi insanların mücadelesini anlatmış olsalar da,  zulüm ve zulmedenin kimliğini örtmeyi de başarmışlar. Zalime ve onun niyet ve zulmüne yönelik hiçbir emare ve iz bırakılmamış. Tüm müzeyi gezdikten sonra içinizde hiç kimseye karşı bir öfke belirmiyor. Zalimin ortada olmadığı ve Apertheid rejimin teyed geçildiği ve mücadelenin ve kahramanın popülerleştirildiği ince ve akil bir propaganda mekânı görmüş olduk. Bir şey daha gördük, o da Mandela’nın bir sinema kahramanı olarak nasıl popüler kılınarak naylonlaştırıldığı. Apertheid müzesinden başlayarak her tarafta kontrolden çıkmış bir Mandela şovu mevcuttur. Taştan, madenden ve hatta oyuncaklardan Mandelalar. Onu var eden arka planın unutulduğu kahraman üzerinden politik bir popülizmin yaratıldığı bir görünüm bulunmaktadır.

Güney Afrika’da Siyonist izler…

Güney Afrika Siyonist İsrail içinde oldukça önemli bir ülke. İsrail’in planlı ve organize Afrika politikasını ayrı bir yazı için saklıyorum. Johannesburg İsrail ve Yahudiler için oldukça önemli bir şehir.  Şehirlerin en kıymetli mahalleleri onların kontrolü altında. Örneğin en güvenilir Yahudilerin yaşadıkları mahalleler ve kendinizi güvende hissetmek istiyorsanız Yahudi mahallelerinde oturacaksınız, Şabata gününde rahat rahat yürüsünler diye tek kaldırımlı sokaklar sadece Yahudi mahallelerinde bulunuyor. Ticari hayatta oldukça etkin olduklarını ve özellikle de elmas ve altın madenciliğinde hünerli olduklarını ifade etmek lazımdır. Mandela’nın Filistin yanlısı eğilimleri bilinip dururken İsrail’in Afrika’daki üstünün Güney Afrika olması dikkat çekicidir. Bölgesel çalışmalarının büyük bir kısmının Güney Afrika üzerinden yapılandırıldığı açık kaynaklar üzerinden rahatlıkla görülecektir ki bu durumun İngiliz Siyonist kardeşliğinde aranması gerektiğini düşünüyorum. Ağırlıklı Yahudi nüfus hareketi ikinci dünya savaşı sonrasında olmuş ve pek çok Yahudi için Güney Afrika bir buluşma noktası olmuştur. Siyonist diasporanın güçlü yapılanmasından bahsetmek te mümkündür. Malum İngiliz devlet ve sermayesi içindeki güçlü Siyonist lobinin Güney Afrika kaynaklarını es geçmesi beklenmezdi. İsrail’in Afrika yardımlarının sahra altındaki ayağı MASHAW tarafından bu ülkeden koordine edilmektedir. Bunun yanında rejimlere müdahale, ülkelerin bölünmesi ve Siyonist rejime müzahir yapıların teşekkülü bu ülkede tezgâhlanmaktadır. Örneğin Güney Sudan’ın Sudandan kopartılması süreci ve devlet elitlerinin Güney Afrika’da yetiştirildiği kolayca tespit edilebilecek bir açık istihbarattır. İsrail’in bölgedeki bıraktığı izler üzerinden Siyonizm’in hedeflerine hizmet eden bir bölgesel oluşum konusunda septik bir bakışla iz sürmemiz doğal algılanmalıdır. Zira boşlukta duran ve cevabı verilmeyen pek çok gözlemle ve bilgi ile bölgeden dönmüş olduk. Bundan sonra bölge ile daha sık temas edecek ve zamanla bu soruların cevaplarını vermeye çalışacağız.

Sonuç ve Dua Yerine…

Ama her şeyden daha güzeli bölgede African Youth Asosation Afrika Gençlik Derneği’nin kuruluşuna şahitlik etmek oldu. Çok milletli Müslüman yapısı ile dikkat çeken Güney Afrika’da farklı milletlerden Müslüman gençleri bir araya getirecek bir yapılanmanın kurulmasını büyük bir zenginlik olarak görüyorum. Cansuyu Derneğinin uzun yıllar sonra bölgede bazı çalışmaları başlatacak olması da ayrıca değerli. Bundan sonra bölgeye daha sık gidecek ve bölgesel çalışmalar konusunda kardeşlerimizi bilgilendireceğiz. Zira Güney Afrika Zimbabwe, Bostwana, Namibya, Lesoto, Mozambik, Zambiya ve diğer bölgesel ülkelerde yapılacak çalışmaların merkezi özelliğini taşıyor. Fakat bu beraberinde bir yanılgıyı da getirmemeli zira her ülke kendi milli, tarihi ve siyasi gövdesine sahiptir. Sömürgecilerin de yaptığı gibi bölgesel çalışmalar için Güney Afrika’yı tek başına odak haline de getirmemek gerekiyor, zira bölgedeki her ülkenin kendi varlığını değerli kılacak adımlar atmak gerekiyor. Teşkilatlanarak besmelesini çektik bakalım…

Gayret bizden Tevfik Allahtan…