Taha Kılınç


Virüslü Siyaset

08 Nisan 2020 21:27

Koronavirüs salgını, Ortadoğu’daki bütün ülkelerle birlikte, İsrail’i de etkisi altına almış bulunuyor. Enfekte olan İsrailli sayısı 9 bine yaklaşırken, ölümler de üç basamağa doğru ilerliyor. (Siz bu yazıyı okurken, rakamlar yeniden güncellenmiş, bilanço da artmış olacak). Salgınla eş zamanlı olarak, İsrail, ciddi bir siyasî krizin de içinde. Üst üste yapılan seçimlerden somut sonuçlar elde edilemediği gibi, ufukta kalıcı bir çözüm de görünmüyor. Bu yazıda, önce İsrail’in virüs karnesinden ilginç bir anekdotu aktaralım, ardından ülkenin virüslü siyasetinin son durumunu konuşalım.

İsrail basınında yoğun biçimde manşetlere çıkan haberlere göre, koronavirüs salgınının en çok görüldüğü yerler, Ultra-Ortodoks Yahudilerin yaşadığı bölgeler. Bunlar arasında, Tel Aviv’in hemen doğusundaki 200 bin nüfuslu Bney Brak özellikle dikkat çekiyor. Dindar Yahudilerin evlerde tutulamadığı, sürekli ibadet ve sohbet için bir araya geldiği ve hükümetin uygulamaya çalıştığı bütün sağlık tedbirlerine direndiği şehirde, halkın en az yüzde 40’ının enfekte olduğu tahmin ediliyor. Sadece Bney Brak’ta değil, Kudüs ve diğer şehirlerde de, “Haredim” tabir edilen Ultra-Ortodoks kesim arasında, virüs yıldırım hızıyla yayılıyor. Haredim’in, sosyal izolasyon ve karantina uygulamalarını inatla ihlal ederken, bunu “seküler” devlete karşı bir tür baş kaldırı olarak gördüğü de belirtiliyor. İnsanların mobilizasyonunu ve kapalı mekânlarda toplanmasını engellemek için Haredim mahallelerine sevk edilen asker ve polis birliklerinin, cuma akşamından cumartesi akşamına kadar câri olan “Şabat” yasakları dolayısıyla geri çekilmek durumunda kalması da, Haredim’in yeniden sokaklara dökülmesinin önünü açıyor. Ultra-Ortodoks Yahudilerin, 8-16 Nisan arasında kutlanacak olan Hamursuz (Pesah) Bayramı’nı hastanede geçirmemek için de koronavirüs testi yaptırmaktan kaçtığı belirtiliyor. Bu cinnet halinin kısa yoldan tasviri bâbında, kendisi de Ultra-Ortodoks bir Yahudi olan İsrail Sağlık Bakanı Yaakov Litzman’ın bile koronavirüse yakalandığını hatırlamak yeterli. 71 yaşındaki Litzman, virüsle mücadelenin dümeninde oturması gereken bir zamanda, eşi Chava ile birlikte karantina altında.

İsrail’de siyaset de, en az Ultra-Ortodoks Yahudiler kadar enfekte olmuş durumda:

Son bir yıl içinde, İsrail halkı, üç kez sandık başına gitti. 9 Nisan 2019’daki ilk seçimde Başbakan Benyamin Netanyahu’nun liderliğindeki Likud Partisi ile eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz’ın Mavi-Beyaz İttifakı 35’er milletvekili çıkardılar. 120 üyeli İsrail parlamentosu Knesset’te güvenoyu alabilmek için 60+1 destek gerektiğinden, ikisi de tek başına hükümet olamadı. Seçimden sonraki müzakereler sonuç vermeyince, 17 Eylül’de bir seçim daha yapıldı. Bu kez Mavi-Beyaz 33, Likud 32 vekil çıkardı. Hükümet kurma çabalarından yine netice alınamadı, 2 Mart 2020’de üçüncü kez sandığa gidildi. Bu kez Likud 36, Mavi-Beyaz 33 vekilde kaldı.

Seçim sonuçlarının tatsız bir şakaya dönüştüğü ve sürekli tekrarların da halkı bıktırdığı İsrail’de, geçtiğimiz ay sonu, ülke siyasetindeki çürümenin boyutlarını gösteren ilginç bir gelişme yaşandı. Hakkındaki yolsuzluk suçlamaları nedeniyle siyasî kariyerinin bittiği yorumları yapılan Başbakan Netanyahu, rakibi (hatta düşmanı) Benny Gantz’ı kendi yanına çekmeyi başardı. Mavi-Beyaz’da birlikte hareket ettiği koalisyon ortaklarını yarı yolda bırakan Gantz, ani bir kararla meclis başkanlığına adaylığını koydu ve Likud’un blok halinde desteğiyle koltuğa oturdu. Böylece hem ittifaktaki arkadaşlarını hem de Netanyahu’ya hakaretler yağdırarak oy topladığı kitleyi kandırmış oldu.

Netanyahu ile Gantz arasında, 18’er aylık dönüşümlü başbakanlık için anlaşma sağlandığı kaydediliyor. Buna göre: Kurulacak olan “ulusal birlik” hükümetinde önce Netanyahu başbakan olacak, sonra ise görevi Gantz devralacak. Peki, akabinde Netanyahu nereye zıplayacak? İsrailli siyasî gözlemcilere bakılırsa, Netanyahu’nun gözü cumhurbaşkanlığında. Tabii bunun için yolsuzluk davalarının tamamen sümen altı edilmesi ve cumhurbaşkanı olarak elini güçlendirecek yeni yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Netanyahu ile Gantz’ın, bu noktada da ayrıntılı bir anlaşmaya vardığı, gelen bilgiler arasında. Neler yaşanacağını, hep birlikte göreceğiz.

İsrail’in mevcut manzarasını ve çatışmalarını içeriden izlemeyi her zaman önemsiyorum. Sadece yazı ve analizler için “kullanışlı malzeme” devşirilmiyor oradan; aynı zamanda, “Her şeye kâdir ve yenilmez Siyonizm” algısını sarsacak çok çarpıcı işaretleri görmek de mümkün oluyor.