İsmail Mansur Özdemir


Materyalist Kehanetin Yıkılışı ve İlahi Mesaj

08 Mayıs 2020 03:14

İnsanlık ağır imtihanlarından birini yaşıyor. Modern çağın tüm sınıfsal tarifelerini aşan tüm modern kehanetleri yok sayan, güç ve büyüklük algılarını yerle yeksan eden bir küresel afetin tam ortasındayız. Bir virüs’ ün tüm dünyada yarattığı korku ve travma ile insanoğlunun tüm yaşam alanlarında bir değişimin tetiklendiği ortadadır. Bu değişim ne türden bir değişim olacak ve yeni, yepyeni bir Dünya’nın imkânı nasıl oluşacaktır?

Aydınlanma ile birlikte önce Batı Dünyasından başlayarak tüm dünyaya sistematik bir şekilde ihraç edilen profan tasavvur biçimi insanoğlunun tanrısal güçler vehmetmesi ile neticelenmiştir. Profanlığın başka bir tezahürü olan Laiklik, kilise ile aklın alanını ayırırken aslında hayatın büyük bir kısmında seküler bir insan iktidarını ilan etmeyi hedeflemiştir. İlahi ya da aşkın olana ise dar bir mistik alan bırakılmıştır. İsteyen gidip kilise ya da dini mekânlarla sınırlandırılmış bir dinsel tatmin gerçekleştirebilecektir. İnsan aklının ve hislerinin, iktidar arzusunun ve ideolojik var oluşları için ise din bir imkân olarak yeri geldiğinde meşrulaştırıcı bir mekanizma olarak vaziyet alabilecektir. Hayatın doğal akışı içinde din ancak kültürel bir anlam taşıyacak ve Pazar günlerine hapsedilmiş birritüel olmanın ötesine geçemeyecektir.

Aklın hâkimiyeti ile profan bir alan açıldığından bu profan alanın ana taşıyıcısı da bilim olacaktır. Ontolojik olarak maddi diyalektikle temellendirilen bilim; olaylar ve var oluşların ancak determinist, materyalist evrimleşme ile açıklanabileceğini kabul edecektir. Pozitif bilimlerden başlayarak, insana ait tüm alanlara hâkim olan bu profan bakış bugün insan hayatını ilgilendiren tüm alanlarda kendisini göstermektedir. İnsani ve sosyal bilimlerde bu profan bakışın etkisi altındadır. Tüm olay ve gelişmeler bu profan nazariye etrafında ele alınmaktadır. İnsanoğlu metot olarak materyalist determinizm illeti ile insan yaşamına yönelik kestirimler ve kehanetler ortaya koymakta ve birbirinin ikizi ideolojiler arasında insanlığı seküler bir hegemonyanın içine doğru çekmektedir. Her olay bu determinist bünye içinde telakki edilecektir. Eğer kâinatta bir şey oluyorsa bu ancak insan kudreti altında olmalıdır. Materyalist determinizm her olayın izah edilebilirliği, edilemiyorsa da kolayca reddedilebileceği tezi üzerinden küresel kehanetlerle insan zihnini bulandırmıştır. Bir önceki yüzyılda yaşanan yakın çağın büyük dünya savaşları, tüm dünyada bir vehmi ve korkuyu tetiklemiş olmalıdır. İnsanoğlu ıstırap verici büyük savaşlarla da yeryüzündeki sahte tanrılığını tescil etme yoluna gitmiştir. Doğru, insanlık yaşadığı büyük savaşların etkisi ile oldukça korkmuş olmalıdır. Bu korku ve yaşanmışlıklar belli kümelere, gruplara ve ülkelere özel anlamlar ihdas edilmesi sürecini başlatmıştır. Güç ve kudret ihdas ederek, kudretin kaynağının şaşırılmasına neden olmuştur. George Orwell ve benzeri kâhinlerin kehanetleritravmatik olarak profan güç olan insanın kendi yarattığı şeytani vehminin korkusu altında ezilmesinin ifadesidir. Özellikle soğuk savaş tezgâhı ile aslında aynı öz isyandan beslenen komünizm ve kapitalizm, insanlığı birbirinden korkutarak kendi yanına çekme gayretini başarmıştır. Bugünde benzer bir küresel oyun ve algı dayatılmaktadır. İnsanınher şeyin kaynağı ve hâkimi olduğu vehmedilmektedir. Eğer dünyada bir değişim, farklılaşma yaşanıyorsa bu ancak insan eliyledir ve mutlaka kaynağında ABD, Rusya, İngiltere yada Çin olmalıdır. Modern kahinler yoluyla sadece bugün değil determinist bir gelecek projeksiyonu da böylece dayatılıp durmaktadır.Kissenger, Fukuyama, Huntington, Dugin vd. insanlığa modern kehanetler ve vehimler sunan çağın şamanları olarak rollerini oynamaktadırlar.  İdrakler, bu vehim ve kehanetlerin rüzgârında örselenmiştir. İnsanoğlu akletme, idrak etme melekesini kaybederek, farkında olarak yada olmaksızınkâinattaki her türlü oluşumu ve değişimi bir güç merkezine havale etme yoluna girmiştir.

Bugün yaşadığımız virüs olayında da zihinlerimiz bize bir paradigma oyunu oynamıştır. Çünkü her meselenin maddi ve küresel bir açıklaması olmalıdır. Bu virüs bir ülkenin başka bir ülkenin imkân ve iktidarına yada insanlığa yönelik bir isyan ve savaşı olmalıdır.Virüs’ ün ilk gününden itibaren bu virüsün insan kaynaklı olma ihtimali üzerinden konu ele alınmıştır. Virüs ABD kökenli olup, Çine yönelik bir savaş oyunu olmalıdır. Ya da belki Çin kökenli olarak küresel iktidarının finalioperasyonudur. Yakın zamana kadar başka bir ihtimal üzerinden düşünülemeyen virüsün Batı dünyasını kasıp kavurması ile ortaya çıkan çaresizlik son iki yüz yıldır var olan paradigma yanında algı ve idrakleri yerinden oynatmıştır. Devasa ülkeler virüs karşısında çaresiz kalmış durumdadırlar. Güç ve kudret virüs karşısında etkisiz kalmıştır. Güç vehmedilen iktidarlar virüs korkusu ile sallanmakta ve kendilerine ve halklarına bile sahip çıkamamaktadırlar. Tüm küresel tarafları kasıp kavurduğuna göre bu virüs herhangi bir insani imkânın var ettiği, herhangi bir devletin var ettiği bir durum değildir. Henüz bu virüs’ ün orijini konusunda zihinler billurlaşmamışsa da bu durumun İlahi bir ikaz olduğu apaçık ortadadır.

Hz. Allah Kuran’ında pek çokayette uzun uzun bugün yaşadığımız süreci benzerleri üzerinden tarif etmekte ve kolayca anlaşılması için tasvir etmektedir. İnsanoğlunun ampirik –görerek, dokunarak- doğrulama arzusu karşılanarak geleceğe yönelik somut verilerle ispatlanmaktadır. Kaybolmuş kavimler, helak olmuş topluluklardan kalma işaretler sık aralıklarla karşılaşılmakta ve insanoğlunun dikkatine sunulmaktadır. Ad, Semud, Medyen ve pek çok kavimden arta kalanlar bugün dahi görülmekte, Firavuni ve Nemrudi isyanlar bugün güçlü ispat vesikaları olarak önümüze konmaktadır.

Rabbimiz insanlığa mühletler vermektedir. İnsanoğlunun önünü açmakta ve yeryüzünde istediği gibi at oynatmasına müsaade etmektedir. Buna karşılık iyi ve salih insanların kâinatta hayrı ve iyiliği ikame etmesini temin edecek imkân ve ihsanlarda da bulunmaktadır. İnsanoğluna verilen mühlette bazı zamanlarda hayrın ve iyiliğin iktidarı ortaya çıkar, bazı zamanlarda ise isyankârlık tüm kâinatı sarabilir. İşte Kuran’dan anladığımız zaman ve şekli Rabbimizin bilgisi katında olmak üzere insanlığa bazı zorluklar duçar eder ve kâinat içindeki insani tuğyanlık kolayca yıkılır. Bununla zulüm düzenleri örselenir ve kâinatta ahenkli bir adalet tecelli eder. Bir tazelenmeye sebep olan ikazlar yeryüzünün mutlak sahibi ve Rabbi olanın ikaz ve adaletinin tecellisidir. Bu ilahi müdahale sayesinde ortaya çıkan tazelenme ve yenilenme yeni fırsatlara gebedir.

Kainattaki tüm olayları materyalist bir determinizm ile açıklama, her olayın ardından salt insani bir yaratıcı arama gayreti bu virüsle bitecektir. İnsanlık yaşadığı afetin boyutuna göre bir taraftan tıbbi mücadelesini yaparken diğer taraftan da mistik, ilahi bir temas gayreti içindedir. Zihinleri ve kalpleri bulanmış bu insanlığa, Rabbimizin Kuran hakikatini anlatmak, Kuran’i uyarılardan,Allah’ın İlahi ikazlarından ve İslam nizamından haberdar etmek zarurettir. Kendi imanımızı muhkemleştirip karar kılacak ve idrakimizi açacak adımları önce kendimiz için ardından davet mekanizması ile insanlığı hayra ve iyiliğe teşvik için işletmek zorundayız. Biz Müslümanız ve Müslüman olmak demek insanlığın yitip bittiği afetlerde eriyip yok olmasını keyifle izlemek demek değildir. Tüm imkânlarımızla afetle mücadele, ilahi mesajları alma, ölüm ve zorlukların Allahtan geldiğine iman edip gayret edip kâinata iyilik ve ihsan ile dokunma gayreti içinde olma zaruretimiz vardır.

Yeni gelecek, geçmişten farklı olacaktır. İdrak ve zihinler Hz. Allah’ın bu ikazı ile tuğyanlaştırdığı her türlü imkânını yeniden sorgulayacaktır. Zira bugün dünyevi olana güç vehmetme düşüncesi küçük bir virüs ile yerle yeksan olmuştur.  

 

*AGD Mayıs sayısında yayınlanmıştır.