İsmail Mansur Özdemir


Amerika’nın Psikanalitiği ve Kriminolojik Bir Analiz “Siyasa ve Toplumsala Dair”

04 Haziran 2020 16:47

ABD, COVİD-19 salgını ile mücadelede kifayetsiz devlet yönetiminin var ettiği sorunlarla uğraşırken bünyesindeki yüksek maliyetli psikanalitik başka bir sorun olan ırkçılık belası ile yüzleşmeye başladı. Aslında Amerikan toplumunda ortaya çıkacak her krizin bir tarihsel izahı ve arka planı var. Çünkü ABD’nin kuruluş macerasının ilk çıkışında bir sakatlık var.

Kristof Kolomb’un yenidünyalar bulmak amacıyla başlattığı kampanyasına destek veren İspanya'nın Katolik monarkları (I. İsabella ve II. Ferdinand), ekonomik katkının yanında insan kaynağı olarak kendisine iflah olmaz suçluları hediye ettiler. Kolomb yenidünya arayışına güvensiz bir tayfa ile çıkmak zorunda kaldı. Özellikle ekvatora yakın bölgede bulunan okyanus mıntıkasındaki sisli denizin ardındaki korkular, vazgeçilmiş insanlardan müteşekkil bir tayfa grubunu zorunlu kılmış olmalı. Umutsuz ve inançsız denizciler. Avrupa kentlerinde her türlü suça karışmış, her türlü kriminal ve barbar fiillerin içinden gelen insanlar. Bu insanlar kaptan Kolomb’unda başına bela oldular, çünkü kıtanın keşfi ile birlikte kontrol altında tutamadığı barbar tayfasının elinde can verdi.

Antropolog ve arkeolog Erich Anton Paul Von Däniken ve Muhammed Hamidullah eserlerinde Kolomb’un Amerika kıtasını ararken rehberlik ve yol bulma hizmetini bir Müslüman denizciden aldığını bize söylüyorlar. Zira Ortaçağ aklından kalma vehimlerle hareket eden batı denizcilerinin kötü ruhlar korkusu ile okyanusu aşma güçleri olmadığı gibi, kapalı havalarda yöne bulma gibi bir kabiliyetlerinin olmadığı da iyi biliniyor. Hatta Kolomb’un oğlu tarafından saklanan meşhur yol günlüklerinde bu bilginin açıkça bulunduğu ve saklandığı da biliniyor. Niçin böyle bir malumat saklanır? Saklanır çünkü bununla birlikte bazı gerçeklerin konuşulması icap eder. Örneğin Müslümanların çok önce bu yeni kıtayı keşfetmiş oldukları, Batı medeniyetinin varlığını İslam Medeniyet imkânlarına borçlu olduğunu ve her şeyden önce Müslümanların Amerika’ya Batılılardan önce gittiği ve orada Müslüman koloniler kurduğu gerçeği yalan tarihinin yaslandığı dayanakları yok eder.

Evet!!! Müslümanlar Amerika kıtasının Batılı canilerden çok daha önce buldular.

Yazımızın bütünlüğü ile uyumlu olacak şekilde üstünde durmak istediğim nokta Amerika’da köklerle alakalı. Amerika’ya Kolomb’la gelen ilk Batılılar kriminal ve patolojik tipler. Suçlu, sapkın, saldırgan ve işgalci bir patoloji. Yani ABD’nin tarihsel geçmişi patolojik insanlara dayanıyor ve bize bugünün ABD’si ile ilgili en güçlü ipuçlarını veriyor.

Amerika’ya daha sonra gelen toplumlar ise yaşadıkları bölgelerde derin çatışma ve gerginliklerin tarafı olan, öfke ve şiddetin tarafı, istilacı toplumlar. İpinden kopmuşçasına hiçbir değer ve sınır bilmeyen Ortaçağ açlığının körlüğünde bir sürü! insan.

İnsan yığılması ile birlikte işgalci dominant özellikler taşıyan uygarlıkların bölgeyi siyasi, iktisadi ve toplumsal olarak inşa sürecinin de oldukça kanlı olduğunu ifade etmek gerekiyor. Amerika’da siyaset ve toplumu manipüle ve imal etmeye gelen siyasal modeller ve etnik gruplar kabaca şunlar. İşgalci Fransız aklı, tüm dünyayı küresel düzlemde sömürgeleştiren İngilizler, sömürgeciliğin en barbar grubu olan İspanyollar, Pagan kuzey ırkları Vikingler, İrlandalılar, saldırgan Almanlar, Hollandalılar, barbar Ruslar ve bunların tümünü manipüle etmek ada sevk ve idare etmek amacıyla gelen Allah tarafından lanetlenmiş kavim olan Siyonist Yahudiler. Bugün toplumsal çeşitlilik yanında devlet ve siyaset gövdesindeki çeşitliliğin parçalanmışlığının gerekçesi de ortaya çıkmış oluyor. Bu çeşitliliğin imtiyaz yasaları ve hassas özel anlaşmalarla dengede tutulduğunu ifade etmek lazımdır. Bu dengenin bozulması ile Amerika büyük bir savaşın merkezi haline gelecektir. Bugün sahte ve Hollywood imajı ile imal edilmiş Amerikan Rüyası ile bu büyük savaşı engelleyemez.

ABD insan kaynağı ve güdüsel olarak bakıldığında oldukça travmatik ve kriminal bir zeminde var olmuştur. Bu devasa kıtada ihtiyaç duyulan insan kaynağı ve toprak sebebiyle ortaya çıkan Amerika kıtası kıyımları ile yerli halk adeta sistematik bir soykırıma muhatap olmuştur. Kızılderililer, Maya, İnka, Aztek ve pek çok toplumun işgalciler eliyle soykırıma muhatap oldukları iyi bilinmektedir. Tüm ABD hikâyesi temelde bu kıyım üzerine oturur. Bu insanlık tarihin en büyük soykırımıdır. Bu soykırım aynı zamanda tüm Avrupa milletlerinin ortak suçudur.

Amerika kuruluşu itibariyle patolojiktir. Bugün ortaya çıkan tüm kriz ve toplumsal gerginlikler bu psikanalitik patoloji ile alakalıdır. Her toplumsal ve siyasal krizin temelinde bu derin arka plan vardır. Yukarıda saydığımız toplumsal ve etnik unsurların bir denge üzerinden var ettikleri ABD siyasalı ve toplumsalı ise Siyonist aklın kurgusu etrafında yapılandırılmıştır. Siyonizm ABD siyasalında ve toplumsalında kendisini akıllıca kamufle etmeyi başarmış, istediği miktarda görünür olmayı ya da gizlemeyide başarabilmektedir. ABD’ye özgü olarak kurduğu özel kiliselerle Hristiyan teolojisi içinde kendini kamufle etmeyi bile başarmıştır. Modern dönemin her türlü aygıtını da bu küresel takiyesi için akıllıca kullanmayı da ustaca başarabilmiştir. Amerika kıtasında ortaya çıkan tüm krizler yapısaldır. İlk kuruluş kaidesindeki kriminallikle alakalıdır. Bu sebeple bu derin travmatik dip akıntı ile her defasında yüzleşmek zorundadır. Son dönemde yaşanan ve yaşanacak olan tüm toplumsal krizlerin arka planında bu geçmişi aramak anlamlıdır.

Birkaç seri yazı ile ABD’de ortaya çıkan toplumsal krizin farklı boyutlarını ele almaya çalışacağım. İlkyazı bu derin psikanalitik travmayı tarihsel olarak temellendirmek amacıyla kaleme alınmıştır. Bir sonraki yazıda ABD’nin günahkâr dününden sahte bir demokrasi ve yasalar nizamı çıkaran ve suçu ustaca kamufle eden Alexis-Charles-Henri Clérel de Tocqueville üzerinden bu süreci analiz edeceğim. Tabi bu ara Siyonist akıllı kriminal devlet kitle olaylarını usta bir hamle ile sonlandıracak küresel bir saldırı ve gündem değişikliği yapmazsa.