MP Dosya Analiz

Filistin İçin Kudüs Kılıcı Sonrası Yeni Gelecek Perspektifi

16 Haziran 2021 15:10

Filistin’de uzun yıllar sonra tüm gurupların isteği ve ittifakıyla bir seçim kararı alındı. Kararın alınmasında Türkiye büyük rol oynadı ve Filistin’in komşu ülkeleri sürece başlangıçta destek verdiler. Fakat zaman ilerledikçe...

Savaşa Nasıl Gidildi

Filistin’de uzun yıllar sonra tüm gurupların isteği ve ittifakıyla bir seçim kararı alındı. Kararın alınmasında Türkiye büyük rol oynadı ve Filistin’in komşu ülkeleri sürece başlangıçta destek verdiler. Fakat zaman ilerledikçe seçimin sonuçlarının Filistin’de nasıl bir değişime sebep olacağı ve seçimin İsrail, BAE, Fetih yönetimine olan maliyeti oldukça ağır görünüyordu. Zira seçim anketleri, sahada toplumun tutumu ve HAMAS olmaksızın bir çözümün olmayacağı gerçeği her geçen gün daha belirginleşti. Mahmud Abbas yönetimi seçimlerin iptali için hem sol gurupları ikna etmeye çalıştı hem İsrail ile Kudüs’te kirli bir plan yürüttü ve İsrail’in Kudüs’te başlattığı saldırılar, Mescid-i Akasa baskınları ve yükselen gerginlik Abbas Yönetimi için seçimlerin iptaline yönelik bir fırsata dönüştü. Nitekim seçimler ertelendi fakat Kudüs’te gerginlikler artmaya devam etti. Kudüs halkı çok uzun yıllardır kimselerin şahit olmadığı bir sivil direniş ve mücadele örneği verdiler. Yüzbinlerce kişi onlarca kilometre yürüyerek Mescid-i Aksa’ya akın ettiler ve asla içinden ve etrafından ayrılmadılar. Bu direniş sürecin daha en başında sıradan tepkileri aşan, alışkanlıkları yıkan ve rutinin dışında bir toplumsal hareketin başlangıcı olmuştu.

Mescid-i Aksa’nın etrafında ve genel olarak Kudüs’te yaşayan halk silahsız ve savunmasız bir topluluktur. Tek imaknları sivil bir direniş ortaya koymak ve Mescid-i Aksa’da nöbet tutmaktır. Fakat toplum çok ilgin bir tepki verdi ve Hamas’ın askeri kanadı İzzettin el Kassam Tugayları komutanı ve sözcüsünü Mescid-i Aksa’ya ve Kudüs’e sahip çıkmaya ve Savunmaya davet ettiler. Bu doğrudan Gazze’den bir yardım talebiydi. İzzetin el Kassam Tugaylarının cevabı ve çağrısına İsrailin sessiz kalışı ve Mescid-i Aksa’ya saldırılarını devam ettirmesi savaşı da başlatmış oldu.

Bilinenin ve Alışkanlıkların dışında bir Savaş

Hamas ve İzzettin el Kassam Tugayları Kudüs Kılıcı Muharebesinde alışkanlıkları ve bilinen rutinleri yıkan bir savaş ortaya koydular. Hem teknik olarak hem taktik olarak hem psikolojik harp yöntemleri itibariyle bir yeni savaş ve yeni perspektif ortaya koyuldu. Şunu en başta ifade etmeliyim ki İzzettin el Kassam Tugaylarının böyle bir savaşı ve savaş programını ortaya koyması için bundan önce yapılan son savaştan bir gün sonra bu savaşın tüm ihtimallerini çalışıp hazırlık yapmış olmaları gerekir. Yani en az beş yıldır her gün bu savaşın hazırlıkları yapılıyor olmalı.  Öngörü, ufuk, vizyon, planlama, üretim, istikrar, istihbarat, koordinasyon ve yönetim başarısı ortaya koyulmuş bir savaş. İsralin en uzak ve en stratejik noktaları hesaplanmış ve ona göre teknoloji üretilmiş, demir kubbenin tüm teknik özellikleri, algoritması, açıkları iyice çalışılmış ve İsrail içerisinde yaşanan sosyolojik kırılmalar, kopuşlar, dağınıklık ve dini, itikadi ve siyasi krizler oldukça yakından izlenmiş. Savaş esnasında psikolojik harbi hiç ihmal etmeden kullanan bir ordu olmuş İzzetin el Kassam Tugayları. Bütün bu söylediklerimizi teyit edecek şey bu savaşın en görünür pratik sonuçlarının İsrail’de nasıl algılandığıdır.

Bu savaşla beraber İsrailin teknolojik üstünlüğü algısı yıkılmıştır. Yeni teknoloji herkese çok yeni imkanlar sunmaktadır ve Hamas dünyadaki bu değişimin ve imkanların farkındadır. İsrail içerisinde yaşan 1948 Filistinlileri ilk defa savaşın bir parçası olmuştur. Bu durum İsrail için her zaman bir iç savaş ve iç güvenlik tehdidi olacaktır. Bu yeni durum dolayısıyla artık kendini güvende hisseden bir Siyonist İsrailli kalmadı. İsrail bundan sonra her savaşta her saldırının karşılığını göreceğini bilecektir. Bu birkaç yeni durum dahi artık alışkanlıkların ve bilinenlerin dışına çıkıldığını göstermeye yeterlidir.

HAMAS Meşruiyeti ve İmkanlar

Kudüs Kılıcı Muharebesi ve zaferi sonrası Filistin iç dinamikleri Hamas lehine değişmiş ve artık Hamas Filistin’in Milli bir direniş Hareketi olmuştur. Mescid-i Aksa’da halkın Abbas yönetimini değil, kendilerini koruması için İzzettin el Kassam Tugaylarını davet etmesi Hamas’ın halktaki yüksek karşılığını ve meşruiyetini göstermektedir. Savaş boyunca tüm ülke liderlerinin Hamas Lideri İsmail Haniyye ile görüşmesi ve ilişkilerin Filistin adına Hamas ve Gazze’den yönetilmesi Hamas için büyük bir siyasi, diplomatik ve askeri kazanım olduğunu ortaya koymaktadır. Hamas artık Filistin’in meşru siyasi bir parçası El Kassam Tugayları ise Filistinin Milli askeri gücüdür. Bu kazanımları teyit ve tahkim edecek en önemli adım Filistin seçimlerinin yapılmasıdır. Hamas yeni bir ulusal hükümet kurma çalışmalarıyla devletin bir parçası olmaya razı olmamalıdır. Seçimle Tüm Filistin topraklarında varlığını meşrulaştıracak bir yolla zaferini ortaya koymalıdır.

Mısır, Katar ve Filistin Denkleminde Yeni Rol

Kudüs Kılıcı Muharebesine giderken Filistin seçimleri için en önemli rolü üstlenen Türkiye hem Hamas’a hem el Fetih2e garantör olmuş önemli bir rol üstlenmişti. Hamas tüm seçim hazırlıklarını Türkiye’de yürütüyor ve İsmail Haniyye vaktinin büyük çoğunluğunu Türkiye’de geçiriyordu. Bu tavır Ülkemizin bölgede üstlendiği itibariyle oldukça anlamlı ve değerlidir. Savaş esnasına kadar yürütülen yakın temas savaşın başlamasıyla beraber ilginç bir rol değişimine sahne oldu. Türkiye çekildi, Mısır sahne girdi. Türkiye birkaç yıldır yürüttüğü Filistin meselesindeki öncü rolünü aniden Mısır ve Katar’a devretti. Bu süreç her yönüyle Mısır’ı tekrar İslam Dünyasında meşrulaştırma ve yeniden akredite etme şekliyle ortaya çıktı. Katar’da bu rolü ve Mısır’ın desteklenmesi sürecini tüm imkanlarıyla destekledi. Türkiye’nin Mısır’la ilişkilerinde bir zamandır yaşanan gelişmeler, iyileşmeler bu diplomatik tavırla beraber yeni bir rol değişimini daha da güçlendirmiş oldu.

Bölgesel değişim ve Roller yeniden Kuruluyor

Türkiye dış politikası bu günlerde Mısır, Suudi Arabistan, Suriye ve hatta BAE ekseninde büyük değişikliklere sahne olabilir. Hamas İsrail savaşıyla beraber Mısır’ın meşrulaştırılması ve yeniden akredite edilmesi yeni bir rol dağılımını beraberinde getirecektir. Türkiye Mısır, Suriye ve Suudi Arabistan ile yeni bir normalleşme sürecine doğru gidiyor. Arap liderleri de birbirlerine daha yaklaşıyor ve yeni bir siyasal denklem kuruluyor. Bu savaş esnasında Arap liderlerinden geçmiş yıllardaki gibi kısmen daha duyarlı bir Filistin tutumu izledik.  Bu yeni tavrı en fazla belirleyen etken şüphesiz ABD’nin yeni yönetimi Biden ve Küreselcilerin yeni küresel kurguları. Zira dah birkaç yıl önce İsraille normalleşme sırasına giren ülkelerin bu yeni tavrı kendilerine ait olamaz. Arap Liderlerinin bu yeni tavırları bu yeni rollerin bir yansımasıydı. Nitekim Hamas Lideri İsmail Haniyye savaşa kadar Türkiye’deyken savaşı ve savaş sonrası diplomasiyi Katar’dan yönetmeyi seçti. Zira artık Arap Dünyasında yeni bir siyaset ve sosyoloji kuruluyor.

Türkiye hem güvenlik politikaları hem İnsani duruşu hem tarihsel varlığı gereği bu konuda geri çekilemez, süreç her zaman Türkiye’yi bu coğrafyada inisiyatif almaya zorlayacaktır. Ülkemizin bölgesinde etkin bir dış politika sürdürmesi ekonomik, kültürel, tarihi ve insani bir mecburiyettir. Bu rolün devredilmesi tarihten ve iddiadan vazgeçmektir. Zira bu coğrafyada var olmanın en belirgin rolü Kudüs’tür.

HAMAS’ın Zaferi sonrası Filistin- İsrail ilişkileri bağlamında Uluslararası Gelişmelere İhtiyatlı Tutum

Öncelikle Hamas’ın zaferi kuşkusuz muhteşem bir zafer ve sonuçlarını on yıllarca konuşacağımız b etkileri olacak. Hatta bölgede yaşanacak birçok değişimi bundan sonra bu zaferle ilişkili okumak zorunda kalacağımız stratejik bir zafer. Bununla beraber Hamas bu süreçten sonra içeride siyasi kazanımlarını dışarıda diplomatik etkisini artırarak Filistin için bir özgürlük kapısı olacaktır. Her şeyden önemlisi Hamas onlarca yıldır binlerce şehidin kanlarını bir zafere dönüştürmüş olacaktır. 

İhtiyatlı olmak konusuna gelirsek, Savaş boyunca Küreseller ve Biden, Avrupa ve Siyonist lobiler sanki İsraile de bir ders vermek istiyordu ve bu bir fırsattı. Hem Hamas’ın propagandası gölgelenmedi hem İsrail, geçmişte olduğu gibi çok güçlü bir şekilde devreye girilmedi. Bu savaş Küreselcierin ve Siyonistlerin beklediği gibi olmadı elbette. Hamas ezberleri ve Rutini bozdu fakat batı ve İslam dünyası her iki tarafı da sanki bu savaş sonrası bir yere doğru iteliyor ve sonunda bir masada kendimizi bulacağız gibi birtakım işretler alıyorum. İkili devlet çözümü, Türkiye, Mısır, Suriye, Suud, BAE normalleşmesi gibi sonuçlar bizi bekliyor olabilir. Yeni ticaret yolları, yeni dünya ekonomisi, Dubai-Hayfa demir ve kara ticaret yolu, Doğu Akdeniz ve Mısır-İsrail-Türkiye denkleminin enerji güvenliği için mecburi ilişkisi gibi birçok konu İsrail-Hamas ve İsrail-Filistin konusunda uzun bir zaman durağan bir çözümü gerekli kılıyor ve sessizce orya sürükleniyor olabiliriz. Reel politik dengeler bunu gerekli kılıyor ve buraya doğru ilerliyor olsa da zamanla bunun imkansızlığını göreceğiz. Ne Hamas onların beklediğini verecek ne de bu coğrafya onların istediği şekilde yönetilecek.

Celaleddin Duran

 

Not: Bu yazı milimanaliz.com internet sitesinden alıntılanılmıştır.

Savaşa Nasıl Gidildi

Filistin’de uzun yıllar sonra tüm gurupların isteği ve ittifakıyla bir seçim kararı alındı. Kararın alınmasında Türkiye büyük rol oynadı ve Filistin’in komşu ülkeleri sürece başlangıçta destek verdiler. Fakat zaman ilerledikçe seçimin sonuçlarının Filistin’de nasıl bir değişime sebep olacağı ve seçimin İsrail, BAE, Fetih yönetimine olan maliyeti oldukça ağır görünüyordu. Zira seçim anketleri, sahada toplumun tutumu ve HAMAS olmaksızın bir çözümün olmayacağı gerçeği her geçen gün daha belirginleşti. Mahmud Abbas yönetimi seçimlerin iptali için hem sol gurupları ikna etmeye çalıştı hem İsrail ile Kudüs’te kirli bir plan yürüttü ve İsrail’in Kudüs’te başlattığı saldırılar, Mescid-i Akasa baskınları ve yükselen gerginlik Abbas Yönetimi için seçimlerin iptaline yönelik bir fırsata dönüştü. Nitekim seçimler ertelendi fakat Kudüs’te gerginlikler artmaya devam etti. Kudüs halkı çok uzun yıllardır kimselerin şahit olmadığı bir sivil direniş ve mücadele örneği verdiler. Yüzbinlerce kişi onlarca kilometre yürüyerek Mescid-i Aksa’ya akın ettiler ve asla içinden ve etrafından ayrılmadılar. Bu direniş sürecin daha en başında sıradan tepkileri aşan, alışkanlıkları yıkan ve rutinin dışında bir toplumsal hareketin başlangıcı olmuştu.

Mescid-i Aksa’nın etrafında ve genel olarak Kudüs’te yaşayan halk silahsız ve savunmasız bir topluluktur. Tek imaknları sivil bir direniş ortaya koymak ve Mescid-i Aksa’da nöbet tutmaktır. Fakat toplum çok ilgin bir tepki verdi ve Hamas’ın askeri kanadı İzzettin el Kassam Tugayları komutanı ve sözcüsünü Mescid-i Aksa’ya ve Kudüs’e sahip çıkmaya ve Savunmaya davet ettiler. Bu doğrudan Gazze’den bir yardım talebiydi. İzzetin el Kassam Tugaylarının cevabı ve çağrısına İsrailin sessiz kalışı ve Mescid-i Aksa’ya saldırılarını devam ettirmesi savaşı da başlatmış oldu.

Bilinenin ve Alışkanlıkların dışında bir Savaş

Hamas ve İzzettin el Kassam Tugayları Kudüs Kılıcı Muharebesinde alışkanlıkları ve bilinen rutinleri yıkan bir savaş ortaya koydular. Hem teknik olarak hem taktik olarak hem psikolojik harp yöntemleri itibariyle bir yeni savaş ve yeni perspektif ortaya koyuldu. Şunu en başta ifade etmeliyim ki İzzettin el Kassam Tugaylarının böyle bir savaşı ve savaş programını ortaya koyması için bundan önce yapılan son savaştan bir gün sonra bu savaşın tüm ihtimallerini çalışıp hazırlık yapmış olmaları gerekir. Yani en az beş yıldır her gün bu savaşın hazırlıkları yapılıyor olmalı.  Öngörü, ufuk, vizyon, planlama, üretim, istikrar, istihbarat, koordinasyon ve yönetim başarısı ortaya koyulmuş bir savaş. İsralin en uzak ve en stratejik noktaları hesaplanmış ve ona göre teknoloji üretilmiş, demir kubbenin tüm teknik özellikleri, algoritması, açıkları iyice çalışılmış ve İsrail içerisinde yaşanan sosyolojik kırılmalar, kopuşlar, dağınıklık ve dini, itikadi ve siyasi krizler oldukça yakından izlenmiş. Savaş esnasında psikolojik harbi hiç ihmal etmeden kullanan bir ordu olmuş İzzetin el Kassam Tugayları. Bütün bu söylediklerimizi teyit edecek şey bu savaşın en görünür pratik sonuçlarının İsrail’de nasıl algılandığıdır.

Bu savaşla beraber İsrailin teknolojik üstünlüğü algısı yıkılmıştır. Yeni teknoloji herkese çok yeni imkanlar sunmaktadır ve Hamas dünyadaki bu değişimin ve imkanların farkındadır. İsrail içerisinde yaşan 1948 Filistinlileri ilk defa savaşın bir parçası olmuştur. Bu durum İsrail için her zaman bir iç savaş ve iç güvenlik tehdidi olacaktır. Bu yeni durum dolayısıyla artık kendini güvende hisseden bir Siyonist İsrailli kalmadı. İsrail bundan sonra her savaşta her saldırının karşılığını göreceğini bilecektir. Bu birkaç yeni durum dahi artık alışkanlıkların ve bilinenlerin dışına çıkıldığını göstermeye yeterlidir.

HAMAS Meşruiyeti ve İmkanlar

Kudüs Kılıcı Muharebesi ve zaferi sonrası Filistin iç dinamikleri Hamas lehine değişmiş ve artık Hamas Filistin’in Milli bir direniş Hareketi olmuştur. Mescid-i Aksa’da halkın Abbas yönetimini değil, kendilerini koruması için İzzettin el Kassam Tugaylarını davet etmesi Hamas’ın halktaki yüksek karşılığını ve meşruiyetini göstermektedir. Savaş boyunca tüm ülke liderlerinin Hamas Lideri İsmail Haniyye ile görüşmesi ve ilişkilerin Filistin adına Hamas ve Gazze’den yönetilmesi Hamas için büyük bir siyasi, diplomatik ve askeri kazanım olduğunu ortaya koymaktadır. Hamas artık Filistin’in meşru siyasi bir parçası El Kassam Tugayları ise Filistinin Milli askeri gücüdür. Bu kazanımları teyit ve tahkim edecek en önemli adım Filistin seçimlerinin yapılmasıdır. Hamas yeni bir ulusal hükümet kurma çalışmalarıyla devletin bir parçası olmaya razı olmamalıdır. Seçimle Tüm Filistin topraklarında varlığını meşrulaştıracak bir yolla zaferini ortaya koymalıdır.

Mısır, Katar ve Filistin Denkleminde Yeni Rol

Kudüs Kılıcı Muharebesine giderken Filistin seçimleri için en önemli rolü üstlenen Türkiye hem Hamas’a hem el Fetih2e garantör olmuş önemli bir rol üstlenmişti. Hamas tüm seçim hazırlıklarını Türkiye’de yürütüyor ve İsmail Haniyye vaktinin büyük çoğunluğunu Türkiye’de geçiriyordu. Bu tavır Ülkemizin bölgede üstlendiği itibariyle oldukça anlamlı ve değerlidir. Savaş esnasına kadar yürütülen yakın temas savaşın başlamasıyla beraber ilginç bir rol değişimine sahne oldu. Türkiye çekildi, Mısır sahne girdi. Türkiye birkaç yıldır yürüttüğü Filistin meselesindeki öncü rolünü aniden Mısır ve Katar’a devretti. Bu süreç her yönüyle Mısır’ı tekrar İslam Dünyasında meşrulaştırma ve yeniden akredite etme şekliyle ortaya çıktı. Katar’da bu rolü ve Mısır’ın desteklenmesi sürecini tüm imkanlarıyla destekledi. Türkiye’nin Mısır’la ilişkilerinde bir zamandır yaşanan gelişmeler, iyileşmeler bu diplomatik tavırla beraber yeni bir rol değişimini daha da güçlendirmiş oldu.

Bölgesel değişim ve Roller yeniden Kuruluyor

Türkiye dış politikası bu günlerde Mısır, Suudi Arabistan, Suriye ve hatta BAE ekseninde büyük değişikliklere sahne olabilir. Hamas İsrail savaşıyla beraber Mısır’ın meşrulaştırılması ve yeniden akredite edilmesi yeni bir rol dağılımını beraberinde getirecektir. Türkiye Mısır, Suriye ve Suudi Arabistan ile yeni bir normalleşme sürecine doğru gidiyor. Arap liderleri de birbirlerine daha yaklaşıyor ve yeni bir siyasal denklem kuruluyor. Bu savaş esnasında Arap liderlerinden geçmiş yıllardaki gibi kısmen daha duyarlı bir Filistin tutumu izledik.  Bu yeni tavrı en fazla belirleyen etken şüphesiz ABD’nin yeni yönetimi Biden ve Küreselcilerin yeni küresel kurguları. Zira dah birkaç yıl önce İsraille normalleşme sırasına giren ülkelerin bu yeni tavrı kendilerine ait olamaz. Arap Liderlerinin bu yeni tavırları bu yeni rollerin bir yansımasıydı. Nitekim Hamas Lideri İsmail Haniyye savaşa kadar Türkiye’deyken savaşı ve savaş sonrası diplomasiyi Katar’dan yönetmeyi seçti. Zira artık Arap Dünyasında yeni bir siyaset ve sosyoloji kuruluyor.

Türkiye hem güvenlik politikaları hem İnsani duruşu hem tarihsel varlığı gereği bu konuda geri çekilemez, süreç her zaman Türkiye’yi bu coğrafyada inisiyatif almaya zorlayacaktır. Ülkemizin bölgesinde etkin bir dış politika sürdürmesi ekonomik, kültürel, tarihi ve insani bir mecburiyettir. Bu rolün devredilmesi tarihten ve iddiadan vazgeçmektir. Zira bu coğrafyada var olmanın en belirgin rolü Kudüs’tür.

HAMAS’ın Zaferi sonrası Filistin- İsrail ilişkileri bağlamında Uluslararası Gelişmelere İhtiyatlı Tutum

Öncelikle Hamas’ın zaferi kuşkusuz muhteşem bir zafer ve sonuçlarını on yıllarca konuşacağımız b etkileri olacak. Hatta bölgede yaşanacak birçok değişimi bundan sonra bu zaferle ilişkili okumak zorunda kalacağımız stratejik bir zafer. Bununla beraber Hamas bu süreçten sonra içeride siyasi kazanımlarını dışarıda diplomatik etkisini artırarak Filistin için bir özgürlük kapısı olacaktır. Her şeyden önemlisi Hamas onlarca yıldır binlerce şehidin kanlarını bir zafere dönüştürmüş olacaktır. 

İhtiyatlı olmak konusuna gelirsek, Savaş boyunca Küreseller ve Biden, Avrupa ve Siyonist lobiler sanki İsraile de bir ders vermek istiyordu ve bu bir fırsattı. Hem Hamas’ın propagandası gölgelenmedi hem İsrail, geçmişte olduğu gibi çok güçlü bir şekilde devreye girilmedi. Bu savaş Küreselcierin ve Siyonistlerin beklediği gibi olmadı elbette. Hamas ezberleri ve Rutini bozdu fakat batı ve İslam dünyası her iki tarafı da sanki bu savaş sonrası bir yere doğru iteliyor ve sonunda bir masada kendimizi bulacağız gibi birtakım işretler alıyorum. İkili devlet çözümü, Türkiye, Mısır, Suriye, Suud, BAE normalleşmesi gibi sonuçlar bizi bekliyor olabilir. Yeni ticaret yolları, yeni dünya ekonomisi, Dubai-Hayfa demir ve kara ticaret yolu, Doğu Akdeniz ve Mısır-İsrail-Türkiye denkleminin enerji güvenliği için mecburi ilişkisi gibi birçok konu İsrail-Hamas ve İsrail-Filistin konusunda uzun bir zaman durağan bir çözümü gerekli kılıyor ve sessizce orya sürükleniyor olabiliriz. Reel politik dengeler bunu gerekli kılıyor ve buraya doğru ilerliyor olsa da zamanla bunun imkansızlığını göreceğiz. Ne Hamas onların beklediğini verecek ne de bu coğrafya onların istediği şekilde yönetilecek.

Celaleddin Duran

 

Not: Bu yazı milimanaliz.com internet sitesinden alıntılanılmıştır.