Avrupa

Fransa, Özür Dilemeden Cezayir'in Sömürgeleştirilmesi Defterini Kapatmak İstiyor

21 Ocak 2021 22:10

Fransız tarihçi Benjamin Stora, iki ülke arasındaki uzlaşı çerçevesinde ‘Hafızalar ve Gerçek’ adlı bir komisyonun kurulmasını önerdi

Cezayir’in bağımsızlığını kazanmasının üzerinden 60 yıl geçti. Ancak Fransa ile ilişkileri halen eski sömürge devleti olarak çok hassas ve karmaşık bir şekilde devam ediyor. İki ülkenin ortak tarihi mirasının barındırdığı çirkin sömürü imgeleri ve 7 yılı aşkın bir süre devam eden, yüz binlerce insanı mağdur eden ve her türlü baskı ve işkenceye tanıklık eden kurtuluş savaşı, geçmişin izlerinin hafızlardan silinmesini ve geleceğe bakılmasını engelliyor.

Cezayir’in bağımsızlığını kazanmasından bu yana Fransa’nın 8 kez cumhurbaşkanı değiştirmesine rağmen ‘hafıza savaşı’ sürüyor. Mevcut Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da artık bu kanlı sayfayı kapatmak istiyor. Bu yüzden Fransız tarihçi Benjamin Stora'yı görevlendirerek bunu yapmaya çalıştı. Cezayir, sömürgecilik ve bağımsızlık dönemi tarihi üzerine çalışan en önemli isimlerden biri olan Stora, gerçeği anlatmak amacıyla hazırladığı raporu Macron’a sundu.

Tarihçi Stora, Macron’a sunduğu raporunda, “Cezayir savaşının tarihinin bilinmesi ve akıl gözüyle bakılması önemlidir. Bu, mağdurların rahatlaması için gereklidir” ifadelerine yer verdi. Stora aynı zamanda meselenin ‘gençlere hafıza ile ilgili çatışmalardan kurtulma imkanı vermekle ilgili’ olduğunu söyledi. Stora, Cumhurbaşkanı Macron'un, 2 Ekim'de Les Moreaux’ta yaptığı konuşmada ‘İslamcı ayrılıkçılıkla mücadele’ olarak tanıttığı yasa tasarısına da değindi. Macron, ‘İslamcı ayrılıkçılığın’ sömürge geçmişinden ve Cezayir savaşından görüntüleri geri getirdiğini belirtmişti. Macron, daha sonra John Afrique dergisinde yayımlanan röportajında, sonuç olarak bu durumun ‘öfke ve kızgınlık duygularını beslediğini’ söyledi.

Macron, soruna ilişkin görüşünü ise şu sözlerle ifade etti:

“İki durum arasında sallanan bir tür salıncakta mahsur kalmış durumdayız. Bir yanda özür ve pişmanlık, diğer yanda inkar ve gurur. Bense uzlaşı istiyorum.”

Macron daha önce 2017 yılında Cezayir’e yaptığı ziyaret sırasında sömürgeciliği ‘bir insanlık suçu’ olarak tanımlamıştı. Geçtiğimiz sonbaharda ise Benjamin Stora'nın raporunun kendisine sunulmasının ardından birkaç önlem alacağına söz verdi. Söz konusu rapor, dün öğleden sonra, Elysee Sarayı'nda Fransa Cumhurbaşkanı'na resmen teslim edildi.

Rapor 150 sayfadan oluşuyor. Bu da raporun yoğun bir içeriği olduğu, derinlemesine analizlerin yapıldığı ve şeffaf olduğu yönünde düşünceleri körüklüyor. Ancak Elysee’deki kaynaklar, ‘Cezayir’den özür dilenmesi’ gibi bir konunun ‘masada olmadığını’ açıklamakta gecikmediler.

Fransız siyasi kaynaklar ise, Macron’un, iç politik nedenlerden ve özür dilemenin esasen suçun kabulü olduğundan özür dilemeyi reddeden kendinden önceki cumhurbaşkanlarının izinden gittiğini düşünüyorlar.

Öte yandan Cezayir’de göreve gelen tüm cumhurbaşkanlarının yanı sıra siyasi partiler ve parlamento, Paris'ten özür talep ettiler. Bunu, en azından teoride iki ülke arasında ilişkileri normalleştirmek için bir şart haline getirdiler.

Bu nedenle akıllara ilk önce, Fransa'nın Cezayir'i kontrolü sırasında yaptıklarından dolayı özür dilemeyi veya pişmanlık duymayı kesinlikle reddetmesi gelmektedir. Macron ise bunun yerine, özür engelini aşmanın bir yolu olarak gördüğü bir dizi ‘sembolik ve somut’ önlem almayı planlıyor.

Elysee’deki kaynaklar, Macron'un, 25 Eylül'ün savaş sırasında Fransa'nın yanında savaşan Harkileri (Cezayirliler) anma, 17 Ekim'in ‘1961 Paris Katliamını’ ve 19 Mart'ın savaşın sona ermesini anma günü olarak belirmek ve katılmak istediğini açıkladılar.

Fransız bakış açısına göre Macron, Akdeniz'in iki yakasından ortak geçmişe sahip iki ülke arasında ‘uzlaşıya varmak’, geçmişin defterini kapatmak ve gelecek için çalışmak istiyor. Ayrıca bu çalışma sadece iki ülke arasındaki ikili ilişkiler açısından değil, aynı zamanda Cezayir dışında en fazla Cezayirlinin yaşadığı ülke olarak Fransa’nın kamuoyu için de oldukça önemlidir.

Bununla birlikte hafıza çalışmalarına iki girişimin daha eşlik ettiği belirtiliyor. Birincisi, yetkililerin Fransa İslam Konseyi’ni (CFCM) İslam dinin Fransa’nın değerleriyle uyumlu olması için bir çerçeveye sokulması ve siyasal İslam'ın yayılmasını engellemek amacıyla Fransa'da ‘İslam Prensipleri Tüzüğü’nü kabul etmeye zorlamadaki başarısı, ikincisi ise ‘İslamcı ayrılıkçılıkla mücadele’ olarak adlandırılan ‘cumhuriyetin ilkelerini güçlendiren’ yasa tasarısının Temsilciler Meclisi’nde tartışılmaya başlanması.

Öte yandan Stora raporunda, iki ülke arasındaki uzlaşı çerçevesinde ‘Hafızalar ve Gerçek’ adlı bir komisyonun kurulmasını önerdi. Bununla birlikte Stora, Elysee kaynaklarının yukarıda bahsettiği üç faaliyet dahil olmak üzere Cezayir-Fransa ortak tarihiyle ilgili bir dizi anma etkinliğinin oluşturulması gibi 22 konuda daha tavsiyede bulundu. Stora ayrıca, Hafızalar ve Gerçek Komisyonu’nun gerçeği ortaya çıkarmak ve tarafları uzlaştırmak için Cezayir Bağımsızlık Savaşı'ndan sağ kalanların görüşlerinin paylaşılmasını önerdi.

Öneriler arasında ayrıca Cezayir direnişine liderlik eden Emir Abdulkadir için 4 yılını sürgünde geçirdiği Amboise şehrinde bir anıt dikilmesi ve Fransa'nın 1957'de direniş militanı ve avukat Ali Boumendjel'e düzenlenen suikastı kabul etmesi yer alıyor. Bununla birlikte kayıp Cezayirliler ve Avrupalılar için bir ‘rehber’ hazırlanması önerildi. Stora, Fransa’nın Büyük Sahra Çölü'nde gerçekleştirdiği nükleer deneyler dosyasını ve sömürgecilik dönemindeki Cezayir arşivi dosyasını da unutmadı.

Cezayir’in bağımsızlığını kazanmasının üzerinden 60 yıl geçti. Ancak Fransa ile ilişkileri halen eski sömürge devleti olarak çok hassas ve karmaşık bir şekilde devam ediyor. İki ülkenin ortak tarihi mirasının barındırdığı çirkin sömürü imgeleri ve 7 yılı aşkın bir süre devam eden, yüz binlerce insanı mağdur eden ve her türlü baskı ve işkenceye tanıklık eden kurtuluş savaşı, geçmişin izlerinin hafızlardan silinmesini ve geleceğe bakılmasını engelliyor.

Cezayir’in bağımsızlığını kazanmasından bu yana Fransa’nın 8 kez cumhurbaşkanı değiştirmesine rağmen ‘hafıza savaşı’ sürüyor. Mevcut Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da artık bu kanlı sayfayı kapatmak istiyor. Bu yüzden Fransız tarihçi Benjamin Stora'yı görevlendirerek bunu yapmaya çalıştı. Cezayir, sömürgecilik ve bağımsızlık dönemi tarihi üzerine çalışan en önemli isimlerden biri olan Stora, gerçeği anlatmak amacıyla hazırladığı raporu Macron’a sundu.

Tarihçi Stora, Macron’a sunduğu raporunda, “Cezayir savaşının tarihinin bilinmesi ve akıl gözüyle bakılması önemlidir. Bu, mağdurların rahatlaması için gereklidir” ifadelerine yer verdi. Stora aynı zamanda meselenin ‘gençlere hafıza ile ilgili çatışmalardan kurtulma imkanı vermekle ilgili’ olduğunu söyledi. Stora, Cumhurbaşkanı Macron'un, 2 Ekim'de Les Moreaux’ta yaptığı konuşmada ‘İslamcı ayrılıkçılıkla mücadele’ olarak tanıttığı yasa tasarısına da değindi. Macron, ‘İslamcı ayrılıkçılığın’ sömürge geçmişinden ve Cezayir savaşından görüntüleri geri getirdiğini belirtmişti. Macron, daha sonra John Afrique dergisinde yayımlanan röportajında, sonuç olarak bu durumun ‘öfke ve kızgınlık duygularını beslediğini’ söyledi.

Macron, soruna ilişkin görüşünü ise şu sözlerle ifade etti:

“İki durum arasında sallanan bir tür salıncakta mahsur kalmış durumdayız. Bir yanda özür ve pişmanlık, diğer yanda inkar ve gurur. Bense uzlaşı istiyorum.”

Macron daha önce 2017 yılında Cezayir’e yaptığı ziyaret sırasında sömürgeciliği ‘bir insanlık suçu’ olarak tanımlamıştı. Geçtiğimiz sonbaharda ise Benjamin Stora'nın raporunun kendisine sunulmasının ardından birkaç önlem alacağına söz verdi. Söz konusu rapor, dün öğleden sonra, Elysee Sarayı'nda Fransa Cumhurbaşkanı'na resmen teslim edildi.

Rapor 150 sayfadan oluşuyor. Bu da raporun yoğun bir içeriği olduğu, derinlemesine analizlerin yapıldığı ve şeffaf olduğu yönünde düşünceleri körüklüyor. Ancak Elysee’deki kaynaklar, ‘Cezayir’den özür dilenmesi’ gibi bir konunun ‘masada olmadığını’ açıklamakta gecikmediler.

Fransız siyasi kaynaklar ise, Macron’un, iç politik nedenlerden ve özür dilemenin esasen suçun kabulü olduğundan özür dilemeyi reddeden kendinden önceki cumhurbaşkanlarının izinden gittiğini düşünüyorlar.

Öte yandan Cezayir’de göreve gelen tüm cumhurbaşkanlarının yanı sıra siyasi partiler ve parlamento, Paris'ten özür talep ettiler. Bunu, en azından teoride iki ülke arasında ilişkileri normalleştirmek için bir şart haline getirdiler.

Bu nedenle akıllara ilk önce, Fransa'nın Cezayir'i kontrolü sırasında yaptıklarından dolayı özür dilemeyi veya pişmanlık duymayı kesinlikle reddetmesi gelmektedir. Macron ise bunun yerine, özür engelini aşmanın bir yolu olarak gördüğü bir dizi ‘sembolik ve somut’ önlem almayı planlıyor.

Elysee’deki kaynaklar, Macron'un, 25 Eylül'ün savaş sırasında Fransa'nın yanında savaşan Harkileri (Cezayirliler) anma, 17 Ekim'in ‘1961 Paris Katliamını’ ve 19 Mart'ın savaşın sona ermesini anma günü olarak belirmek ve katılmak istediğini açıkladılar.

Fransız bakış açısına göre Macron, Akdeniz'in iki yakasından ortak geçmişe sahip iki ülke arasında ‘uzlaşıya varmak’, geçmişin defterini kapatmak ve gelecek için çalışmak istiyor. Ayrıca bu çalışma sadece iki ülke arasındaki ikili ilişkiler açısından değil, aynı zamanda Cezayir dışında en fazla Cezayirlinin yaşadığı ülke olarak Fransa’nın kamuoyu için de oldukça önemlidir.

Bununla birlikte hafıza çalışmalarına iki girişimin daha eşlik ettiği belirtiliyor. Birincisi, yetkililerin Fransa İslam Konseyi’ni (CFCM) İslam dinin Fransa’nın değerleriyle uyumlu olması için bir çerçeveye sokulması ve siyasal İslam'ın yayılmasını engellemek amacıyla Fransa'da ‘İslam Prensipleri Tüzüğü’nü kabul etmeye zorlamadaki başarısı, ikincisi ise ‘İslamcı ayrılıkçılıkla mücadele’ olarak adlandırılan ‘cumhuriyetin ilkelerini güçlendiren’ yasa tasarısının Temsilciler Meclisi’nde tartışılmaya başlanması.

Öte yandan Stora raporunda, iki ülke arasındaki uzlaşı çerçevesinde ‘Hafızalar ve Gerçek’ adlı bir komisyonun kurulmasını önerdi. Bununla birlikte Stora, Elysee kaynaklarının yukarıda bahsettiği üç faaliyet dahil olmak üzere Cezayir-Fransa ortak tarihiyle ilgili bir dizi anma etkinliğinin oluşturulması gibi 22 konuda daha tavsiyede bulundu. Stora ayrıca, Hafızalar ve Gerçek Komisyonu’nun gerçeği ortaya çıkarmak ve tarafları uzlaştırmak için Cezayir Bağımsızlık Savaşı'ndan sağ kalanların görüşlerinin paylaşılmasını önerdi.

Öneriler arasında ayrıca Cezayir direnişine liderlik eden Emir Abdulkadir için 4 yılını sürgünde geçirdiği Amboise şehrinde bir anıt dikilmesi ve Fransa'nın 1957'de direniş militanı ve avukat Ali Boumendjel'e düzenlenen suikastı kabul etmesi yer alıyor. Bununla birlikte kayıp Cezayirliler ve Avrupalılar için bir ‘rehber’ hazırlanması önerildi. Stora, Fransa’nın Büyük Sahra Çölü'nde gerçekleştirdiği nükleer deneyler dosyasını ve sömürgecilik dönemindeki Cezayir arşivi dosyasını da unutmadı.