Türkiye

Kıbrıs’a ‘Federe Devlet’ Baskısı

31 Ocak 2021 22:59

Kıbrıs’ta KKTC’yi tanımayan ve Rum yönetiminden taraf olan BM geçtiğimiz günlerde federasyon devlet baskısını yineledi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Müslümanların kazanımlarını Rumlara peşkeş çeken BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs adasındaki Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün (BMBG) görev süresini, 2561 (2021) sayılı kararla 6 ay daha uzattı. Türk yönetiminden görüş almayan ve Rumları yetkili tanıyan BM’nin kararını KKTC Ankara emekli Büyükelçisi Ahmet Zeki Bulunç değerlendirdi.

Şehit kanlarıyla alınmış Kıbrıs’ta Birleşmiş Milletler yeniden masaya dönmek istiyor. BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan planı ile Kıbrıs’ta, Müslümanların kazanımlarını elinden almaya çalışan BM’nin planı o günlerde sonuca ulaşmamıştı. BM tarafından yine gündeme getirilen planlarda Kıbrıs meselesi masaya yatırılmak ve Kıbrıs’ta iki toplumlu federasyon devlet kurulmak isteniyor. BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs adasındaki Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün (BMBG) görev süresini, 2561 (2021) sayılı kararla 6 ay daha uzattı. Görev süresini uzatırken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden görüş almayan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Rum yönetimini tanıyan Birleşmiş Milletler, bu kararıyla iki toplumlu federasyon baskısını yineledi. Yakın zamanda gayri resmi bir toplantı düzenleyecek olan BM, toplantıda garantör devletler ve KKTC ve Rum yönetimi ile bir araya gelecek ve federasyon devlet fikrini baskılayacak.

 

Baskılar Kabul Edilemez

KKTC Ankara Emekli Büyükelçisi Dr. Ahmet Zeki Bulunç, “Kıbrıs meselesi yeniden federasyon temelli görüşme masasına çekilsin yönündeki girişimler sürdürülüyor. BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs’taki BM Barış Gücü’nün görev süresini uzatma kararını alırken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarının görüş ve rızasını almadan karar alması 50 yılı aşkın süredir Türk tarafını dikkate almadan kabul edilemez tek yanlı kararlar alma politikasını sürdürmektedir. Bunun en açık anlamı Kıbrıs Türk halkının Rumlarla eşit olmayan bir taraf kabul edilmesi demektir ki bu kesinlikle kabul edilemez. BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı tek taraflı karar uluslararası Kıbrıs Antlaşmalarını yok sayması, Rum-Yunan tarafının, Türk halkını başlattığı soykırım saldırıları sonucunda Kıbrıs Cumhuriyeti devletinden dışlayarak işgal eden Rum Yönetimini sözde meşru Kıbrıs hükümet kabul etmesi demektir. BM Güvenlik Konseyi’nin bu tutumu ve kararı kabul edilemez. BM Güvenlik Konseyi’nin açıkladığı BM Barış Gücü’nün görev süresini uzatan kararı aynı zamanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Rum yönetiminin birlikte üzerinde uzlaşması gereken anlaşma modeli hakkında önyargıya dayalı bir tutum ortaya koyması demektir ki böyle bir hükmü Türk tarafının kabul etmesi söz konusu olamaz. BM Güvenlik Konseyi’ni bu kararı 50 yılı aşkın bir süredir denenmiş ve tükenmiş çözümü mümkün artık 2017 yılında Crans Montana’da kesin bir şekilde ortaya çıkmış ‘iki toplumlu, iki kesimli federasyon modeli’ üzerinde Türk tarafına siyasi baskı uygulamasıdır. Bu peşin hüküm ve siyasi baskılar da kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

 

KKTC Bağımsız ve Egemen Devlettir

Bulunç sözlerine, “BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonu yeni koşullara uygun bir şekilde iki tarafı eşit egemen taraflar olarak masada bir araya getireceği, Rum tarafın egem taraf, Türk tarafını azınlık statüsü olarak gören ve Rum egemenliğindeki yönetime güçlendirilmiş azınlık haklarıyla Kıbrıslı Türkleri yama yapacak, KKTC’ni ortadan kaldıracak, garanti ittifak antlaşmalarını uygulamadan kaldıracak, Türk askerinin tamamen Kıbrıs’tan çıkaracak federasyon temelli uzlaşma modelleri terk edilerek bağımsız egemen iki devletli bir uzlaşma ve işbirliği modeli temel alınmalıdır. Her şeyden önce BM, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dikkat almalıdır. Kıbrıs’ta iki egemen bağımsız devlet vardır. BM Güvenlik Konseyi iki devlete eşit yaklaşmalıdır. Tek yanlı olarak, KKTC’yi dışlaması kabul edilemez. Bu şekilde iki toplumlu federasyon anlayışını KKTC ve Türkiye’ye dayatmaktadır. Kıbrıs uyuşmazlığını ortaya çıkaran Türk tarafı değil, Yunan ve Rum tarafı ile bunları destekleyen uluslararası aktörlerdir, ABD, İngiltere, AB ve Rusya’dır. KKTC bağımsız egemen bir devlettir ve Kıbrıs Türk halkı egemenliğine sahip çıkmakta, egemenliğini koruma kararlılığını her koşulda ortaya koymaktadır” diyerek son verdi.

BM, Federasyon Anlayışı DayatmasınıSürdürüyor

“BM Güvenlik Konseyi aldığı kararla çözümü mümkün olmadığı artık açıkça ortaya çıkmış olan federasyon anlayışı dayatmasını sürdürmektedir” diyen Büyükelçi Bulunç, “BM Genel Sekreteri’nin sürdürdüğü girişimlerle çok yakın bir gelecekte gerçekleştirilme çalıştığı 5+1 formülü ile yani üç garantör devlet (Türkiye, Yunanistan, Birleşik Kırallık), KKTC ve Kıbrıs Rum tarafını temsilcisinin ve BM temsilcisinin katılacağı gayri resmi bir toplantı gerçekleştirme çabalarının sürdürüldüğü bir zamanda BM Güvenlik Kararı olumsuz etkiler yaratacak bir zemini zorlamaktadır. Oysa ki BM Genel Sekreteri 8 Ocak 2021 tarihli İyi Niyet Misyonu raporunda, iki taraf arasında ortak vizyon olup olmadığının tespit edilmesini amaçlayan 5+1(BM) formatında gayriresmi bir toplantı öngördüğünü ifade etmektedir. BM Genel Sekreteri bu raporunda herhangi bir çözüm önerisine atıf yapmamaktadır. Kıbrıs Türk tarafı, bu formatta ve bu amaçla gerçekleştirilecek bir toplantının uygun bir zamanda yapılmasını desteklemektedir. Kıbrıs Türk tarafı, egemen eşitliğe dayalı iki devlet temelinde bir anlaşma modelini müzakere etmeye hazırdır olduğunu her fırsatta açıklamakta ancak egemen eşitlik temelinde yapılacak müzakerelerin bir sonuç getireceğine inandığı ifade etmektedir. BM Güvenlik Konseyi aldığı kararla BM Genel Sekreteri’nin görüşlerini dikkate almayan bir tutum sergilemiş ve Rum tarafının uzlaşmazlığını daha da katılaştıracak bir ortam yaratmıştır. Türk tarafının kabul ettiği 5+1 gayri resmi görüşme sadece tarafların bir araya geleceği ve uzlaşı zemini arayacağı bir toplantı girişimin arifesinde BMGK kararının alınmış olması düşündürücüdür” dedi.

Furkan Erten - Milli Gazete

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Müslümanların kazanımlarını Rumlara peşkeş çeken BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs adasındaki Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün (BMBG) görev süresini, 2561 (2021) sayılı kararla 6 ay daha uzattı. Türk yönetiminden görüş almayan ve Rumları yetkili tanıyan BM’nin kararını KKTC Ankara emekli Büyükelçisi Ahmet Zeki Bulunç değerlendirdi.

Şehit kanlarıyla alınmış Kıbrıs’ta Birleşmiş Milletler yeniden masaya dönmek istiyor. BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan planı ile Kıbrıs’ta, Müslümanların kazanımlarını elinden almaya çalışan BM’nin planı o günlerde sonuca ulaşmamıştı. BM tarafından yine gündeme getirilen planlarda Kıbrıs meselesi masaya yatırılmak ve Kıbrıs’ta iki toplumlu federasyon devlet kurulmak isteniyor. BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs adasındaki Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün (BMBG) görev süresini, 2561 (2021) sayılı kararla 6 ay daha uzattı. Görev süresini uzatırken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden görüş almayan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Rum yönetimini tanıyan Birleşmiş Milletler, bu kararıyla iki toplumlu federasyon baskısını yineledi. Yakın zamanda gayri resmi bir toplantı düzenleyecek olan BM, toplantıda garantör devletler ve KKTC ve Rum yönetimi ile bir araya gelecek ve federasyon devlet fikrini baskılayacak.

 

Baskılar Kabul Edilemez

KKTC Ankara Emekli Büyükelçisi Dr. Ahmet Zeki Bulunç, “Kıbrıs meselesi yeniden federasyon temelli görüşme masasına çekilsin yönündeki girişimler sürdürülüyor. BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs’taki BM Barış Gücü’nün görev süresini uzatma kararını alırken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarının görüş ve rızasını almadan karar alması 50 yılı aşkın süredir Türk tarafını dikkate almadan kabul edilemez tek yanlı kararlar alma politikasını sürdürmektedir. Bunun en açık anlamı Kıbrıs Türk halkının Rumlarla eşit olmayan bir taraf kabul edilmesi demektir ki bu kesinlikle kabul edilemez. BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı tek taraflı karar uluslararası Kıbrıs Antlaşmalarını yok sayması, Rum-Yunan tarafının, Türk halkını başlattığı soykırım saldırıları sonucunda Kıbrıs Cumhuriyeti devletinden dışlayarak işgal eden Rum Yönetimini sözde meşru Kıbrıs hükümet kabul etmesi demektir. BM Güvenlik Konseyi’nin bu tutumu ve kararı kabul edilemez. BM Güvenlik Konseyi’nin açıkladığı BM Barış Gücü’nün görev süresini uzatan kararı aynı zamanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Rum yönetiminin birlikte üzerinde uzlaşması gereken anlaşma modeli hakkında önyargıya dayalı bir tutum ortaya koyması demektir ki böyle bir hükmü Türk tarafının kabul etmesi söz konusu olamaz. BM Güvenlik Konseyi’ni bu kararı 50 yılı aşkın bir süredir denenmiş ve tükenmiş çözümü mümkün artık 2017 yılında Crans Montana’da kesin bir şekilde ortaya çıkmış ‘iki toplumlu, iki kesimli federasyon modeli’ üzerinde Türk tarafına siyasi baskı uygulamasıdır. Bu peşin hüküm ve siyasi baskılar da kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

 

KKTC Bağımsız ve Egemen Devlettir

Bulunç sözlerine, “BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonu yeni koşullara uygun bir şekilde iki tarafı eşit egemen taraflar olarak masada bir araya getireceği, Rum tarafın egem taraf, Türk tarafını azınlık statüsü olarak gören ve Rum egemenliğindeki yönetime güçlendirilmiş azınlık haklarıyla Kıbrıslı Türkleri yama yapacak, KKTC’ni ortadan kaldıracak, garanti ittifak antlaşmalarını uygulamadan kaldıracak, Türk askerinin tamamen Kıbrıs’tan çıkaracak federasyon temelli uzlaşma modelleri terk edilerek bağımsız egemen iki devletli bir uzlaşma ve işbirliği modeli temel alınmalıdır. Her şeyden önce BM, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dikkat almalıdır. Kıbrıs’ta iki egemen bağımsız devlet vardır. BM Güvenlik Konseyi iki devlete eşit yaklaşmalıdır. Tek yanlı olarak, KKTC’yi dışlaması kabul edilemez. Bu şekilde iki toplumlu federasyon anlayışını KKTC ve Türkiye’ye dayatmaktadır. Kıbrıs uyuşmazlığını ortaya çıkaran Türk tarafı değil, Yunan ve Rum tarafı ile bunları destekleyen uluslararası aktörlerdir, ABD, İngiltere, AB ve Rusya’dır. KKTC bağımsız egemen bir devlettir ve Kıbrıs Türk halkı egemenliğine sahip çıkmakta, egemenliğini koruma kararlılığını her koşulda ortaya koymaktadır” diyerek son verdi.

BM, Federasyon Anlayışı DayatmasınıSürdürüyor

“BM Güvenlik Konseyi aldığı kararla çözümü mümkün olmadığı artık açıkça ortaya çıkmış olan federasyon anlayışı dayatmasını sürdürmektedir” diyen Büyükelçi Bulunç, “BM Genel Sekreteri’nin sürdürdüğü girişimlerle çok yakın bir gelecekte gerçekleştirilme çalıştığı 5+1 formülü ile yani üç garantör devlet (Türkiye, Yunanistan, Birleşik Kırallık), KKTC ve Kıbrıs Rum tarafını temsilcisinin ve BM temsilcisinin katılacağı gayri resmi bir toplantı gerçekleştirme çabalarının sürdürüldüğü bir zamanda BM Güvenlik Kararı olumsuz etkiler yaratacak bir zemini zorlamaktadır. Oysa ki BM Genel Sekreteri 8 Ocak 2021 tarihli İyi Niyet Misyonu raporunda, iki taraf arasında ortak vizyon olup olmadığının tespit edilmesini amaçlayan 5+1(BM) formatında gayriresmi bir toplantı öngördüğünü ifade etmektedir. BM Genel Sekreteri bu raporunda herhangi bir çözüm önerisine atıf yapmamaktadır. Kıbrıs Türk tarafı, bu formatta ve bu amaçla gerçekleştirilecek bir toplantının uygun bir zamanda yapılmasını desteklemektedir. Kıbrıs Türk tarafı, egemen eşitliğe dayalı iki devlet temelinde bir anlaşma modelini müzakere etmeye hazırdır olduğunu her fırsatta açıklamakta ancak egemen eşitlik temelinde yapılacak müzakerelerin bir sonuç getireceğine inandığı ifade etmektedir. BM Güvenlik Konseyi aldığı kararla BM Genel Sekreteri’nin görüşlerini dikkate almayan bir tutum sergilemiş ve Rum tarafının uzlaşmazlığını daha da katılaştıracak bir ortam yaratmıştır. Türk tarafının kabul ettiği 5+1 gayri resmi görüşme sadece tarafların bir araya geleceği ve uzlaşı zemini arayacağı bir toplantı girişimin arifesinde BMGK kararının alınmış olması düşündürücüdür” dedi.

Furkan Erten - Milli Gazete