1990 yılında gerçekleşen Barın Katliamı’nın 35. yıldönümü münasebetiyle, 4 Nisan 2025 tarihinde, Dünya Uygur Kurultayı (DUK) ve Münih’te yaşayan Uygur toplumu, katliamda hayatını kaybeden kurbanları anmak ve Çin hükümetinin Uygur halkına yönelik yürütmeye devam ettiği soykırım politikalarını protesto etmek amacıyla Münih’teki Çin Konsolosluğu önünde bir gösteri düzenledi.

Etkinliğe, Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Turgunjan Alavudun’un yanı sıra kurultay yetkilileri ve üyeleri, İlham Tohti İnisiyatifi Başkanı Enver Can, çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve Münih’te yaşayan çok sayıda Uygur katıldı.

Etkinlikte DUK Başkanı Turgunjan Alavudun diğer temsilciler konuşma yaptı. “Barın Katliamı, Çin hükümetinin Uygur halkına karşı yürüttüğü soykırım politikasının ilk aşamadıydı” diyen Alavudun “Bu yıl, binlerce cesur Uygur’un hayatına mal olan Barın Ayaklanması’nın 35. yıl dönümüdür, Onları onurlandırmalı ve temel hak ve özgürlükleri savunurken hayatını kaybeden tüm Uygur kurbanlar için adalet arayışımızı sürdürmeliyiz,” ifadelerini kullandı.

İlham Tohti İnisiyatifi Başkanı Enver Can, “Barın Ayaklanması sırasında ve sonrasında öldürülen, işkenceye uğrayan, keyfi olarak uzun hapis cezasına çarptırılan ve zorla kaybedilen binlerce Uygur kurbanını anıyoruz. Bastırma operasyonundan sorumlu Çinli liderler, suçları için hesap vermelidir.” ifadelerini kullandı.

Fransa Genel Seçimlerinin Kazananları ve Kaybedenleri Fransa Genel Seçimlerinin Kazananları ve Kaybedenleri

Dünya Uygur Kurultayı’nın basın açıklamasında Barın Ayaklanmasıyla ilgili şu ifadelere yer verildi:

Barın Ayaklanması

Barın Ayaklanması, Çin hükümetinin giderek artan baskı politikalarına karşı Uygurların gösterdiği en erken ve en geniş çaplı direnişlerden biridir. 5 Nisan 1990’da yaklaşık 200 Uygur, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin Akto İlçesi’ne bağlı Barın kasabasında yerel hükümet binasına yürüyerek, Çin makamlarının siyasi, dini ve kültürel baskı politikalarını protesto etti. Gösteriler, Çin’in Uygur kadınlara yönelik zorla kürtaj ve kısırlaştırma uygulamaları gibi, Uygur nüfusunu kontrol altına alma çabalarına duyulan öfkenin bir sonucuydu.

Çin hükümeti buna şiddetle karşılık verdi. O dönem yalnızca 19.000 kişinin yaşadığı Barın kasabasına 18.000’den fazla asker sevk edilerek gösteri bastırıldı. Takip eden günlerde binlerce Uygur katledildi. Bu olay, Çin devletinin Doğu Türkistan’daki gelecekteki şiddet eylemlerine yönelik ürkütücü bir emsal teşkil etti. Bugüne kadar, hayatını kaybedenlerin akıbetine dair bağımsız bir soruşturma yapılmış değildir.

Barın Ayaklanması tekil bir olay değildi—Çin hükümetinin Uygur halkına yönelik artan vahşetinin habercisiydi. Aradan geçen on yıllarda, Doğu Türkistan’daki baskılar soykırım boyutuna ulaştı. Çin makamları Uygurları şu uygulamalara maruz bırakmaktadır:

Keyfi kitlesel tutuklamalar: bir milyondan fazla Uygur toplama kamplarında hapsedildi.
Zorla kısırlaştırma ve doğum kontrol politikaları: Barın protestolarını tetikleyen nüfus kontrol uygulamaları bugün hâlâ sürüyor.
Sistematik zorla çalıştırma: Uygurlar insanlık dışı koşullarda çalışmaya zorlanıyor.
Dini ve kültürel kısıtlamalar: Uygur kimliği silinmeye çalışılıyor.
Sınır ötesi baskılar: yurt dışında yaşayan Uygurlar taciz, gözetim ve zorla geri gönderme gibi yöntemlerle hedef alınıyor.