İsmail Mansur Özdemir


Küresel Baskının Gölgesinde Filistin Seçimleri

14 Nisan 2021 13:42

Filistin 22 Mayıs’ta tarihi bir seçime gidiyor. 2005 ve 2006 yıllarından sonra yapılan en kritik seçim. Fetih ve Hamas’ın uzun zamandır devam eden seçim ihtilafı Türkiye, Mısır, Katar ve nispeten Rusya’nın katkıları ile ortadan kalktı. Özellikle Türkiye, Filistinli taraflara aralarındaki güven ortamının sağlanması konusunda başından beri gayret ortaya koyuyor. Hamas ve Fetih yöneticilerinin 22 Eylül’de İstanbul’da yaptığı toplantı da seçim kararına yönelik en önemli buluşmalardan biri oldu. Taraflar Türkiye’nin arabuluculuğu ile ısrar ettikleri konulardan geri adım attılar. Fetih hareketi, milletvekilliği ve devlet başkanlığı seçimlerinin birer yıl ara ile yapılması konusundaki ısrarından vazgeçerken, Hamas ise seçimlerin birlikte yapılması konusundaki ısrarından vazgeçti. Hatırlanacağı üzere bu konu iki yapı arasındaki ayrışma konularından bir tanesi. Son devlet başkalığı seçimleri olan 2005’te, milletvekilliği seçimleri de 2006’da yapılmıştı. Hamas, milletvekili seçimlerine girerek mecliste çoğunluğu elde etmişti fakat Devlet başkanlığı seçimlerine girmeyerek başkanlığı Mahmut Abbas’a bırakmıştı. Dönemin kendi şartları içerisinde anlaşılacak bu durumda Hamas, makul ve paylaşımcı bir siyasi tavır ortaya koymuştu. Filistin’in yönetiminin tümünün altına girmek kaynak ve süreç yönetimi açısından zorluklar getireceği için paylaşımı tercih etmişti. Fakat bugün şartlar daha farklı, Hamas artık bütüncül yönetime bence oldukça hazır ve seçimin gerektirdiği sonuca bence Filistin toplumu ve uluslararası kamuoyu da hazır.

Türkiye’nin Filistin konusundaki aktif siyasetini yakinen izleyen Mısırında sürecin gerisinde kalmamak adına ortaya koyduğu mesai ile Filistinli taraflar Kahire’de anlaşarak bir ilke yada şeref metninde buluştular. Bu sürecin hemen ardından Devlet Başkanı Mahmut Abbas, İsrail işgali ve ablukası altındaki Filistin topraklarında 22 Mayıs’ta milletvekili, 31 Temmuz’da devlet başkanlığı ve 31 Ağustos’ta da Filistin Ulusal Konseyi seçimlerinin yapılmasını öngören kararnameyi 15 Ocak’ta imzaladı.

Bu kadar önemli bir seçim sürecinin dünya basınında yeterine yer almıyor olması bu sürecin bugün en dikkat çekici noktası. Bunun pek çok sebebi olsa da ana sebep İsrail’in bu konudaki tutumu. Siyonist rejim için kaos, ihtilaf ve Filistinli taraflar arasındaki kriz, işgal ve kontrol sürecini kolaylaştıracağından her zaman tercih sebebidir. Bu sebeple Filistin halkının lehine ve faydasına olacak her durumdan İsrail rahatsız olmaktadır. Bu sebeple İsrail ve yandaşı ülkeler eliyle bu seçimin iptali yönünde yoğun bir baskı yapılmaktadır. Uluslararası medyanın ve küresel kuruluşların çok önemli olan bu seçimi gündeme getirmemelerinin en temel sebebi İsrail’dir. Bölgede istikrar ve güven istemeyen İsrail ve dostu ABD, seçimin gerçekleşmemesi için ellerinden geleni yapacaklardır. Fetih’ten yapılan açıklamalarda İsrail’in kendi seçimlerini bahane ederek Kudüs’teki Filistinlilerin seçime katılımı konusunu belirsiz bıraktığı ve Filistin yönetimini baskı altına aldığını ifade etmektedir. Şu ana kadar ki süreç oldukça değerlidir, Fetih ve Hamas’ın seçim şekli, zamanı ve esasları konusundaki tutarlı işbirliği İsrail’in bölgede en korktuğu senaryodur.

İsrail; seçimler marifetiyle ortaya çıkan vahdet ve bütünleşmeden, siyasi bilinç ve temsil kalitesinin artmasından, bu durumun Türkiye, Mısır, Katar vb. ülkeler eliyle küresel topluma sunuluyor olmasından, kendi yalan propaganda modelinin eriyor olmasından, Filistin toplumunun siyasal ve toplumsal gelişim ve olgunlaşma sürecinden ve en önemlisi seçimleri Hamas’ın kazanmasından çok korkmaktadır. Hatta İsrail şeref metnine imza atan yapılar üzerinde baskı yaratarak oluşturulan ittifak zeminini de bozmaya çalışmaktadır.

Filistin Seçimlerine Sistematik Basın ve Medya Ambargosu

Aslında bu kadar hassas bir seçimin tüm dünya’ da gündem olması beklenirken medya’ da yeterince yer bulmaması bazı işaretler vermektedir. İsrail seçimlerin iptal edilmesi konusunda bir süreç yönetmektedir. Seçim yaklaştıkça İsrail süreci manipüle etmeye yönelik gayretini farklı boyutlara taşıyabilir,  özellikle devlet eliyle terör var etme potansiyeli düşünüldüğünde daha da dikkat edilmelidir. Bugünlerde İran ile Basra Körfezinde ortaya çıkan gerilim, İran ile bir savaş çıkarma girişiminden ziyade aslına bakılırsa gündem saptırma gayretidir. Tam seçime yakın hiçbir sebep yok iken bir Gazze saldırısı tamda İsrail’e yakışır nitelikte bir iş olacaktır. İsrail’in yancısı ABD’de seçimleri dikkatle takip etmektedir. Trump döneminde ortaya koyduğu İsrail politikası konusundaki yaklaşımın devam edeceği görüntüsü ile birlikte özellikle Hamas’ın seçimleri kazanması halinde Filistin yardımlarını keseceğini ilan ederek halkın demokratik gayreti üzerinde küresel bir vesayet yaratmaktadır. Uluslararası kuruluşların bu küresel vesayetin karşısında ezilmemesi ve Filistin halkının demokratik geleceği konusunda vaziyet alması gereklidir.

Ülkemizdeki İlgisizlik….

Peki, ülkemiz medyasında seçim konusu neden yeterince gündem olamamıştır. Uluslararası medyanın arka plan ilişkileri, Siyonist sermayenin medya üzerinde yarattığı baskı ve küresel ortaklıklar bunu izah edebilir. Eğer bir olay İsrail’i rahatsız ediyorsa küresel medya bu konuda İsrail muhibbi bir koruyucu refleks ortaya koyacaktır.

Bunun dışında ülkemizde son dönemde belli çevrelerin İsrail ile ilişkileri artırmaya yönelik sistematik bir çaba içinde olduğu da görülmektedir. Hükümet üzerinde bir baskı oluşturarak İsrailsiz bir Ortadoğu politikası oluşturulamayacağı konusunda hakim bir algı yönetimi devlet ve toplum üzerinde yaygınlaştırılmaktadır. İsrail muhibbi kampanya birçok sektörde STK’lar marifetiyle yaygınlaştırılmaktadır. Mavi Marmara süreci, sınırlarımızdaki terör unsurlarının açık ve gizli finansmanı ve desteklenmesi, Türk devlet ve hükümeti karşıtı söylemler, Türk vatandaşlarının sebepsiz yere tutuklanması, Türkiye’nin Kalkınma Yardımı Kuruluşlarına müdahale edilmesi gibi açık pek çok diplomatik ve hukuki skandal İsrail tarafından sürdürülmektedir. İşte ülkemizde belli çevrelerde artan İsrail lehine davranışların Filistin seçimlerini gölgeleyen bir etki yarattığını düşündürmektedir. Tabii anlaşılamayan durum Filistin gündemini takip etmek durumunda olan dindar ve makul sayılacak medya kuruluşları, düşünce kuruluşları ve yazarlarında bu hassas seçimi yeterince gündeme getirmiyor oluşlarıdır.

Filistin seçimlerinin önemi göz önüne alındığında bu konuda bir gayret ortaya konmalıdır. İsrail’in olmaması için büyük gayret ortaya koyduğu seçimin gerçekleşmesi ve kamuoyunda gereken karşılığı bulması sağlanmalıdır. Seçime az bir zaman kalmıştır. Filistin halkı bu seçimi yapabilecek Demokratik donanım ve alt yapıya sahiptir. Fakat İsrail’in bu seçimi engellemeye yönelik gayretleri göz önünde bulundurularak destek ve güvenlik amaçlı katkılar sunulmalıdır. Her şeyden önce bu seçim sürecinin dünya kamuoyunun önünde gerçekleşmesi, bu demokratik tekâmül ve uluslararası meşruiyet açısından çok anlamlı bir süreçtir. Türkiye’deki medya kuruluşlarının, düşünce kuruluşlarının ve uzmanların bu seçimi yakın takibe almaları çok önemlidir.